Suskunluğumuz Utancımızdır

Aydın Altay

Önce sınırlarımız çizildi, ortak lisanımızla yabancılaştırıldık. Tanıyamadık birbirimizi, tanıyamadık kendimizi. Parçalandık...
Hakikat tek noktayken, bizler büyük bir marifetmiş gibi onu çoğalttık. Kelime kavramlarımızla felsefeye yöneldik, çok biliyorduk artık, eğri oturup doğruyu konuşuyorduk böbürlene böbürlene. Fikirlerimizi, kendimizi kanıtlamak adına önce kalemimizi sonra da söylemlerimizi değiştirdik. Sorumluluklarımızdan uzaklaştık git gide, kendimize yeni şeyler aramaya çıktık zaman zaman macera olsun diyebilmek adına. Birileri gereğince rol biçiyordu oyunculuğumuza. İyi oynuyoruz ne de olsa, iyi oyuncuyuz. Açılan perdeler bizim için, tezahüratlar, alkışlar bizim için. İyi oyuncuyuz doğrusu, yoksa bu rol bize verilir miydi?
Aynı eller sahnede, senaryolar aynı oyuncular aynı.
Şii dediler Sünni dediler sanki farklı dinlere mensupmuş gibi ayrı gösterdiler…
Gazetelerde, Şii bölge kuşatıldı, Kerbela, Necef... Çocuklar ölüyor, kadınların namusu kirletiliyor haberleri geçiyor sayfa sayfa, kime ne?
Hazreti Âli'nin türbesi bombalandı kimin umurunda? Ne de olsa yalnızca Şiiler için kutsal sayılıyordu, öyle ya radyo, televizyon bültenlerinde böyle geçmiyor muydu? Bizi parçalayan haberler? Kimin Ali'si? Kimin Hüseyin'i? Bahsedilen namus kimin? Ölen çocuklar ne de olsa bizim çocuklarımız değil... Çıt çıkmıyor bizden, nasılsa sıra bizlere gelmemiş işlerimiz yolunda ve etrafımızda elimizi eteğimizi öpen binlerce insan ve kisra saraylarını aratmayan yeryüzü cennetlerimiz var… İç huzurunu bozan azınlık bir grup terörist, öyle mi? Maksatları böyle göstermek değil miydi senaryoyu yazanların? Kin kusan kalemler, kan kusan kalemler. Vicdanı körelmiş bizler, onlara, olanlara yüz çeviren bizler, gerçeklerden bi haber şaşkın bizler...
Sadece ateş düştüğü yeri yakmıyor beyler, ateş bu! Yayılır her yana, hele hele zalimin elindeyse, yakar kavurur. Bu kez afişler asılıyor amerikan mallarına boykot isteniliyor, meydanlarda toplananlar bir ağızdan haykırıyor, çünkü camiler kirli postalların altında kirletiliyor, yaralılar camide katlediliyor. Bir baba öldürülmüş çocuğunu günlerce evden çıkaramıyor, nihayetinde evin bahçesine gömüyor. Sokaklarda yatan cesetleri köpekler parçalıyor, yazık oluyor beyler, söyler misiniz Kerbela kimin?, Necef kimin, Felluce kimin? Bağdat, Telafer kimin? Hazreti Ali Şiilerin de, Sünnilerin değil mi? Felluce'de ölenler insan da, Necef'tekiler insan değil mi?
Kerbela'yı anlamak için şehr-i Kerbela'da mı olmalı insan, bir İstanbul anlamaz mı ızdırabın çetin yüzünü. Necef'e ağlamak için illa Necefli bir ana mı olmalı, ciğer acısıyla dizlerini döven..İlla 'şu bizden' yaftasıyla mı dolaşmalı insanlık... Ama her nedense durum bir türlü değişmiyor. Çünkü birileri böyle istiyor, İslam coğrafyasında akan kan için birleşemeyen yüreklerimiz, mezhep taassubunda nifak tohumlarını yeşertiyoruz farkına varmadan.
Zamana ve duruma ayarlı birer robottan farkı olmayan bizler, yine verilen rolü en iyi şekilde oynamaya çalışıyoruz, ya oyuncuyuz ya da figüranız dünya sahnesine konulan kirli oyunlarda...

Bir yaz günü Irak'ın
Puslu bir sabahında
Kuşatıldı mahzun yürekler
Kıyamet koptu sanki
Çocuklar derin uykudaydı
Kimisi uyandı,
Kimisi uyanamadı.

Bağlandı ellerimiz
Ölüme yöneldi yüzümüz
Vurulduk birer birer

Bağlandı dillerimiz
Dilsiz şeytana dönüştük
Susturulduk birer birer
Bağlandı gözlerimiz
Karanlık sokaklarda
Götürüldük birer birer

Dağlandı yüreğimiz
Tuz bastık yaramıza
Unuttuk birer birer

Ve geldi geçti baharlar, yazlar ve kışlar... ama ne değişti? Kimler farkında, kimler kayıtsız kalıyor olup bitenlerden? Ölüm bir kara bulut gibi üşüştü savunmasız canların üzerine ve her gün onlarca insan ölüyor. Türbeler bombalanıyor, camiiler basılıyor… Ekilen nifak tohumları yeşeriyor ümmetin bağrında. Artık Amerikalı öldürmüyor, İngiliz'i işkence yapmıyor. Yapılmak istenen bu değil miydi? Körelmiş vicdanlar ne âlemde, ya müminler? Bir türlü mezhep kargaşasını aşamayanların vicdanı şimdi ne durumda? Unutmayın beyler vicdanınız sizi incittiği kadar imanlısınız…
Hakikat tek noktayken bizler çoğaltıyoruz büyük marifet adına. Daha kaç kişi bedel ödeyecek imar ettiğimiz çirkef düzeninin inşası'na? Onlar şehid tahtında Rabb' ine gülümserken, bizler utancımızdan başımızı önümüzden kaldırabilecek miyiz?

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Son yorumlar

. . . . . . . . . . . . . . Iste Zehirli Ok'lar . . . . . . . . . . . . .
Alkol · Flört · Porno · Seks · Zina · Göz Zinası · Şehvet · Aşk · Chat · Dans · İftira · Nefis · Medya · Televizyon · Şeytan · Büyü ve Sihir · Cincilik · Fal · Kehanet · AIDS

. . . . . . . . . . . . . . Panzehirler . . . . . . . . . . . . .
Amel · Dua · Namaz · Oruç · Zekat · Evlilik · Eğitim · Hayat · Aile · Gençlik · Kadin · Tesettür · Sevgi · Maneviyat · Ahlak · Bela ve Musibet · Edep · Haya · iffet · Sabır · Tevbe · Şefeaat· Nasihat · RIZIK · Sağlık

Perde arkası · Güvenlik · Haber · Hikaye · Kitap Tavsiyesi · Soru-Cevap · Şiir · Asrı Saadet · Osmanlı

Anket

Chat, forum ya da messenger den tanıştıkların ile sohbetin boyutu ne kadar?: