try another color:
try another fontsize: 60% 70% 80% 90%
ZehirliOk.COM
Sağlık, Huzur, Mutluluk, Aile Ve Evlilik

Din, aşkı da, âşık olanları da seviyor

Geçen yıl Sevgililer Günü öncesinde bir arkadaş toplantısında söylenenleri hâlâ unutmadım. Aksiyon’da yazıyor olmam nedeniyle muhatap hasbelkader ben olsam da söylenenler, toplumun önemli bir bölümünü zan altında bırakıyordu.

O mecliste bulunanlardan biri diyordu ki; “Önümüzdeki hafta biz Sevgililer Günü’nü kutlayacağız. Sizinse böyle bir kaygınız yok. Çünkü İslam, Sevgililer Günü’nü reddettiği gibi insanların birbirlerini sevmelerine, âşık olmalarına da sıcak bakmıyor. Hatta evlenecek insanların dahi birbirlerini nikahtan önce görmelerini yasaklamış. Dolayısıyla böyle bir günün inançlarının emrettiği gibi yaşamaya çalışanlar için hiçbir anlamı yok”. Ben dilimin döndüğü kadar (bu konuda o zaman için pek döndüğünü söyleyemem) bir şeyler söylemeye çalıştım. Tasavvuf dedim, Allah aşkından sözettim. Ama doğrusu söylediklerim beni dahi tatmin etmedi. Sonrasında merak ettim ve araştırdım. Konunun uzmanlarıyla görüştüm, ilgili ayetleri ve hadisleri inceledim. Gördüm ki, o arkadaşım yanılıyor. İslam ne sevgiye karşı çıkıyor, ne de sevgiliye. Tasavvufta olduğu gibi sadece Allah aşkının değil, karşı cinsler arasındaki aşkın da kutsallığı vurgulanıyor. Hatta âşık olup da iffet ve namuslarını koruyanlar için İslam’daki en yüksek mertebe vaad ediliyor. Keşfu’l Hafâ’da yer alan bir Hadis—i Şerif’te deniyor ki; “Kim âşık olur da iffetini korur, halini gizler ve bu yüzden ölürse şehid olarak vefat eder”. İslam’da şehitlikten daha yüksek bir mertebe olmadığı dikkate alınırsa İslam’ın aşka ve âşıklara bakışının nasıl olduğu ortaya çıkıyor.

Aşk yok, muhabbet var

Kur’an—ı Kerim’de aşk sözcüğü yer almıyor. Sevgiyle ilgili ayetlerde daha çok hub, meveddet ve muhabbet kelimeleri kullanılıyor. Ancak kelime olarak olmasa bile anlam olarak Kur’an—ı Kerim’de aşk pek çok yerde geçiyor; “İman edenler Allah’ı daha şiddetle severler” (Bakara, 2/165). İslam alimleri de aşkı aşırı sevgi olarak tanımlamışlar. Zeliha’nın Hz. Yusuf’a duyduğu sevgi de (Yusuf Suresi, 12/30) aşkın tanımına uyuyor. Kur’an—ı Kerim’de bu sureye Ahsenül—Kasas (Hikayelerin en güzeli) denilmiş. Hz. Yusuf ile Züleyha’nın aşk macerası daha sonraki şairler için de esin kaynağı olmuş ve bu hikaye çerçevesinde mesneviler kaleme alınmış.

Muhabbet ise; “Maddi veya manevi haz veren bir şeye duyulan meyil, bir nesneye ya da şahsa ilgi göstermeye iten duygu” olarak tanımlanmış. Ancak kimi alimler buna da karşı çıkmış ve muhabbetin insani bir duygu olarak tanımının yapılmasının imkansız olduğunu söylemişler. İşte tanımlanamayan muhabbetin ileri boyutuna aşk denmiş. İkisi arasında nasıl bir sınır olduğu ise belirlenememiş. Zaten bu yüzden de İslam tarihinde aşk yerine muhabbet, muhabbet yerine de aşk terimleri kullanılmış.

Kur’an’daki bir çok ayette, Peygamber Efendimizin “Habibullah (Allah’ın sevgilisi) olarak anılması da İslam’ın aşka verdiği önemi göstermesi bakımından dikkat çekici olsa gerek. Sûfilere göre Allah’ın sevgiyle tecelli etmesinden âlem meydana gelmiştir. Bu görüşü benimseyenlere göre âlem aşktan yaratıldığı için her zerrede aşkın izini görmek mümkün.

Aşkla ilgili İslam tarihinde söylenmiş o kadar çok söz var ki, bunların hepsini yazmaya kalksak biz yazmaktan, siz de okumaktan bıkarsınız. Zaten bizim de İslam’ın aşk terminolojisinin tarihsel gelişimini izlemek gibi bir düşüncemiz yok. Kesin olan bir şey var: İslam ne aşka, ne de âşıklara kapıyı kapatmış. Aksine yaratıcısının aşk üzerine kurdum dediği tabiatta aşkın yaşatılmasını istemiş. Başlangıçta İslam alimleri aşk sözcüğünü kullanmaktan çekinse bile, İslam’ın ikinci yüzyılından itibaren aşk gerek kelime, gerekse anlam olarak İslamî terminolojideki yerini almış. Aşkın çeşitleri üzerine kafa yorulmuş. Aşkı kimileri iki alt başlıkta, kimileri ise beş alt başlıkta incelemiş. Aşk konusunda yazılan tasavvufi eserlerin en genişi olan Ahbarü’l Aşıkîn kitabının yazarı Ruzbihan—ı Bakli, aşkı; behimi (hayvani), tabii, ruhani, akli ve ilahi olarak beşe ayırmış.

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Süleyman Uludağ, İslam Ansiklopedisi’nin aşk ile ilgili maddesinde Bakli’nin beşe ayırdığı aşk ile ilgili şunları yazmış: Behimi aşk ayyaş, günahkar ve aşağılık kimselerin tanıdıkları nefs—i emmarenin eseri olup aslında heva ve hevesten ibaret olan aşktır; şehveti ve nefsi arzuları tatmin etmeyi hedef alır. Makul ve meşru çerçevede olmayan behimi aşk kötü ve günahtır. Tabii aşk, unsurlardaki letafetten hasıl olan maddi ve cismani bir aşk olup aklın ve ilmin hakimiyetinde olmazsa kötüdür. Ruhani aşk seçkinlerde bulunan maddi ve manevi güzelliklere karşı duyulan aşktır. Böyle bir aşka tutulan kimse kendisini şehvetten korursa bu aşk onu arifler derecesine ulaştırabilir. Akli aşk ise melekût aleminde tecelli eden güzellikleri temaşadan hasıl olur. İlahi aşka buradan geçilir. İlahi aşk aşkların en yücesidir.

Bakli, aşkı beşe ayırmış olmasına rağmen İslami literatürde hakim olan düşünce aşkın iki çeşidi olduğu yönünde. Bunlardan birincisi ilahi aşk, ikincisi ise beşeri aşk. Yaygın görüşe göre aslolan ilahi aşktır. Beşeri aşk ise daha çok bir araçtır. Tasavvufçular, beşeri aşkı ilahi aşka götüren bir vasıta olarak görürler. Aşk üzerine yaratılan bu dünyada amaç yaratanı sevmektir. Yaratanın âşık olduğuna âşık olmaktır. Yine tasavvufta Peygamberimizin Allah’a âşık olduğu gibi, Allah’ın da resulüne aşık olduğu düşüncesi yaygın olduğu için, insanların beşeri aşklar yerine ilahi aşka yönelmeleri tavsiye edilmiş.

Mutasavvıfların aşka bu kadar önem vermelerinin nedeni akılla Allah’a ulaşmanın mümkün olamayacağını savunmalarıydı. Onlara göre Allah’a varmak ancak aşkla mümkün olabilirdi. Mevlânâ da aklın dünyevi işlerdeki fonksiyonunun öbür dünya ile ilgili durumlarda yeterli olmadığını söylemiş. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlilerinden Prof. Dr. Mustafa Kara’ya göre insani aşk güzel ama asli hedef değil; “Hedef, bu temeller üzerinde yükselecek abide ile birlikte ballar balını aramaktır. Hedef, bu insani aşkın sağladığı gönül devleti ile kalb dünyamızın imkanlarını genişletmek ve geliştirmektir. Hedef, tam kapasite ile çalışan bir gönülle gönüller sultanına doğru kanatlanıp uçmaktır. Esas yiğitlik, insani aşkı ilahi aşka dönüştürebilmektir.”

İnsanlar birbirine âşık olabilir

Prof. Dr. Kara esas yiğitliğin insani aşkı ilahi âşka dönüştürmek olduğunu söylerken, önemli bir gerçeğe daha dikkat çekiyor. Evet insani aşk vardır ve önemlidir. Yine Kara’nın söyledikleri yıllardır devam eden bir tartışmadan ipuçları veriyor. İslam alimleri beşeri aşk ile ilahi aşk arasındaki ilişkinin nasıl olması gerektiği hususunda hiç bir zaman tam bir mutabakat içinde olmamışlar. Ağırlıklı görüş beşeri aşkın bir araç olduğu yönünde iken, önemli sayıda din bilgini de bütün beşeri aşkların ilahi aşka gitmesi gerekmediğini, beşeri aşkın da başlı başına bir olgu olarak kabul edilmesi gerektiğini söylemişler. Prof. Dr. Süleyman Uludağ da beşeri aşkın sadece bir araç olmadığını düşünenlerden; “Pek çok aşk hikayesi vardır ki, ilahi aşka ulaşmadan noktalanmıştır. Tabii ki beşeri aşktan ilahi aşka geçişlerin yaşandığı aşklar da olmuştur. Fuzuli’nin Leyla ile Mecnun’unda anlatılan aşk böyledir. Mutasavvıflara göre aslolan ilahi aşktır. Ama ilahi aşka yabancı olanların beşeri aşkı yaşamaları, aşkı yaşamamalarından daha iyidir. Zira beşeri aşkı yaşayanlar ilahi aşk alanında daha kolay mesafe kaydederler. Onun için mürit olmak maksadıyla dergaha gelen tâlibe şeyhin ilk sorusu; ‘Hiç âşık oldun mu’ olur. Talibin cevabı hayır olursa bu defa şeyh ona der ki; “Var, git âşık ol da öyle gel’.” Muhiddin—i Arabi ise aşkı tabii, ruhi ve ilahi olarak üçe ayırmış ve şöyle demiştir; “Mecazi aşk, hakiki aşka giden yolda bir deneyiş, belki bir duraktır. Hakiki aşka erişmek için mecazi aşk şart değildir. Ama olursa da kötü karşılanmaz.”

Âşıktır, hoşgörü ister

Kur’an—ı Kerim’de beşeri aşka tamamiyle insani ve doğal bir olay olarak bakılmış, dini ve ahlaki kuralların ihlal edilmediği aşk kötülenmemiş, aksine tutkun ve sevdalı oldukları halde iffet ve namuslarını koruma başarısını gösterenler takdir edilip örnek kişiler olarak gösterilmiş. Beşeri aşka tamamen insani ölçülerle yaklaşıldığı için de âşık olmak, sevdalanmak, birine vurulmak insanın iradesi dışında gelişen bir duygu olarak kabul edilmiş. Bu yüzden âşıklara mecnun ya da divane denilmiş. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Ebu Davut’un naklettiği bir hadisinde “Senin bir şeye olan sevgin seni kör ve sağır eder” diyerek, aşıkın içinde bulunduğu ruh halini anlatmış. Yine Kur’an—ı Kerim’de yer alan bir ayette (Âl—i İmran 14); “Kadınlara, oğullara, kantar kantar altın ve gümüşe, nişanlı atlar ve develere, ekinlere karşı aşırı sevgi beslemek insanlara güzel gösterilmiştir” denilerek kadınlara ilgi duymanın, onları sevmenin hiçbir sakıncası olmadığı anlatılmış. Bir başka hadiste (Nesai— İşretünnisa) “Kadınlardan sonra Allah resulüne en sevgili olan şey atlardır” buyrulmuş. Yine Nesai İşretünnisa’da yer alan bir hadise göre Peygamber Efendimiz, “Dünyada bana kadın ve güzel koku sevdirildi. Asıl gözümün aydınlığı ise namazdır” diyerek, karşı cinse olan duygunun, ne kadar insani olduğunu göstermiş.

Beşeri aşka karşı çıkanların dahi reddedemedikleri şey, hiçbir yerde bu aşkın yasak olduğuna dair bir hükmün bulunmaması. Ancak tabii ki kastettiğimiz aşk meşru zemin içinde yaşanacak. Cinsellikten arındırılmış, tamamen hissi duygularla yaşanan aşktan sözediyoruz. Birincisi Bakli’nin dediği gibi hayvani aşka giriyor ki, bu kesinlikle yasak. Cinsellikten arındırılmış bir aşka ise din şehitlik mertebesini dahi açık bırakıyor.

Aşkın edebiyatı

Aşkı keşfeden ve tartışan sadece İslam alimleri olmamış. Şairler ve yazarlar da aşk üzerine şiirler, denemeler yazmışlar. İslam edebiyatına baktığımız zaman, özellikle şiirin neredeyse tamamen aşk teması üzerine kurulmuş olduğunu görüyoruz. İslam edebiyatında aşkın zirveye çıkışı ise divan edebiyatı ile olmuş. Prof. Dr. İskender Pala divan edebiyatının baştan sona aşkın beyanıyla dolu olduğunu ve aşk konusunda söylenmemiş bir söz bırakılmadığını söylerken klasik edebiyatımızın aşka verdiği önemi anlatıyor. Pala’ya göre divan edebiyatında her türlü aşk vardı. Tabii aşktan ilahi aşka, mecazi aşktan ruhani aşka, platonik aşktan bedensel aşka bütün aşklar anlatılmış. Her aşk kendi şairini çıkarmış.

Platonik aşk Fuzuli ile zirveye çıkmış. Fuzuli’ye göre vuslata erişmeyen aşk en güzel aşktı. O, aşkında istiğna sahibiydi ve sevgiliye yük olmak istemezdi. Bu nedenle de sevgiliden ne iyilik, ne iltifat beklerdi. Almadan vermek, kazanmadan kaybetmek taraftarıydı. Kaleme aldığı Leyla ile Mecnun mesnevisinde de ilahi aşka giden yolu göstermiş. Fuzuli’nin şu itirafı Divan şairlerinin platonik aşk konusundaki genel düşüncesini göstermesi bakımından dikkat çekici olsa gerek; “İlim tahsil ederek yüksek mevki elde etmek, ancak olmayan bir hayal imiş. Âlemde her ne varsa aşk imiş; ilim, sadece kuru laftan ibaretmiş.

Tasavvufi aşkın temsilcisi ise Şeyh Galib. Şeyh Galib, tasavvufi aşka dair başlıbaşına bir şaheser olan eseri, Hüsn—ü Aşk’ı yazmış. İlk bakışta beşeri bir aşkın hikayesi olarak kabul edilebilecek bir mahiyet gösteren bu mesnevi, aslında Hüsün ve Aşk’ın sufiyane güzellik terakkilerini anlatan tasavvufi bir aşk hikayesi olarak karşımıza çıkıyor.

Ve beşeri aşk. Divan edebiyatında beşeri aşkı en çok Nedim konu etmiş. Nedim Fuzuli’nin aksine beşeri aşkın üzüntü ve elemleri yerine neşe ve sürurunu terennüm etmiş. Hicran, üzüntü ve elem, Fuzuli’nin hislerini ulvileştirerek beşeri aşkın üzerine çıkarırken; aşkın zevkini ve neşesini bizzat tatmak ve yaşamak isteyen Nedim, beşeri zevkler peşinde koşan bir âşık olmuştur. Nedim’in şiirlerinde ayrılık, hasret çekmek yoktur. O sevgiliden ayrı kalmayı asla istemez, sevgisiz kalmaya tahammül edemezdi.

Aşkı keşfetmedik, zaten vardı

İslam aşkı yasaklamamış derken, Amerika’yı yeniden keşetmedik. Zaten varolan bir gerçeği, yeniden hatırlatmak babında kaleme almaya çalıştığımız ve herkesin uzman olduğu bu konuda elbetteki pek çok hata yapmışızdır. Başta dediğim gibi hasbelkader eleştirilerin muhatabı ben olmuştum ve yine hasbelkader, İslamdaki insani aşkı yazmak bana düştü. İşin özü şu. Evet 14 Şubat Sevgililer Günü’nü başta söylediğim eleştiriye muhatap olanlar kutlamadı. Tüketim toplumunun daha çok para kazanmak adına popüler yaptığı günlere sıkıştırılan sevginin, sevgilinin onlara göre bir anlamı yok. Aslolan gerçek sevgi. Gerçek aşk. Zamana sığdırılan, sembolleştirilen değil, hayatın içinde olan ve günlük yaşantımızın değil, bütün ömrümüzün besin kaynağı olan aşk. Hem ilahi aşk, hem de beşeri aşk. İkisi de makbul. Yeter ki, aşk olsun...

NOKTA. Diyorlar ki, İslam nire, aşk nire.

İKİ NOKTA. Cevap İslam alimlerinden geliyor; “İslam’da ilahi aşk da vardır beşeri aşk da. Amaç ilahi aşka ulaşmaktır. Ancak bütün beşeri aşkların da ilahi aşkla neticelenmesi gerekmiyor.”

ÜÇ NOKTA... Ben de diyorum ki, “Aşk İslamın içinde.”

Osman İridağ
Aksiyon

Yorumlar

lütfen okumadan geçmeyin

kardeşlerim selamun aleykum ve rahmetullah başımdan geçen önemli hayati bir yasantımı Allah cc.nun rızası için paylaşmak istiyorum.evlendim her kız gibi mutluluğu umarak 12 yıl oldu evliliğimin basından itibaren sorunlarım varmış ama ben farkında olamadım 2-3 yıl sonra sorunlarım tamamen arttı.şöyleki eşim benle beraber olmuyor beni çok sevdiğini asla bırakmayacağını söylüyor.ama beaberde olmuyor.sebep ne biliyormusunuz 31 yaşına kadar bekarken sürekli istimna yani masturbasyon yapması..çok büyük acılar ve kul hakları yaşıyoruz kavgalar kuşgular iftiralar havada uçusuyor ..yani sorunlar çığ gibi çok yönlü buyuyor.anlattım lütfen istimnadan elinizden geldiğince kaçının haramdır.sadece zina edecek durumda yapmanız vacip oluyor ..başka HARAM.sebebini merak ediyorsanız işte benim durumumdan anlayın canlı örnek ...o beni boşamıyor benim onu boşama hakkım varmı ilişki durumumuz 6 ay 7 9 ayda bir boşanmayayım diye zoraki oluyor

CVP:lütfen okumadan geçmeyin

sorun sadece masturbasyon olmayabilir.

- ya cinsel sorunları var olabilir. Sertleşme ve erken boşalma gibi sorunlar nedeni ile beraber olmaktan korkuyor olabilir.

- ya da cinsel birşeyler hissetmiyor olabilir. psikolojik sorunları da olabilir.

- ya da başkasını seviyor onunla beraber oluyor olabilir.

- veya sizi sevmiyor çekici bulmuyor istemiyor olabilir.

yemeklerde cinselliği artırıcı doğal bitkileri kullanabilirsiniz.

Aşk Arapça bir kelime

Aşk Arapça bir kelime değil Farsça bir kelimedir Kur'an da bulunmayışının sebebi de bu olsa gerek

AŞK

ALLAH seven kulunu sevdiğine kavuşturur mu LÜTFEN CEVAP VERİN

ask a cevap

Aşk nasip işidir, hesap işi değil..Aşk adayıştır, arayış değil!..Sen adanmışsan ve yanmışsan bu uğurda aşk seni bulmaya gelir!..mevlana.... ama dikkat edin burda Allah askindan soz ediyo...

ask

e maılınıze nerden ulasırım

CVP:AŞK

nasibinde varsa kavuşursun, eğer yoksa nasibinde her ne yaparsan yap bir engel çıkar kavuşamazsın

önemli

bır sorum olacak aşagıda ınamayan yada zına eden kadınle evlenılmesının haram oldugu ayetınden bahsedılmıs. yani musluman olup zina eden bır kadın musluman ama zına etmeyen bır erkekle evlenemez mı.. yada her ıkısıde muslumansa ve zına etmıslerse mı evlenebılır açıklık getırırsenız sevınım

'' Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkası ile evlenmez; zina eden kadınla da ancak zina eden veya müşrik olan erkek evlenir Bu, müminlere haram kılınmıştır'' Nur S3

(Harammmm! Zinaya alışmış bir kadınla evlenmen haram! Vallahi onu seviyorsan bile… Vallahi kalbin ona bağlanmış olsa bile…Gece onun hatıralarıyla uyuyorsan bile…Haram!!!

yardımcı olun kardeşim .rabbimizin settar ismine sığının ..

İnsan, tabiatı itibariyle günah işlemeye meyilli yaratılmıştır. Ve dünya, imtihan dünyasıdır. İnsanın önüne onu günaha sürükleyecek, yoldan çıkaracak türlü türlü şeyler çıkacaktır. Bunların başında “şeytan” gelmektedir. Şeytan, kıyamet gününe kadar, insanları yoldan çıkarmak için Allah’tan izin almıştır. Bu durum Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır:

“İblis (Allah’a): “Bana insanların tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver.” Dedi. Allah: “Haydi sen mühlet verilenlerdensin.” Buyurdu. İblis: “Öyleyse beni azdırmana karşılık, and içerim ki ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükredenlerden bulamayacaksın.” Dedi.” (A’râf, 7/14-17)

Ayetlerde görüldüğü gibi şeytan sürekli insanlara sokulacak; önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından. Ve böylece insanlar harama, günaha düşeceklerdir. Peki, sonra ne olacak? Yaptığı kötü işlerden utanan, pişman olanlar ne yapacak? İşte tam burada Allah “tevbe” müessesesini getirmiştir. Yaptığından pişman olanlar, bir daha yapmamak üzere samimi bir şekilde tevbe edecek, Allah’ın af ve mağfiretine sığınacak ve Allah da onları affedecektir. O, şöyle buyurmuştur:

“O iyi davranış gösteren kullar, çirkin bir günah işlediklerinde veya kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe – istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler. (Âl-i İmrân, 3/135-136)

İşte onların mükâfatı, Rableri tarafından bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlerdir. Böyle amel edenlerin mükâfatı ne güzeldir.”

“Kötülükleri işleyip de sonra ardından tevbe edenler ile iman (larında sebat) edenlere gelince şüphe yok ki, Rabbin ondan (tevbeden) sonra elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (A’râf, 7/153)

“Sonra, şüphesiz ki Rabbin; cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra bunun ardından tevbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Nahl, 16/119)

“Allah katında (makbul) tevbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tevbe edenlerin tevbesidir. İşte Allah bunların tevbelerini kabul buyurur. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Nisâ, 4/17)

“Şüphe yok ki ben, tevbe edip inanan ve salih ameller işleyen, sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim.” (Tâhâ, 20/82)

“De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Zümer, 39/53)

Ayetlerde çok açık bir şekilde görüldüğü gibi günahından tevbe eden ve iyi işler yapanı Allah bağışlamaktadır.

Sorunuzda bahsettiğiniz fiil, zina, Allah’ın yasaklamış olduğu büyük günahlardan bir tanesidir. Değil o işi yapmak, ona “yaklaşmak” bile haram kılınmıştır. Allah Teala şöyle buyurmuştur:

“Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.” (İsrâ, 17/32)

Ama yapılan bu işten pişman olunmuş, tevbe edilmişse -inşaallah- bu günah bağışlanacaktır. Önemli olan kişinin durumunu düzeltmesi ve güzel işler / amel-i sâlih yapmasıdır.

Buna göre cahillik, gençlik vs. gibi herhangi bir sebeple zina yapmış ama sonra bu günahtan pişman olup tevbe etmiş ve güzel davranışlar sergilemeye başlamış biri ile evlenmekte bir sakınca bulunmamaktadır.

Çünkü Nûr suresinin üçüncü ayetinde: “Zina eden bir erkek ancak zina eden veya Allah’a eş koşan bir kadınla evlenebilir. Zina eden bir kadın da ancak zina eden veya Allah’a eş koşan bir erkekle evlenebilir. Evlenmenin bu türlüsü müminlere haram kılınmıştır.” hükmünün yanı sıra, yine bu surenin 5. ayetinde tevbe edip, kendisini düzeltenlerle evliliğe müsaade edilmiştir. Ayet şöyledir:

“Ancak, bunun ardından tevbe edip düzelen kimseler için söz yoktur. Çünkü Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir.”..
evlenmeden önce yaptığınız zina zaten günahtır o kişiyle evlenmiş olsanızda bu günahın hükmü kalkmaz ama tövbe ederseniz müstesna rabbim günahları affedici ve örtücüdür .

rabbim günahlarımız affeylesin ayıplarımızı kusurlarımızı örtsün inş .selam ve dua ile kardeşim....

Nezaman ki senin sohbetinden sıyrıldı yüreğim,işteo günden beri biçareyim!
Ne zaman kalbimde yerini başka heveslere pazarladım,İşte o andan beri avareyim!
Senden uzaklık ateşmiş YaRab!Merhamet et! .

bana da cvp yazın lütfennnnnnn:(

zina başlıklı yazıma yorum yazarmısınız lütfen cok ihtiyacım war

zina

Ben bu siteye yeni üyeyim öylesine bi birliktelik varki herkesin sorunlarına destek oluyorsunuz bende sorunlarımı sizin önünüze acmak cozumü birde burada aramak istedim...Sorun şu ki arkadaşlar ben bisey duymustum."zina yaptıgın kişi ile ilerde ewlenince o yapılan günah yok oluyormus die duymustum yani sonuçta eşine bir ihanette bulunmamıs oluyorsun eşinle yaptın onları..."die bişey duydum doğruluk dercesi nedir bunu cok merak ediyorum.bunu ALLAH RIZASI İÇİN araştırabilirmisiniz.Çünkü ben buna dayanarak hareket etmştim...el tutmalar...ve eger böyle bişey yoksa ben bu günahın altından nasıl kalkıcam bilemiyorum ve cok zor durumdaym bana lütfen yardımcı olurmusunuz...lütfen benim için dua edin...Şimdiden ALLAH razı olsun!

http://www.zehirliok.com/evli

http://www.zehirliok.com/evlilik_disi_girilen_cinsel_iliski#comment-11958
bu sayfada senin sorularının cvbı yazıo sanırım biras göz atarsan sorununu anlayabilirsin

öle bi saçmalık olabilir

öle bi saçmalık olabilir mi arkadaşım ne olsa evlencez zina yapalım sonuç ne zina sizin yaptıgınız ne imam nihakı var ne başka birşey yanlış duymuşsunz bi an önce bu düşünceleri atın kafanızdan dikkatli davranın sonuçta aşk iffet sınırının ötesine uzanmamaktır saygı çerçevesni aşmamaktır konuşmakla güzelleşir fakt dokunmakla bozulur..

aşkta zina

gerçekten seven ve aşık olan bir insan sevdiğiyle zina yaparmı ve aşkta evlenmeden önce dokunmak olurmu mantıklı cevaabı olan varsa yazarsa mutlu okurum

okuduğunuz için ben

okuduğunuz için ben teşekkür ederim cümle mühendisi kardeşim ..

elbette aşk vardır bunu kim inkar edebilir ??

aşk değilmidir macnunu cöllere sürgün eden aşk değilmidir,ferhata dağları deldiren ,aşk değilmidirki hz. haticeye habibüllahı evivi gönlünü malını emanet ettiren ,
aşk değilmidir yaşı epey olduğu halde gece gündüz o mağrada inzivaya cekildiğinde yalın ayak ,dağlara tırmandıran ,
aşk değilmidir h.z ayşeye iftira atıkdığı halde o seni hala ilk günkü gibi kör düğüm gibi seviyorum diyen ,
aşk değilmidir mavlanaya şemsi nasip eden onda aşkı nazar edip kainatı seyrettiren .aşk dğilmidir görmeye bile gerek kalmadan veysel karaniye habibini sevdiren
aşkı yaratan aşkı veren rabbimizdir ..
elbette aşk mühabbet vardır ,ama aşk ne şimdi ki gibi 3.5 günlük heves ,ne şimdiki gibi sehevi duyguların şaha kakltıhı arzudur ,
aşk herşeyi göze almak onunla bir beden bir ruh taşımaktır
onun bakışından anlamak söze bile hacetin olmadığı mana aleminde sefere cıkmaktır .bu seferki ebede giden yolda beraber gönül gönüle herşeye temaşa etmek .
aşk elbet vardır .2 kalbin bir olupta rabbine yönelmesi yaratılanı sevmek değilmidir .
yaratandan ötürü aşk değilmidir
aşk temizdir aşk paktır ,aşk aktır ,,
şimdiki yaşananlar aşkmıdır sizce ??buna aşk diyebilirmiyiz ?
menfeatların olduğu dünyalık heveslerle dolu duyguların aşkla alakası varmı acaba ?o cok sevenler uğruna ölenler güngelip arkalarına bile bakmadan kacanların hangi duygusu aşk acaba .

rabbim benim kalbimi ona onun kalbini bana bizim kalbimizi rabbimize yöneltecek aşklar eşler nasip etsin inş.
işte aşk o zaman aşktır ...faniden bakiye yönelen aşk onu vesile kılan aşk.
rabbi buluduran aşk ...gerisi vesaire ...

Nezaman ki senin sohbetinden sıyrıldı yüreğim,işteo günden beri biçareyim!
Ne zaman kalbimde yerini başka heveslere pazarladım,İşte o andan beri avareyim!
Senden uzaklık ateşmiş YaRab!Merhamet et! .

iremhan'a

s.a arkadaşım..ewet aslında dogru yazmışsın günümüzde gerçekten aşk denen şey nelere alet ediliyor, ne kadar yanlış yerlere sürükleniyor.. Bunları görmemek için kör olmak lazım.. Hayat o kadar acımasız, insanlar çıkarcı,yalancı,dolandırıcı olup çıkmışken.. Adını aşk sanıp aslında nefsinin esiri olanlar o kadar çokki.. O imrendigimiz anlatmaya doyamadığımız hikayeler belki gerçektende geride kaldı.. Ama ne bileyim benim içimde hep bir umut olmuştur, kimseye güvenilmemesi gerektigini bilmeme ragmen belki bir gün gerçek aşk bulur diyorum yada temiz bir sevgiyle evlenebilirim diyorum.. Aşk denen şeyin kutsallıgını benim gibi hala bilen kaldıysa kimbilir, Rabbim karşılaştırır diyorum.. Kainatı Aşk sebebiyle yaratan Rabbim gönülden dileyen kullarına belki nasip eder diyorum.. Herşeye ragmen bir umut olmalı insanda.. Sadece hayırlıysa ve temizse nasip olması dilegiyle diyorum......

Dinde insana aşk yoktur diyenlere..

Ya kardeşim dünyada aşk olmaz felan gibişeyler çok saçma.. nasıl bi dünyada yaşadıgımızı hatırlatayım, ahirzaman ve ister istemez erkek bayan gençler birbirini görüyor ister istemez muhatap oluyor ne kadar kendini sakınırsa sakınsın heleki aynı ortamda bulunuyorsa aşık olduysa ne yapabilir
kimse rahip rahibe hayatı yaşamıyor degilmi? herkesin bir sosyal yaşantısı var iş okul komşuluk herhangi bir sebep bir karşılaşma istemeden görme herşy olabilir,ne kadar dinibütün olursan ol bu Yüce Rabbimin kullarının kalbine yerleştirdigi muhabbetten kaynaklanır..
An olur aşık olmanın önüne geçemezsin gözün ondan başkada bişe görmez olur Rabbini bilirsin yüregin için derman dilersin.. soruyorum size bu aşkı dinden saymayanlara, birgün herhangi bir şekilde ne oldugu önemsiz aşık olsanız ne diyeceksiniz aman yüregim boşver dinde Aşk yokmu diyeceksiniz.yoksa haşa belkide bir imtihan olarak aşkı veren rabbinize niye verdin mi diyeceksiniz..yoksa siz kalbinize kelepçelermi vurdunuzda yüreginizmi taşlaştıda aşk birgün kapıyı çalmadan içeri girdiginde ona hesapmı soracaksınız..

Bir Sahabenin Aşk Hikayesi

Bir Sahabenin Aşk Hikayesi Bir sahabinin aşk hikayesi…

İsmi Mersed ibnu ebi Mersed…

Önemli bir sahabe…

İslamdan önce bir kızı seviyordu…

Aşık…

İslam yokDin yok…ve O bir kıza tutkun…

O İslama girdi ama kız Müslüman olmadı…

O hicret etti…Kız ne Müslüman oldu ne de hicret etti…

Mersed bir kahraman…

Ne yapıyordu?…Medineden Mekkeye ye gidip esirleri kaçırıyordu…

Kahraman!!!…

Gece Mekkeye gidiyor bir esiri alıyor…Her seferde bir esir…

Rasulullah(sav) ta bu sahabeden memnun…O bir kahraman…

Günlerden birgün Mersed geceyarısı Mekke de…Gizleniyor…

Bu sırada onu eski aşığı görüyor…müşrik bir kadın!…ismi Anak…

Mersedi uzaktan gördü: Bağırdı: -Mersed!!!Mersed!!

Mersed: -Evet Sen kimsin?

-Ben Anak!!!Sevgilin…Aşığın…Mersed rahat bir yaşama ve bir yatağa ne dersin?Eski günlerimiz gibi!!!

-Ya Anak!Allah bizlere zinayı haram kıldı!!!

-Sadece bir gece!…

-Haram!!

-Ya Mersed!!!Hatırlasana!!!

-Maazallah!!!Ben Allah'tan korkuyorum…

(Şeyh Nebil el-Avadi: Ne kadar kız dine bağlandı ama erkek arkadaşını bırakmadı,ne kadar genç dine bağlandı ama kız arkadaşını bırakmadı Sabırlılar nerede?)

Biliyormusunuz Anak ne yaptı? Bağırdı…

-Ey Mekke Ehli…EyMekke Ehli!!!!!!Bu kişi Mersed esirlerinizi kaçırıyor…

Onu açığa çıkardı!

Yani ya haram işlersin yada ölürsün!!!!…

İnsanlar kılıçlarını,hançerlerini kuşandılar ve Mersedi aramaya başladılar

Mersed kaçtı yanında bir esir vardı, onu sırtında taşıyordu bir çukur buldu ve içine girdi…Mersedin başının yanında durdularda onu bulamadılarAllah göstertmedi…Kurtuldu…

Medineye gitti…Rasulullah(SAV) e ulaştı…

Biliyor musunuz Mersed ne dedi?

''Ya Rasulallah Anak müşrik bir kadınOnunla evlenmem helal midir?''

(O kadın onun yerini açığa çıkardı!!!Ama yine de helal yoluyla evlenmek istiyor…Aşık! Ama haramı asla düşünmeyen bir adam…istese aşkı için canını bile verebilecek ama rabbinin aşkı daha büyük onun sevdası vazgecilmez onun sözünden başka söz tanımayan birsahabe )

Rasulullah(sav) cevap vermedi…henüz vahiy inmedi…hüküm yok…Allah'tan gelecek vahiy bekleniyor…

Daha sonra Allah azze ve celle şu ayeti indirdi:

'' Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkası ile evlenmez; zina eden kadınla da ancak zina eden veya müşrik olan erkek evlenir Bu, müminlere haram kılınmıştır'' Nur S3

(Harammmm! Zinaya alışmış bir kadınla evlenmen haram! Vallahi onu seviyorsan bile… Vallahi kalbin ona bağlanmış olsa bile…Gece onun hatıralarıyla uyuyorsan bile…Haram!!!

işte aşk insanın helakıda olabilir cennette girmesine vesilede ....)

Rasulullah(sav):

''Ya Mersed Allah sana bunu haram kıldı'' dedi…

Mersed bu kadını bir daha asla düşünmedi…

Nezaman ki senin sohbetinden sıyrıldı yüreğim,işteo günden beri biçareyim!
Ne zaman kalbimde yerini başka heveslere pazarladım,İşte o andan beri avareyim!
Senden uzaklık ateşmiş YaRab!Merhamet et! .

teşekkür

sevgili iremhan tebrikler. emri bil maruf da yapış oldun. Rabbim senden razı olur inşllah. karşına da hayırlı bırısını çıkarır. SELAMETLE....

:''-)

Bu yazıyı paylaştığın için çok teşekkür ederim...

AŞK

BİR İNSANIN HİÇ TANIMASIĞI,SADECE UZAKTAN GÖRDÜĞÜ VE AYRICA YAŞINDAN ÇOKÇA BÜYÜK OLAN BİR KASINA AŞIK OLMASI CAHİZMİDİR.BU KONUYLA İLGİLİ YORUMUNUZ NEDİR

Nasil yani?

Ben bu konuyu anliyamadim: Nikahsiz olan erkek ve kadinin arasinda olan aski nasil olur da yüceltiriz!?

Bir insan nasil asik olur? %99 Göz zinasindan olur..
Göz zinasi'nin haram oldugu apaçik belli, namhrem ilen neden yokken konusmak ( muhabbet (!) lesmek) kesin delillerle haram kilinmistir..

Yani, erkek veya kadin Müslüman bekar, namahrem ilen het türlü bakisma/konusma haramdir..

Bir insan böyle olursa, nasil asik olur?

( Tabii, ben burda sehvetin verdigi asktan bahsediyorum,- Allaha karsi asktan degil.)

soyle ki;

illa ki goz goze gelerek bakısarak asık olunmaz.ask odur ki kişinin kalbine tohumları sacılıverir de kimin ne zaman attıgını bilemez asık.ve masuk odur ki gonlu meyletse de goze alır ve bir daha gormemecesine uzaklasır asigindan..cunku ilk asık oldugu Rabbidir ve onun riza göstermeyecegini biliyorsa uzmek istemez Yaratanını..fuzuli ne der bilirsiniz.en guzel ask vuslatı olmayan asktır..ben ekleyeyim tabii mesru vuslatı olan asktır..olmaz demeyelim hic konusmadan bakısmadan da divane olunur.sevilenin yuzunu gormekle baslarsa ask duygulara gem vurulur ve beklemeye koyulur..bakmadan,gormeden,konusmadan,dokunmadan...hatta belki hiç bir haber almadan..aksi dusuncelere saygılarımla...
bd)

dinde aşk vardır konusuna hitaben

ben istanbuldan emre misafir olarak rast gele dinimizle ilgili araştırma yaparken böyle bi yazıya rastladım. öncelikle benim ALlah ve peygamber sevgisi ve cennet anaların ayaklarının altındadır tabi bide ana ve baba sevgisinden sonra çok sevdiğim biri var.kendisini çok seviyorm oda eni seviyo ama bizim sevgimiz dini çerçeve içerisinde sizin bu yazdığınız yazıya aynen uygun sevgimizin sonu ALLAHIN izniyle istemek olur inş.dini çerçeve içerisinde birbirimizi seviyorz meşru hiç bişeyin olmasını bende istemem o da. ama ailesinin rızasını almak mı gerekiyo bu konu ne olcak tamm seviyoruz dini çerçeve içerisinde ama ailesi bilmiyo bu konuda ailesinin rızası olaması gerekmezmi ne yapmak gerek bu konuda ben 19 yaşındayım kendisi 17 daha var evliliğe bu konuda bi cvp yazarsanız sevinirim...a.e.o

Ask-in siniri

Selamunaleykum kardeslerim,

sizlere bu konu-da biraz aciklik getirmek istiyorum, biraz olsun ruhunuza rahatlik ve hakiki askin kime ait oldugunu bildirmek istiyorum, eger anlatmama músade ederseniz.
ASK denen duygu asil nefsani bir duygudur cogu zaman karinin icinde yasar, yani asik olan insan mutlaka úzúntú icindedir ve cokca karni agrir ama bu neden bôyle acaba? diye soralim bir kendimize insaallah su cevapa erecez, aslina bakarsak ALLAH cc bizi hep uyariyor yanlis yapilan hareketlere karsi, bunu úzúntú ile gôsteriyor sikiyor bizi vs. vs. artik bu her kisiye gore biraz farklidir, hakiki bir ASK ALLAH-a mahsustur yani onu sevmek icin, ALLAH-a o duygularin en gúzel-ini ve en sevhetlisini niye harcamayalimda nefsani bir istek icin harcayalim sonra bundan dolayi sikintiya girelim? evet guzel kardeslerim, eger simdi sorarsaniz ya ben karim veya kocama asik olmayinca nasil yasicam onunla diye sorarsaniz, ALLAH-i hakkiyla seven ve asik olan kisihye, ALLAH-ta ona karisini veya kocasini hakkiyla sevdirir ve EVLILIKLERIN en guzelini yasattirir, unutmayalim ki her neyimiy varsa hepsi onun yaratmasiyladir ve o yarattigi icinde onundur ( Maneviyatimiz, Evlatlarimiz( olanlarin ) ve HERSEY evet HERSEY ).
INSAALLAH bundan boyle hakkiyla kulluk edip hakkiyla ALLAH-dan dileyenler oluruz cumleten insaallah, eyvallah VESSELAM !

bende onemlı bır fıkır ortaya sunacaksın sanmıstım.ask konusuna bır acıklık getıerceksın sandım.oysa konudan cıkıp bızı dıne davet etmıssın.kardesım zaten insanlar ister inanırlar ister inanmazlar bu kımseyı ilgilendirmez.kımse kımseyı hayırlı kullar olmaya davet edemez.o bize kalmıs bıseydır bızımle allah arasındadır bu sekılde ınsanları suclayıcı bır uskup hıc yakısmamıs.

islamın bir emrini göz ardı etmeyelim!

değerli kardeşim öncelikle kendi üslübumuza dikkat edelim..
bunu size atfen söylemiyorum başta kendime söylüyorum yanlış anlaşılmasın da...
ELBETTE İNANÇ KONUSU KİŞİYE KALMIŞTIR AKAT BURADA UNUTTUĞUNUZ BİR HUSUS VAR Kİ O DA İSLAMIN EMRİ BİL MARUF NEHYİ ANİL MÜNKER YANİ İYİLİĞİ EMREDİP KÖTÜLÜKTEN SAKINDIRMAK EMRİDİR...
ELBETTE ONUN İNNAIP İNANMAMASINDAN BİZ SORUMLU DEĞİLİZ FAKAT BİZ ONU BU KONUDA ELİMİZDEN GELDİĞİ KADAR GÜZEL FAYDALI OLAN ŞEYLERE DAVET EDEBİLİRİZ YANİ EMRİ BİLMARUF YAPABİLİRİZ PEKALA...Kİ BU ATEN BİZİM GÖREVİMİZDİR DEĞİL Mİ?
ELBETTE KUL İLE ALLAH ARASINDADIR KİŞİNİN YAPIP ETTİĞİ HERŞEY..FAKAT BİR KEZ DAHA SÖYLEMEK GEREKİR Kİ BU DEMEK DEĞİLDİR Kİ İSLAMIN EMRETTİĞİ GÜZEL İŞLERE DAVET ETME HUSUSNDA GERİ DURALIM..
SELAM VE DUA İLE KALALIM İNŞ..

Sennur rumuzlu arkadaşa hitaben...

Değerli Arkadaşım,
Öncelikle bayramınızı kutlar iki cihan saadeti dilerim.Evet inanıp inanmamak kişinin iradesindedir.Burada bir zorlama yoktur.Dileyen iman eder,dileyen küfreder.Yalnız;

"kımse kımseyı hayırlı kullar olmaya davet edemez.o bize kalmıs bıseydır bızımle allah arasındadır"

Bu cümleniz inanan bir mümin için kabul edilemez.Allah KK bir çok ayetinde müminlerin özelliklerini anlatırken,

"hakkı ve hayrı tavsiye ederler" buyurur.
Ayrıca; Peygamberler,Alimler,Arifler ve Müminler birbirine hak ve hakikati,iyiyi güzeli tavsiye ederler,birbirlerini kötülükten medederler.Bu mümin olmanın bir özelliğidir.
Bilginize sunarım.

bekar erkek

bana sikca sorulan bir soruyu sizinle paylasmak istiyorum cok kisiye sordum ama net bir cevap alamadim.Sizce ekar bir erkek cinsel hayatini nasil surdurebilir uygun olzn sekli var mi diye arkadaslarim sikca soruyolar evlenmekten baska caresi yok mu.Cevaplamaya calisiyorum ama genede yeterli olmuyo.beni bu konuda aydinlatirsaniz cok sevinirim.cevabinzi bekliyorum.

Bekar erkek başlıklı yazıya cevaben...

Değerli Arkadaşım,
Bu konuda inşaAllah uzun bir yazı yazmayı düşünüyorum..Sitede bu konuda çok güzel yazılar var.Mesela; Gözler nasıl korunur,Mastürbasyondan kurtulma çareleri ve buna benzer yazılar...Acaba bu yazıları okumuşmuydunuz?
Çok kısa ve öz olarak şunları söyleyebilirim.Teferruatını ileriki yazıya havale ediyorum:-)
-Cinsel dürtüler insanı sel gibi sürükleyen,kontrol edilemeyen çok güçlü dürtüler değildir.Dünyanın bir çok bölgesinde çeşitli dinlere mensup insanlar açlık ve riyazetle ruhlarını olgunlaştırmaya çalışıyorlar.
-Efendimiz; oruçla nefsin yollarını daraltınız buyuruyor.
-Manevi açıdan düzenli beslenme kaynaklarımız olmalı...
5 vakit namazımız,Haftalık tuttuguğumuz nafile oruçlar,mesela pazartesi perşembe orucu,Teheccüt namazı, günlük okuduğumuz dini eserler,bilhassa ahirete imanı güçlendiren,Allah korkusunu ve Allah sevgisini,yaradılışın sırlarını anlatan dini eserler hergün ekmek gibi,hava gibi su gibi gıdamızı almalıyız.
-Günlük bir cüz veya en az yarım cüz KK okumalı ve sevdiğimiz hafızlardan bilhassa kabe imamlarından dinlemeliyiz.Okuduğumuz surelerin anlamları ve tefsirini bilen güzel kardeşlerimizden öğrenmeliyiz.
-Mümkün mertebe abdestli gezmek.

-Abdest ve Namazın usul ve erkanına uyularak icrası çok önemli.

-Bu konuda görsel,işitsel her türlü kaynaklardan yararlanmalıyız.Çünkü beslenmeyen iman son nefeste insanı kurtaramayabilir.Hepimizin son nefeste imansız gitme tehlikesi olabilir.Bunun için imanı her gün gücümüzün yettiğince,ibadetlerle,ilim mütaalasıyla,temiz arkadaş çevresiyle,dini sohbetlerle,ölümü ve imani meseleleri tefekkür etmekle,gıyabi dualarla, kısaca bir antivürüs proğramıyla güçlendirmeli ve korumalıyız.

İnşaAllah bu konuda geniş yazacağım.

Dua ve muhabbetle kalalım inşaAllah.
Nusret KARDELEN

HER ŞEY MAVİSİNİ YİTİRMİŞ BİR HAYATIN YENİDEN İNŞAASI İÇİN

Yorum izleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçerek değişiklikleri etkinleştirmek için "Ayarları kaydet"i tıklayınız.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Son yorumlar

. . . . . . . . . . . . . . Iste Zehirli Ok'lar . . . . . . . . . . . . .
Alkol · Flört · Porno · Seks · Zina · Göz Zinası · Şehvet · Aşk · Chat · Dans · İftira · Nefis · Medya · Televizyon · Şeytan · Büyü ve Sihir · Cincilik · Fal · Kehanet · AIDS

. . . . . . . . . . . . . . Panzehirler . . . . . . . . . . . . .
Amel · Dua · Namaz · Oruç · Zekat · Evlilik · Eğitim · Hayat · Aile · Gençlik · Kadin · Tesettür · Sevgi · Maneviyat · Ahlak · Bela ve Musibet · Edep · Haya · iffet · Sabır · Tevbe · Şefeaat· Nasihat · RIZIK · Sağlık

Perde arkası · Güvenlik · Haber · Hikaye · Kitap Tavsiyesi · Soru-Cevap · Şiir · Asrı Saadet · Osmanlı

Anket

Chat, forum ya da messenger den tanıştıkların ile sohbetin boyutu ne kadar?: