Flört'le kararan bir hayat daha....

Burada olmadı cennette beraber (miy)iz!?

Biriyle tanıştım, 4 yıl gayet iyi görüştük. Bir gün telefonda ‘Her şey bitti!’. 2 hafta sonra ise tekrar konuşmaya başladık. Bundan 3-4 gün sonra evlerinin önünden geçtim. Kalabalık vardı. Kına gecesi imiş. Ertesi günü evlendi. Aradım. “Onu değil seni seviyorum. Burada olmadı. Cennette beraberiz!” dedi. Doğru mudur Can abi, böyle bir şey var mı gerçekten?

Değerli kızım. Zaman zaman sana da ifade ettiği gibi bu arkadaş eninde sonunda bir MANTIK EVLİLİĞİ yapacağını biliyordu. Bu durumda;

1) Seninle tamamen duygusal ve nefsî bir ilişki yaşadı. Zamanı gelince de mantık evliliği yaptı. Dindar bir kişiye böyle EVLİLİK NİYETİ olmaksızın gezip tozmak yakışır mı?

2) Dindar olduğunu söylediğin bu şahıs hangi ayete dayanarak mantık evliliği yapmıştır? Ayrıca Efendimiz’in, “Evleneceğiniz kadını Aristo mantığına göre seçin. Bunda sizin için hayırlar vardır.” diye bir söz söylediğini bilmiyorum!

3) Yapılan mantık evliliği ise demek ki seninle ilişkisi “MANTIKSIZ” olmuş oluyor.

4) Dört yıl gezip tozduktan sonra, bir telefonla BİTTİ deyip 2 hafta sonra da başkasıyla evlenmesi, sence ciddi bir rahatsızlık göstergesi değil mi?

5) “Asıl seni seviyorum. Cennette beraberiz” demekle hem dünyada sana bir yan çizmiş, tüm aşklarına ve ahiretteki yaşamına ipotek koymuş olmuyor mu?

6) Önlerinden bir cenaze geçerken sahabilerden biri “NE GÜZEL, CENNETE GİDİYOR!” demişti de Âlemlerin Efendisi “Ben peygamberim bilmiyorum, sen nereden biliyorsun ki?” dememiş miydi? Kimin cennete gireceği garanti acaba? Bu arkadaş aşere-i mübeşşereden mi sence? Nereden taahhüt almış?

Sevgili Dilruba, terk edilmişliğin şoku ile birkaç ay böyle düşünmen, saf ve temiz sevginin henüz kanayan taze yarasıyla, sana son anda suçunun bastırılması için söylenmiş söze kanman normaldir.

Şoktan çık kızım. Rüyadan da uyan. Onun ölüsünü kalbine göm. Allah’a dayan, göklere sığın, secdelerini uzun ve duyarlı yap. Yeni ufuklara yelken açtığında “İYİ Kİ” diyeceksin, inan bana. Herkese YALANDAN MAVİ boncuk takan birinin buradaki ilişkisi bile YALANSA, öteler için de sakın ümitlenme. Gönlünün kıblesini düzelt. Ya pişman olup dönecek ya da evli iken seni tekrar arayacaktır. Görüşme! Allah’a ve ahirete havale et gitsin. Şimdi o sana bir GOL attı. Sen de ona golünü at. İş penaltılara kalırsa ahirette senin kalene ben geçerim. İstemez misin dünya kupası onların, ahiret kupası da bizim olsun? Bu iş bitti diye hayat bitmez, bu adam için kendini helak etmene değmez. Selamlar...

Dr. Can'ı rahmet ve özlemle anıyoruz
Başkaları için yaşayan insanların diğerlerinden farkı musalla taşına konunca anlaşılır. Onlar, geride en güzel hatıra ve dilekleri bırakır. Dr. Can’ımızı vefatının birinci yılında özlemle anıyoruz. O güzel bir dost ve abiydi.

s.a

Burada yazılan tüm yazıları okudum.Tahkik ve ahsen kardeşlerimin yazıları çok hoşuma gitti.Gerçek manada islami düşünce budur.Cihan kardeşimizin yazdığı cemaatlerle ilgili yazıların hiçbirine katılmıyorum ve cemaatleri de burada eleştirmek istemiyorum...Ama daha öncesinde cemaatte kalan ve cemaat kökenli biri olarak gördüğüm tek şey hizmet adı altında para endksli olmalarıdır...

İhlası korumanın ilacı

En güzel cevap bu olmalı

İhlas Risalesi (21.Lem’a) (Onyedinci Lem’anın Onyedinci Nota’sının yedi mes’elesinden Dördüncü Mes’elesi iken, ihlâs münasebetiyle Yirminci Lem’anın İkinci Nokta’sı oldu. Nuraniyetine binaen Yirmibirinci Lem’a olarak Lemeat’a girdi.)

Bu Lem’a lâakal her onbeş günde bir defa okunmalı.
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
وَلاَ تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ * وَ قُومُوا لِلّهِ قَانِتِينَ * قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّيَهَا وَ قَدْ خَابَ مَنْ دَسّيَهَا * وَلاَ تَشْتَرُوا بِآيَاتِى ثَمَنًا قَلِيلاً

Ey âhiret kardeşlerim ve ey hizmet-i Kur’aniyede arkadaşlarım! Bilirsiniz ve biliniz: Bu dünyada, hususen uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatcı, en metin bir nokta-i istinad, en kısa bir tarîk-ı hakikat, en makbul bir duâ-yı mânevî, en kerametli bir vesîle-i makasıd, en yüksek bir haslet, en sâfî bir ubûdiyet: İhlâstır. Mâdem ihlâsda mezkûr hassalar gibi çok nurlar var ve çok kuvvetler var.. ve mâdem bu müdhiş zamanda ve dehşetli düşmanlar mukabilinde ve şiddetli tazyikat karşısında ve savletli bid’alar, dalâletler içerisinde bizler gâyet az ve zaîf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gâyet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i îmaniye ve hizmet-i Kur’aniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş; elbette herkesten ziyade bütün kuvvetimizle ihlâsı kazanmaya mecbur ve mükellefiz ve ihlâsın sırrını kendimizde yerleştirmek için gâyet derecede muhtacız. Yoksa hem şimdiye kadar kazandığımız hizmet-i kudsiye kısmen zâyî olur, devam etmez; hem şiddetli mes’ul oluruz. وَلاَ تَشْتَرُوا بِآيَاتِى ثَمَنًا قَلِيلاً âyetindeki şiddetli tehdidkârâne nehy-i İlâhîye mazhar olup, saadet-i ebediye zararına mânâsız, lüzumsuz, zararlı kederli, hodfuruşâne, sakîl, riyakârane bazı hissiyat-ı süfliye ve menâfi-i cüz’iyenin hatırı için ihlâsı kırmakla; hem bu hizmetteki umum kardeşlerimizin hukukuna tecavüz,hem hizmet-i Kur’aniyenin hizmetine taarruz, hem hakaik-i îmaniyenin kudsiyetine hürmetsizlik etmiş oluruz.

Ey kardeşlerim! Mühim ve büyük bir umûr-u hayriyenin çok muzır mânileri olur. Şeytanlar o hizmetin hâdimleriyle çok uğraşır. Bu mânilere ve bu şeytanlara karşı, ihlâs kuvvetine dayanmak gerektir. İhlası kıracak esbabdan; yılandan, akrepten çekindiğiniz gibi çekininiz. Hazret-i Yûsuf Aleyhisselâm اِنَّ النَّفْسَ َلاَمَّارَةٌ بِالسُّوءِ اِلاَّ مَا رَحِمَ رَبِّى demesiyle, nefs-i emmâreye itimad edilmez. Enâniyet ve nefs-i emmâre sizi aldatmasın. İhlası kazanmak ve muhafaza etmek ve mânileri defetmek için, gelecek düsturlar rehberiniz olsun.

BİRİNCİ DÜSTURUNUZ: Amelinizde Rızâ-yı İlâhî olmalı. Eğer O râzı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer o kabul etse, bütün halk reddetse te’siri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabûl ettirir, onları da razı eder. Onun için, bu hizmette doğrudan doğruya yalnız Cenab-ı Hakk’ın rızasını esas maksad yapmak gerektir.

İKİNCİ DÜSTURUNUZ: Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkid etmemek ve onların üstünde faziletfuruşluk nev’inden gıbta damarını tahrik etmemektir. Çünki, nasıl insanın bir eli diğer eline rekabet etmez; bir gözü bir gözünü tenkid etmez; dili kulağına itiraz etmez; kalb ruhun ayıbını görmez.. belki birbirinin noksanını ikmal eder, kusurunu örter, ihtiyacına yardım eder, vazifesine muavenet eder; yoksa o vücud-u insanın hayatı söner, ruhu kaçar, cismi de dağılır. Hem nasılki bir fabrikanın çarkları birbiriyle rekabetkârane uğraşmaz, birbirinin önüne tekaddüm edip tahakküm etmez, birbirinin kusurunu görerek tenkid edip sa’ye şevkini kırıp atalete uğratmaz. Belki bütün istidadlariyle, birbirinin hareketini umumî maksada tevcih etmek için yardım ederler, hakikî bir tesanüd bir ittifak ile gaye-i hilkatlerine yürürler. Eğer zerre mikdar bir taarruz, bir tahakküm karışsa; o fabrikayı karıştıracak, neticesiz akîm bırakacak. Fabrika sahibi de o fabrikayı bütün bütün kırıp dağıtacak.

İşte ey Risale-i Nûr Şâkirdleri ve Kur’anın hizmetkârları! Sizler ve bizler öyle bir insân-ı kâmil ismine lâyık bir şahs-ı mânevînin âzalarıyız.. ve hayat-ı ebediye içindeki saadet-i ebediyeyi netice veren bir fabrikanın çarkları hükmündeyiz.. ve sâhil-i selâmet olan Dâr-üs Selâm’a ümmet-i Muhammediyeyi (A.S.M.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz. Elbette dört ferdden bin yüz onbir kuvvet-i mâneviyeyi te’min eden sırr-ı ihlâsı kazanmak ile, tesanüd ve ittihad-ı hakîkîye muhtacız ve mecburuz. Evet üç elif ittihad etmezse, üç kıymeti var. Sırr-ı adediyet ile ittihad etse, yüz onbir kıymet alır. Dört kerre dört ayrı ayrı olsa, onaltı kıymeti var. Eğer sırr-ı uhuvvet ve ittihad-ı maksad ve ittifak-ı vazife ile tevâfuk edip bir çizgi üstünde omuz omuza verseler, o vakit dörtbin dörtyüz kırkdört kuvvetinde ve kıymetinde olduğu gibi.. hakikî sırr-ı ihlâs ile, onaltı fedakâr kardeşlerin kıymet ve kuvvet-i mâneviyesi dört binden geçtiğine, pek çok vukuât-ı tarihiye şehadet ediyor. Bu sırrın sırrı şudur ki: Hakikî, samimî bir ittifakta herbir ferd, sâir kardeşlerin gözüyle de bakabilir ve kulaklariyle de işitebilir. Güya on hakikî müttehid adamın herbiri yirmi gözle bakıyor, on akılla düşünüyor, yirmi kulakla işitiyor, yirmi elle çalışıyor bir tarzda mânevî kıymeti ve kuvvetleri vardır. (Hâşiye)

_____________________________________

(Haşiye): Evet sırr-ı ihlâs ile samimî tesânüd ve ittihad, hadsiz menfaate medâr olduğu gibi; korkulara hatta ölüme karşı en mühim bir siper, bir nokta-i istinaddır. Çünki ölüm gelse, bir ruhu alır. Sırr-ı uhuvvet-i hakikiye ile rızâ-yı İlâhî yolunda, âhirete müteallik işlerde, kardeşleri adedince ruhları olduğundan biri ölse, “Diğer ruhlarım sağlam kalsınlar; zira o ruhlar her vakit sevabları bana kazandırmakla mânevî bir hayatı idâme ettiklerinden ben ölmüyorum” diyerek, ölümü gülerek karşılar. “Ve o ruhlar vasıtasiyle sevab cihetinde yaşıyorum, yalnız günah cihetinde ölüyorum” der, rahatla yatar.

_____________________________________
ÜÇÜNCÜ DÜSTURUNUZ: Bütün kuvvetinizi ihlâsta ve hakda bilmelisiniz. Evet kuvvet hakdadır ve ihlâstadır. Haksızlar dahi, haksızlıkları içinde gösterdikleri ihlâs ve samimiyet yüzünden kuvvet kazanıyorlar. Evet kuvvet hakda ve ihlâsta olduğuna bir delil, şu hizmetimizdir. Bu hizmetimizde bir parça ihlâs, bu dâvâyı isbat eder ve kendi kendine delil olur. Çünki yirmi seneden fazla kendi memleketimde ve İstanbul’da ettiğimiz hizmet-i ilmiye ve diniyeye mukabil, burada sizinle yedi-sekiz senede yüz derece fazla edildi. Halbuki, kendi memleketimde ve İstanbul’da burada benimle çalışan kardeşlerimden yüz, belki bin derece fazla yardımcılarım varken, burada ben yalnız, kimsesiz, garib, yarım ümmî, insafsız memurların tarassudat ve tazyikatları altında yedi-sekiz sene sizinle ettiğim hizmet; yüz derece eski hizmetten fazla muvaffakıyeti gösteren mânevî kuvvet, sizlerdeki ihlâstan geldiğine kat’iyyen şüphem kalmadı. Hem îtiraf ediyorum ki: Samimî ihlâsınızla, şan ü şeref perdesi altında nefsimi okşıyan riyadan beni bir derece kurtardınız. İnşâallâh tam ihlâsa muvaffak olursunuz, beni de tam ihlâsa sokarsınız… Bilirsiniz ki, Hazret-i Ali (R.A.) o mu’cizevârî kerametiyle ve Hazret-i Gavs-ı Azam (K.S.), o harika keramet-i gaybiyesiyle, sizlere bu sırr-ı ihlâsa binaen iltifat ediyorlar. Ve himayetkârâne teselli verip hizmetinizimânen alkışlıyorlar. Evet hiç şübhe etmeyiniz ki, bu teveccühleri, ihlâsa binaen gelir. Eğer bilerek bu ihlâsı kırsanız, onların tokadını yersiniz. Onuncu Lem’adaki şefkat tokatlarını tahattur ediniz. Böyle mânevî kahramanları arkanızda zahîr, başınızda üstad bulmak isterseniz وَ يُؤْثِرُونَ عَلَى اََنْفُسِهِمْ sırriyle ihlâs-ı tâmmı kazanınız. Kardeşlerinizin nefislerini nefsinize; şerefte, makamda, teveccühte, hatta menfaat-ı maddiye gibi nefsin hoşuna giden şeylerde tercih ediniz. Hatta en lâtif ve güzel bir hakikat-ı îmaniyeyi muhtaç bir mü’mine bildirmek ki; en mâsûmâne, zararsız bir menfaattir. Mümkün ise, nefsinize bir hodgâmlık gelmemek için, istemiyen bir arkadaş ile yaptırması hoşunuza gitsin. Eğer “Ben sevab kazanayım, bu güzel mes’eleyi ben söyliyeyim” arzunuz varsa, çendan onda bir günah ve zarar yoktur. Fakat mâbeyninizdeki sırr-ı ihlâsa zarar gelebilir.

DÖRDÜNCÜ DÜSTURUNUZ: Kardeşlerinizin meziyetlerini şahıslarınızda ve faziletlerini kendinizde tasavvur edip, onların şerefleriyle şâkirâne iftihar etmektir. Ehl-i tasavvufun mabeyninde “fenâ fi-ş şeyh, fenâ fi-r resûl” ıstılâhatı var. Ben sôfî değilim. Fakat onların bu düsturu, bizim meslekte “fenâ fi-l ihvân” suretinde güzel bir düsturdur. Kardeşler arasında buna “tefânî” denilir. Yâni: birbirinde fâni olmaktır. Yâni: Kendi hissiyat-ı nefsaniyesini unutup, kardeşlerinin meziyyât ve hissiyâtiyle fikren yaşamaktır. Zaten mesleğimizin esası uhuvvettir. Peder ile evlâd, şeyh ile mürid mâbeynindeki vasıta değildir. Belki hakikî kardeşlik vasıtalarıdır. Olsa olsa bir üstadlık ortaya girer. Mesleğimiz “Halîliye” olduğu için, meşrebimiz “hıllet”tir. Hıllet ise, en yakın dost ve en fedakâr arkadaş ve en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmerd kardeş olmak iktiza eder. Bu hılletin üss-ül-esâsı, samimî ihlâstır. Samimî ihlâsı kıran adam, bu hılletin gâyet yüksek kulesinin başından sukut eder. Gâyet derin bir çukura düşmek ihtimali var. Ortada tutunacak yer bulamaz.

Evet yol iki görünüyor. Cadde-i Kübrâ-yı Kur’aniye olan şu mesleğimizden şimdi ayrılanlar, bize düşman olan dinsizlik kuvvetine bilmiyerek yardım etmek ihtimali var. İnşâallâh Risale-i Nur yoliyle Kur’an-ı Mu’ciz-ül Beyan’ın daire-i kudsiyesine girenler; daima nura, ihlâsa, îmânâ kuvvet verecekler ve öyle çukurlara sukut etmeyeceklerdir.

Ey hizmet-i Kur’aniyede arkadaşlarım! İhlâsı kazanmanın ve muhafaza etmenin en müessir bir sebebi, Rabıta-i Mevttir. Evet ihlâsı zedileyen ve riyaya ve dünyaya sevkeden, tûl-i emel olduğu gibi; riyadan nefret veren ve ihlâsı kazandıran, râbıta-i mevttir. Yâni: Ölümünü düşünüp, dünyanın fâni olduğunu mülâhaza edip, nefsin desîselerinden kurtulmaktır. Evet ehl-i tarikat ve ehl-i hakikat, Kur’an-ı Hakîm’in كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ اْلمَوْتِ { اِنَّكَ مَيِّتٌ وَاِنَّهُمْ مَيِّتُونَ gibi Âyetlerinden aldığı dersle, râbıta-i mevti sülûklarında esas tutmuşlar; tûl-i emelin menşei olan tevehhüm-ü ebediyeti o râbıta ile izale etmişler. Onlar farazî ve hayalî bir surette kendilerini ölmüş tasavvur ve tahayyül edip ve yıkanıyor, kabre konuyor farz edip; düşüne düşüne nefs-i emmare o tahayyül ve tasavvurdan müteessir olup uzun emellerinden bir derece vazgeçer. Bu râbıtanın fevâidi pek çoktur. Hadîste اَكْثِرُوا ذِكْرَ هَادِمِ اللَّذَّاتِ -ev kemâ kal- Yâni: “Lezzetleri tahrip edip acılaştıran ölümü çok zikrediniz!” diye bu râbıtayı ders veriyor. Fakat mesleğimiz tarikat olmadığı, belki hakikat olduğu için, bu rabıtayı ehl-i tarikat gibi farazî ve hayalî suretinde yapmağa mecbur değiliz. Hem meslek-i hakikata uygun gelmiyor. Belki âkîbeti düşünmek suretinde, müstakbeli zamân-ı hâzıra getirmek değil, belki hakikat noktasında zamân-ı hâzırdan istikbale fikren gitmek, nazaran bakmaktır. Evet hiç hayâle, faraza lüzum kalmadan bu kısa ömür ağacının başındaki tek meyvesi olan kendi cenazesine bakabilir. Onunla yalnız kendi şahsının mevtini gördüğü gibi, bir parça öbür tarafa gitse, asrının ölümünü de görür; daha bir parça öbür tarafa gitse, dünyanın ölümünü de müşâhede eder, ihlâs-ı etemme yol açar.

İkinci Sebeb: Îmân-ı tahkikînin kuvvetiyle ve mârifet-i Sânii netice veren masnuattaki tefekkür-ü îmânîden gelen lemeat ile bir nevi huzur kazanıp, Hâlik-ı Rahîm’in hâzır nâzır olduğunu düşünüp, Ondan başkasının teveccühünü aramıyarak; huzurunda başkalarına bakmak, meded aramak o huzurun edebine muhalif olduğunu düşünmek ile o riyadan kurtulup ihlâsı kazanır. Her ne ise.. bunda çok derecât, merâtib var. Herkes kendi hissesine göre ne kadar istifade edebilse, o kadar kârdır. Risale-i Nur’da riyadan kurtaracak, ihlâsı kazandıracak çok hakaik zikredildiğinden ona havale edip, burada kısa kesiyoruz.

İhlâsı kıran ve riyaya sevkeden pek çok esbabdan iki-üçünü muhtasaran beyan edeceğiz:

Birincisi: Menfaat-i maddiye cihetinden gelen rekabet, yavaş yavaş ihlâsı kırar. Hem netice-i hizmeti de zedeler. Hem o maddî menfaati de kaçırır. Evet hakikat ve âhiret için çalışanlara karşı bu millet bir hürmet ve bir muavenet fikrini daima beslemiş. Ve bilfiil onların hakikat-ı ihlâslarına ve sâdıkane olan hizmetlerine bir cihette iştirak etmek niyetiyle, onların hâcât-ı maddiyelerinin tedârikiyle meşgul olup, vakitlerini zâyi etmemek için, sadaka ve hediye gibi maddî menfaatlerle yardım edip, hürmet etmişler. Fakat bu muavenet ve menfaat istenilmez, belki verilir. Hem kalben arzu edip muntazır kalmakla lisan-ı hal ile dahi istenilmez, belki ummadığı bir halde verilir. Yoksa ihlâsı zedelenir. Hem وَلاَ تَشْتَرُوا بِآيَاتِى ثَمَنًا قَلِيلاً Âyetinin nehyine yanaşır, ameli kısmen yanar. İşte bu maddî menfaati arzu edip muntazır kalmak, sonra nefs-i emmâre hodgâmlık cihetiyle, o menfaati başkasına kaptırmamak için, hakikî bir kardeşine ve o hususî hizmette arkadaşına karşı bir rekabet damarı uyandırır. İhlası zedelenir, hizmette kudsiyeti kaybeder. Ehl-i hakikat nazarında sakîl bir vaziyet alır. Ve maddî menfaati de kaybeder. Her ne ise.. bu hamur çok su götürür, kısa kesip yalnız hakikî kardeşlerimin içinde sırr-ı ihlâsı ve samimî ittifakı kuvvetleştirecek iki misal söyleyeceğim.
Birinci Misâl: Ehl-i dünya, büyük bir servet ve şiddetli bir kuvvet elde etmek için, hatta bir kısım ehl-i siyaset ve hayat-ı içtimaiye-i beşeriyenin mühim âmilleri ve komiteleri, iştirak-i emval düsturunu kendilerine rehber etmişler. Bütün sû-i istimâlât ve zararlariyle beraber, harika bir kuvvet, bir menfaat elde ediyorlar. Halbuki iştirak-i emvâlin çok zararlariyle beraber, iştirakle mâhiyeti değişmez. Herbirisi umuma -gerçi bir cihette ve nezârette- mâlik hükmündedir, fakat istifade edemez. Her ne ise.. bu iştirâk-i emval düsturu a’mâl-i uhreviyeye girse; zararsız azîm menfaate medârdır. Çünki bütün emval, o iştirak eden herbir ferdin eline tamamen geçmesinin sırrını taşıyor. Çünki nasılki dört beş adamdan iştirak niyetiyle biri gazyağı, biri fitil, biri lâmba, biri şişe, biri kibrit getirip lâmbayı yaktılar. Herbiri tam bir lâmbaya mâlik oluyor. O iştirak edenlerin herbirinin bir duvarda büyük bir âyinesi varsa, herbirinin noksansız, parçalanmadan birer lâmba oda ile beraber âyinesine girer. Aynen öyle de: Emvâl-i uhreviyede sırr-ı ihlâs ile iştirak ve sırr-ı uhuvvet ile tesânüd ve sırr-ı ittihad ile teşrik-ül mesâî.. o iştirak-i a’mâlden hâsıl olan umum yekûn ve umum nur herbirinin defter-i a’mâline bitemâmiha gireceği ehl-i hakikat mabeyninde meşhud ve vâkidir. Ve vüs’at-ı Rahmet ve kerem-i İlâhînin muktezasıdır.

İşte ey kardeşlerim! Sizleri inşâallâh menfaat-i maddiye rekabete sevketmiyecek. Fakat menfaat-i uhreviye noktasında bir kısım ehl-i tarîkat aldandıkları gibi, sizin de aldanmanız mümkündür. Fakat şahsî, cüz’î bir sevab nerede; mezkûr misal hükmündeki iştirak-i a’mâl noktasında tezâhür eden sevab ve nur nerede….

İkinci Misâl: Ehl-i san’at, netice-i san’atı ziyade kazanmak için, iştirak-i san’at cihetinde mühim bir servet elde ediyorlar. Hatta dikiş iğneleri yapan on adam, ayrı ayrı yapmağa çalışmışlar. O ferdî çalışmanın her günde yalnız üç iğne, o ferdî san’atın meyvesi olmuş. Sonra teşrîk-ül-mesâî düsturiyle on adam birleşmişler. Biri demir getirip, biri ocak yandırıp, biri delik açar, biri ocağa sokar, biri ucunu sivriltir ve hâkezâ Herbirisi iğne yapmak san’atında yalnız cüz’î bir işle meşgul olup, iştigal ettiği hizmet basit olduğundan vakit zâyi olmayıp, o hizmette meleke kazanarak, gâyet sür’atle işini görmüş. Sonra, o teşrik-i mesâî ve taksîm-i a’mâl düsturiyle olan san’atın semeresini taksim etmişler. Herbirisine bir günde üç iğneye bedel üçyüz iğne düştüğünü görmüşler. Bu hâdise ehl-i dünyanın san’atkârları arasında, onları teşrik-i mesâîye sevketmek için dillerinde destan olmuştur.

İşte ey kardeşlerim! Mâdem umûr-u dünyeviyede, kesif maddelerde böyle ittihad, ittifak ile neticeler, böyle azîm yekûn faideler verir; acaba, uhrevî ve nuranî ve tecezzî ve inkısâma muhtaç olmayarak.. ve fazl-ı İlâhî ile herbirisinin âyinesine umum nur in’ikâs etmek ve herbiri umumun kazandığı misil sevaba mâlik olmak, ne kadar büyük bir kâr olduğunu kıyas edebilirsiniz! Bu azîm kâr, rekabetle ve ihlâssızlık ile kaçırılmaz.

İhlâsı Kıran İkinci Mâni: Hubb-u câhdan gelen şöhretperestlik sâikasiyle ve şan ü şeref perdesi altında teveccüh-ü âmmeyi kazanmak, nazar-ı dikkati kendine celbetmekle enâniyeti okşamak ve nefs-i emmâreye bir makam vermektir ki, en mühim bir maraz-ı rûhî olduğu gibi “şirk-i hafî” tâbîr edilen riyakârlığa, hodfuruşluğa kapı açar, ihlâsı zedeler.

Ey kardeşlerim! Kur’an-ı Hakîm’in hizmetindeki mesleğimiz hakikat ve uhuvvet olduğu.. ve uhuvvetin sırrı: Şahsiyetini kardeşler içinde fâni edip (Hâşiye), onların nefislerini kendi nefsine tercih etmek” olduğundan, mâbeynimizde bu nevi hubb-u câhtan gelen rekabet te’sir etmemek gerektir. Çünki, mesleğimize bütün bütün münâfîdir. Mâdem kardeşlerin şerefi umumiyetle her ferde ait olabilir; o büyük şeref-i mânevîyi, şahsî, hodfuruşâne, rekabetkârâne, cüz’î bir şerefe ve şöhrete feda etmek; Risale-i Nur şakirdlerinden yüz derece uzak olduğu ümidindeyim. Evet Risale-i Nur şakirdlerinin kalbi, aklı, ruhu; böyle aşağı, zararlı, süflî şeylere tenezzül etmez. Fakat herkeste nefs-i emmâre bulunur. Bâzı da hissiyât-ı nefsiye damarlara ilişir. Bir derece hükmünü; kalb, akıl ve ruhun rağmına olarak icrâ eder. Sizlerin kalb ve ruh ve aklınızı ittiham etmem. Risale-i Nur’un verdiği te’sire binaen itimad ediyorum. Fakat nefs ve hevâ ve his ve vehim bâzen aldatıyorlar. Onun için, bâzen şiddetli îkaz olunuyorsunuz. Bu şiddet, nefs ve hevâ ve his ve vehme bakıyor; ihtiyatlı davranınız. Evet eğer mesleğimiz şeyhlik olsa idi; makam bir olurdu, veyahût mahdud makamlar bulunurdu. O makama müteaddid istidadlar namzet olurdu. Gıbtakârâne bir hodgâmlık olabilirdi. Fakat mesleğimiz uhuvvettir. Kardeş kardeşe peder olamaz, mürşid vaziyetini takınamaz. Uhuvvetteki makam geniştir. Gıbtakârane müzâhameye medâr olamaz. Olsa olsa, kardeş kardeşe muavin ve zahîr olur; hizmetini tekmil eder. Pederâne, mürşidâne mesleklerdeki gıbtakârâne hırs-ı sevab ve uluvv-u himmet cihetiyle çok zararlı ve hatarlı neticeler vücûda geldiğine delil: Ehl-i tarîkatın o kadar mühim ve azîm kemalâtları ve menfaatleri içindeki ihtilâfâtın ve rekabetin verdiği vahîm neticelerdir ki; onların o azîm, kudsî kuvvetleri bid’a rüzgârlarına karşı dayanamıyor.

(Hâşiye): Evet, bahtiyar odur ki; kevser-i Kur’anîden süzülen tatlı, büyük bir havuzu kazanmak için, bir buz parçası nev’indeki şahsiyetini ve enaniyetini o havuz içine atıp eritendir.

Üçüncü Mâni: Korku ve tama’dır. Bu mâni diğer bir kısım mânilerle beraber Hücumât-ı Sitte’de tamamiyle izah edildiğinden ona havale edip, Cenâb-ı Erhamürrâhimîn’den bütün Esmâ-i Hüsnâsını şefaatçı yapıp niyaz ediyoruz ki: “Bizleri ihlâs-ı tâmme muvaffak eylesin… Âmîn…”
اَللّهُمَّ بِحَقِّ سُورَةِ اْلاِخْلاَصِ اِجْعَلْنَا مِنْ عِبَادِكَ الْمُخْلِصِينَ الْمُخْلَصِينَ آمِينَ آمِينَ

سُبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَا اِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ

* * *

Bir kısım kardeşlerime hususî bir mektubdur

Yazıda usanan ve ibadet ayları olan şuhûr-u selâsede sâir evrâdı, beş cihetle ibadet sayılan (Hâşiye) Risale-i Nur yazısına tercih eden kardeşlerime iki Hadîs-i Şerîfin bir nüktesini söyleyeceğim.

Birincisi: يُوزَنُ مِدَادُ الْعُلَمَاءِ بِدِمَاءِ الشُّهَدَاءِ -Ev kemâ kal- Yâni: “Mahşerde ülema-i hakikatın sarfettikleri mürekkeb, şehidlerin kaniyle müvazene edilir; o kıymette olur.”

İkincisi: مَنْ تَمَسَّكَ بِسُنَّتِى عِنْدَ فَسَادِ اُمَّتِى فَلَهُ اَجْرُ مِاَةِ شَهِيدٍ -Ev kemâ kal- Yâni:”Bid’aların ve dalâletlerin istilâsı zamanında Sünnet-i Seniyyeye ve hakikat-ı Kur’aniyeye temessük edip hizmet eden, yüz şehid sevabını kazanabilir.” Ey tenbellik damariyle yazıdan usanan ve ey sôfî-meşreb kardeşler! Bu iki Hadîsin mecmuu gösterir ki: Böyle zamanda hakâik-î îmâniyeye ve esrâr-ı Şeriat ve Sünnet-i Seniyyeye hizmet eden mübarek hâlis kalemlerden akan siyah nur veya âb-ı hayat hükmünde olan mürekkeblerin bir dirhemi, şühedânın yüz dirhem kanı hükmünde yevm-i mahşerde size faide verebilir. Öyle ise, onu kazanmaya çalışınız.

Eğer Deseniz: Hadîste “âlim” tâbîri var, bir kısmımız yalnız kâtibiz.

Elcevap: Bir sene bu Risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan; bu zamanın mühim, hakikatlı bir âlimi olabilir. Eğer anlamasa da, madem Risale-i Nur Şâkirdlerinin bir şahs-ı mânevîsi var, şübhesiz o şahs-ı mânevî bu zamanın bir âlimidir. Sizin kalemleriniz ise, o şahs-ı mânevînin parmaklarıdır. Kendi nokta-i nazarımda liyâkatsız olduğum halde, haydi hüsn-ü zannınıza binaen bu fakire bir üstadlık ve tebaiyet noktasında bir âlim vaziyetini verdiğinizden bağlanmışsınız. Ben ümmî ve kalemsiz olduğum için, sizin kalemleriniz benim kalemim sayılır, Hadîste gösterilen ecri alırsınız.

Said Nursî

(Hâşiye): Bu kıymetli mektubda Üstadımızın işaret ettiği beş nevi ibadetin kendilerinden izahını talep ettik. Aldığımız izah aşağıya yazılmıştır.

1 - En mühim bir mücahede olan ehl-i dalâlete karşı mânen mücahede etmektir.
2 - Üstadına neşr-i hakikat cihetinde yardım suretiyle hizmet etmektir.

3 - Müslümanlara îman cihetinde hizmet etmektir.

4 - Kalemle ilmi tahsil etmektir.

5 - Bâzen bir saati bir sene ibadet hükmüne geçen tefekkürî olan ibadeti yapmaktır. (Rüştü, Husrev, Re’fet

Flört mevzuu ve tv lerin hayatımızdaki varlığı

Burdaki diğer abilerim, kardeşlerim gibi lafı fazla uzatmayacağım. İslam dininde neyin haram neyin helal olduğunu bilmekteyim. Flört olayına da tabii ki karşı olanlardan, hatta bazı türlerini insanlıkdışı bulanlardan biriyim. Yalnız size Tahkik kardeş kadar katı olduğumu söyleyemeyeceğim. Peygamber Efendimizin devrinde insanlar birbirleri ile evlenirken sağlam kişilerin kefil olması, o devirde yetişen müslümanların sağlamlığı ve zaten az olan müslüman nüfusun birbirini iyi tanıması olayı vardı. Günümüz şartlarına bakacak olursak, bu yöntem, tehlikeli bir yöntem, adeta kumar. Sizin bahsettiğiniz şekilde evlenmek, ancak görücü usülü ile olabilir. Eşler birbirini hiç görmemeli.
Buna katıldığımı söyleyemeyeceğim. Evliliğin tevekkül çizgisinde olması gerektiğine inanan biriyim. Ayrıca evliliğin Allah rızası için sonuçlanabilmesini eşlerin birbiri ile olan ilişkisine ve tavırlarına bağlayan birisiyim. Benim görüşüm. Eğer evliliğin Allah rızası için olmasını istiyorsam, önce karşımdakini tanımalı ve sevmeliyim. Size göre uç gelen bu görüş aslında İslamda yeri olan bir görüştür, zira bunu benden daha iyi bildiğinizi düşünüyorum.
Peki bu tanıma olayı için flört mü gerekli? Hayır. Ama eş adayları birbirlerini en azından bir kaç kere görebilmeli yüzyüze konuşabilmelidir.

tv mevzuuna gelince, üzgünüm Tahkik Bey ama sizi samimi bulmamaktayım. Yanılıyorsam düzeltin ama tv ye bir araba laf ettikten sonra bu mesajınızı ondan daha tehlikeli bir iletişim aracılığı olan internetle insanlara duyuruyor olmanızı garipsedim. Zira tv de kötü ve uygunsuz olan unsur sayısı internettekilerin yanında devede kulak kalır. TV deki izleyeceklerinizi kontrol edebilirsiniz ama internette bunu yapamazsınız. Umarım anlatabilmişimdir. Teşekkür ederim

Kusura bakmayın çok uğraştım ama sizi anlamıyorum.

kardeş çok uğraştım söylediklerinizi anlamak için ama idrakim ilmim fehmim sizin yazdıklarınızı anlamaya yetmedi.bir daha anlatmayın anlamam.evimde tv olsaydı sözlerim samimiyetsiz olabilirdi ama olmadığına göre beni neyle nasıl samimiyetsiz buldunuz anlamadım.insanlara hayrı bile zina yaparak anlatan bir kutuyu ben tasvip etmiyorum.birileri bir şeyler öğrenecek diye haram günah yola sapılmaz.tv başında sabaha hangi imanla çıkanlar düşünsün.evine dizi film diye zinayı akıtanlar düşünsün.elin adamlarını karılarını film diye dikizleyenler düşünsün,kafirin zalimin zulum ve zulumatlı oyunlarını merakla izleyenler düşünsün.ben niye düşüneyim.sizi anlamıyorum kardeş sizi anlayacakları muhatab alın.benim görüşüm sizi bağlamaz.sözlerimi elmas bilenler bilir.elmastan anlamayanda balon zanneder.

Boş ve abes sözlerin maskaralığını yapmaktansa
güzel sözlerin hamallığını yapmayı tercih ederim.

Muhterem

Muhterem Müslümanlar...
Rabbim (cc) hakkımızda herzaman en hayırlısını versin diyeyim...Rabbim cümlemizi affetsin... Şeytanın vesveseleri ile birbirimizi kırıyoruz gibime geldide...Mü'min mü'min kardeşini eleştirirken dahi şeytana yardım edemez...İki tür eleştiri vardır: 1.'si yapıcı eleştiri, 2.'si yıkıcı eleştiri...Bizlere düşen mü'min kardeşimizi kritik ederken dahi yapıcı eleştirmek,şeytana yardım etmemektir tefrika mevzuunda...Rabbim yar ve yardımcımız olsun...Amin...Ecmain...Son olarak şunları yazamak istiyorum:Ahsen-i Takvim'e ulaşması amacıyla yaratılan ve Yüce Allah'ın büyük bir Halife sıfatıyla yarattığı insanoğlu,şu Din-i Mübin-i İslam'ı yalnız Allah Rızası için yaşamalı ve yaşatmalıdır...Yapmamız gereken etrafımızdaki kirlemelere,karalamalara takılmadan ihlasla dine hizmet etmektir...Üstad Hazretleri'nin dediği gibi:Karşımda büyük bir yangın var...O yangını söndürmeye gidiyorum...Biri bana çelme çakmış ne ehemmiyeti var...Milletimin imanını selamette görmezsem cenneti de istemem...Orası da bana zindan olur...Milletimin imanı selamette olursa cehennemin alevleri arasında yanmaya razıyım...Orası da bana güllük gülistanlık olur...Sevgili Cihan kardeş...Hocaefendi beni başkalarına karşı savunmayın diyor...Allah En Büyük görücüdür...Bizlere düşen mü'min kardeşimizi eleştirmeden ihlasla dine hizmet etmektir...Vesselam...En derin saygılarımla...

sevgili cihan ve özlem kardesime

Allah sizden razı olsun tesekkur ederim birde benim için dua ederseniz ismim ercan cok memnun olurum cok buyuk bişey istiyorum biliyorum fakat olurda aklınıza dusuveririm sizde kulsunuz bende sonucta...ins hayrlı olanı yaparım İns kendimde o gucu gorurum ins hayrlı olur..tskkurler...buyuk bi imtihan beni bekliyor yada nefsii bi cihat diyelim aeo

helal olsun

helel olsun tahkik kardeş bu konularda inşallah bütün müslümanlar titizlik içinde olur

sevgili tahkik

Oncelikle Allah razı oldun demeliyim soylediklerinin yuzde 90 ına katılıyorum fakat yapıp yapmadıgımı bilmedigin seyleri yapmıyomusum gibi eleştirmen hosuma gitmedi.ben cemaattenim elhamdulillah asrın mucedditinin ustadın cemaatindenim bu ugurdan ayırmasın Rabbim beni.lakin boylede bir sorunum var bunu evlerde kaldıgım bi cok ehli takva kalp insanına actım derdimi anlattım.Ben islamada hizmet etmeye calısıyorum teblig olsn vs olsun elmzden geldiince yapamasamda bu benim bi gayem niyetim ins rica olmamıstır korktuum için bu tarz meseleleri acmamıstım ama sen resmen beni ehli dunya kızlarla ask sevk yasayan sehvetine kaptırmıs giden biri yapmıssın.Hakkım helaldir.BANA genelde derdimi acınca yuzde 90 soyle oldu universiteyi kazanırsan ailesine acsın oda (bnm ailem bilio ve desteklio)..kızın ailesi bilmio genelde islamda acıklı vardır dediler ve bu yuzdende bi yeri kazandıımda yada en azndan bu senenin sonnda ailesel bi soz gibi bişe yapın dediler.Ben bunun sızısınıduyuyorm için rahat degil saglam bi fetvva almak istiyorum Allahtan korkuyorum ama suda varki onuda kaybetmek istemiyorum kolay bulunmuyo sevgi oda elhamdulillahdindar birisi benimde dengim cok sukur daha hic yuzyuze gelmedik onunla.yanlıs yazmısım ben orayı sadece telfnda konusuorz.eger bu işi cemaat ehillerinden daha iyi bilen varsa cıksın ama sanmıyorum zira dine hizmet erlerinden bi kacından aldıım fetvalar bunlar.sizin gibi bu kadar sert karsılamamıslardı bilmiyorum size miderdimi anlatamadım ben anlamıorumda neye guwenecegimi sastım biraz daha ılımlı bişey soleseydinya ne bileyim benim yerimede koyun az kendinizi zinaya yaklasmıyorumki ben cinsel içerikli konusmuorz hic birbirimizede dengiz sabredip beklemek ve en kıza zmnda acıklık getisek ailesek olarak ve vebalden kurtlsak die falan dusunuodm ben neyse selametle bi cvp daha bekliyorum snden sevgili mubarek tahkik abim?

Askerkalp Kardeşim

Askerkalp Kardeşim:
İnsanın bu asırda en büyük sorunu kalben fikren ruhen bir hakikate teslimiyet gösterememesidir.Kalbinin kabul ettiğini akıl kabul etmiyor, aklının kabul ettiğini kalbi kabul etmiyor,ruhunun kabul ettiğini nefsine kabul ettiremiyor.

İnsanların ve müminlerin bu asırda en mühim hastalığı nefsini tezkiye etmek olmuş bütün hüsünleri kendinden biliyor ama kubuhları, günahları kendinden bilmiyor,nefsine hiçbir hata ve kusuru veremiyor.

Bu asrın insanı dinin kurallarını emir ve yasaklarını bedenen kalbin ruhen ve vicdanen kabul edemiyor.çoğu hakikatleri sevmeye aşık olmaya günaha harama feda edebiliyor,dil ile Allahın emirlerini tasdik ediyor ama vicdanen ,kalben ruhen onu kabullenemiyor.sadece teslimiyeti dilde kalıyor,tam bir sadakat gösteremiyor,her şeyi tevil kılıfına sokuyor,

Bu asrın insanlarının ve kendini ehli takva adedenlerin çoğusu çok rahat bir şekilde insanların nefislerinin hoşuna gidecek fetvalar verebilme divaneliğini ve hezeyanın gösterebiliyor,sırf millete hoş görünmek ve ılımlı bir yol takip etmek için dinin hakikatlerini nefislere geda ettiriyorlar,

Sizin söylediklerinizi yazdım hayalen vehmi farazi şerle uydurmadım size gereksiz suçlar isnad etmedim.

Yazının yüzde 90 nına katıldığınızı söylüyorsunuz ama teslimiyet gösteremiyorsunuz yüzde doksanına katılıyorsanız sorun ne?... yüzde doksanı hakikatse söylediklerimin sorun ne o zaman

Size öteki takva ağabeyleriniz gibi hoşunuza gitmeyen şeyler söylediğim için mi,memnun değilsiniz.Biz 300 bin tefsirin haram kıldığı tesettürü furuat görmeyi, başını açıp okumayı helal kılamayız,namazı kazaya bırakın teheccüdle iade edin diyemeyiz,biz okuyan ve çalışan kadınlara elinizin cehennemde yanacağını bile bilseniz erkeklere el verin diyemeyiz,karma eğitime cevaz veremeyiz,yüzlerce binlerce insanın günahına giremeyiz,hizmet için dini feda ettirecek fetvalar verdirmeyiz çünkü bütün bunları helal dairesi içinde yapacak imkanlar var,
Ne acı bu zamanın cemaat elemanlarını flörte sefahette kimse geçemiyor,o kadar cemaat var ki ama ehli sünnet olanı elle bile sayılmayacak kadar az. çünkü Risalei Nur cemaatinden olduğunu söyleyen ama yaptıkları sadece Risalei Nurların önünde poz vermek,Risalei Nur bulaşıkçısı olan,risalei nur aleyhine yeni çığırlar açan ,risalei nurların hakikatlerine zıt bir yol takip eden,hoşgörü diye kafirleri cennete sokan,medreselerde okuma imkanı varken kadınların başını açtırıp onları hain dinsiz fasık ateist erkeklerin içine atan sokan, İslam devletine utopya olarak gören,demokrasiyi şeriata değişen,namazlarda başımıza takdığımız inşallah birgün sokaklarda takacağımız sarıkları gericilik gören,İslam hurufunu gericilik gören,şerait isteyenleri gerici gören,hocalarını hatadan münezzeh kusurdan Müberra gören,risalei nurdaki sünnete zıt hayatlar süren o kadar nurcu geçinen cemaat var ki ama sorsanız hepsi en doğru yolda gittiğini söylüyor,hurafelerle çocukları uyutuyorlar, onun için bu zamanda artık maalesef çok övünülecek bir şey bırakmadılar nurculukta ,kendim sadece risalei nur talabesi olmaya gayret gösteriyorum.sizin hangi cemaatten olduğunuzu tahmin ediyorum,kusura bakma bizde ılımlı fetva yoktur,insanların nefsinin hoşuna gidecek fetva everende yoktur,bizim hizmetimizde görücü usulü evlilik vardır,kızlarımız medreselerde çarşafları ile okurlar,hiç kimse gelip böyle bir fetva zaten istemez hizmetin büyüklerinden,çünkü ehli hizmetin kalbinde sadece şimdilik hizmet vardır hem aşk hem dava ikisi bir arada gitmiyor,ihsanı ilahi tarafından omuzlarına ağır yükler yüklenmiş olan talebelerin aşk meşk zamanı yoktur şimdilik insanlar oluk oluk küfre harama günaha düşerken bizler aşkla meşkle uğraşamayız,

Kardeşim aradığınız bütün fetvalar bu sitede var,bazı kardeşlerin güzel yorumlarıda var sizinle alakalı oralara müracaat edin.benim size söyleyeceğim şudur hem resmi hem dini nikahları ailelerinizin izniyle yaparsanız caiz olur,çünkü İslam çok uzun süreli nişanlılık dönemini tasvip etmiyor,bir talebe vardı sınıf öğretmenliği 3 te okuyor oda memleketinde birisini istiyormuş ailelerinin izniyle nişan yaptı nikah yaptı okul bitince evlenecek inşallah,bu yolu uygulayabilirsiniz.yoksa öteki türlü iki tarafta birbirinin hakkını hukukunu çiğneyebilir,

Konuştuğunuz bayanla yüz yüze görüşmediğinizi söylemişsiniz ne garip bir şey siz yüz yüze görüşmezken yarın üniversiteyi kazanıp gidince o bayan yüzlerce erkekle yüz yüze görüşecek göz göze gelecek diz dize gelecek buna nasıl tahammül edeceksiniz merak ediyorum,ben sevdiğimin bir saçının teli görünmektense namahreme ölmeyi tercih ederim.bu hangi dava olursa olsun,bunu niye söylüyorum çünkü bizim cemaat haremlik selamlık uygular kimse kimseyi görmez bayan erkekler karışmaz görüşmez,çünkü bunun hiçbir şekilde zarureti yok.sizin görmediğiniz mustakbel eşiniz dediğiniz bayanı eğer üneversiteyi okursa başkalarının her gün görmesi ne acı garip vahim bir durum.Ne muhabet ne sevgi ne kıskançlık,ne gayret.senin görüşmen tehlikeli ama başkalarıyla beraber aynı ortamda bulunması okul adına iş adına normal.

Bütün bunlara rağmen yine kalbinizin mutmain olmamış güzel bir şey sağlam bir fetva arama gayretiniz güzel

Kendiniz 4,5 ayda bir bir araya geldiğinizi söylemişsiniz ona binaen yazdım.yoksa hayali olarak iftira olarak sizi bir araya getirmedim.

Kardeş bazen Kur-an insanlara yaptıkları yanlışları göstermek için sert bir üslup kullanmıştır,onları farklı şekillerde tehdit etmiştir,bazen nimetin büyüklüğünü anlatmak için 29 defa tekrarat yapmıştır,müminlere ey iman edenler iman edin diyerek imanlarının yarım yamalak olduğunu ihtar etmiştir,yüzde 90 nına hak verdiğiniz bir şeyde bu kadar sertlik olsun,ben size karşı kullandığım üslupta sadece suçlayıcı bir tavır değil açıklayıcı tavır kullanıyorum,böyle algılayın

Siz zinayı sadece cinsel içerikli şeyler konuşmak,görüşmek oynaşmak olarak mı telakki ediyorsunuz ki bizim yaptığımız zina değil diyorsunuz,kardeşim iki yabancının birbirlerinin seslerini duyarak konuşması ,aşk fısıltıları yapması bütün bedenin azalarını o sevgi muhabbet için hareket geçirip tahayyulat tasavurat yaptırması nedir.ne olur şu sevme mantığını terk edin sevince her şeyi mübah yapma mantığnı terk edin sizin bir insanı sevmeniz ve evlenmeyi düşünmeniz bu işi meşru kılmaz. Kardeşim Peygamberin sünnetine ittibayı kendine şiar eden bir zat Peygamber Efendimizin karpuzu nasıl yediğini bilmediği için ömür boyu karpuz yememiş çünkü peygamberin sünnetine yiyişim uymayabilir diye .Siz bugün peygamberin nasıl evlendiğini biliyorsunuz ama hala alternatifler arıyorsunuz.niye onun evlenme şekline göre hareket etmiyorsunuz,Onun evlenme şeklini tatbik etmiyorsunuz.

Sevdiğinizi kaybetme korkusu sadece sizi değil her genci sarmış sarmalamış sevgiliyi kaybetmemek uğrunda bazen insanlar çok mukaddesatlar kaybediyorlar,sanki onu kaybetmek dünyaların sonuymuş gibi hareket ediyorlar,bütün hayatını kadına göre şekillendiriyorlar,sanki o gitse dünyanın sonu gelecekmiş gibi hareket ediyorlar,keşke gençlerin Allahın peygamberin sevgisini kaybetmemek için aynı endişeyi taşısalar

İslam bizden önce hizmet sonra evlilik istiyor çünkü hizmet evlilikten daha zaruri bir durumda bu zamanda kardeşim. 18 inde hizmet peşinde insan koşmalı 28 ine gelince evlilik istmeli,insan neyi talep ederse Allah onu verir siz chat odasında aşk istemişsiniz şimdi onun sıkıntısını çekiyorsunuz.bizim hizmetimizi buna müsaade etmiyor,ne aceleniz vardı sevgi deponuzmu boşalmıştı,aşka mı susamıştınız ki hemen birini bulmuşsunuz bu yaşta,hizmet büyüklerinin büyük çoğunluğu evlilikten önce hizmet etmeyi düşünür keşke sizde öyle düşünseydiniz.

Bediüzzman hazretleri imanlar küfür ateşinde yanarken evlenmeye fırsat bulamamıştır çünkü milletin imanını sahil selamette görmek için hayatını zindanlarda sürgünlerde geçirmiştir,dünya zevki adına hiç bir şey bilmemiştir,ve bu mubarek hiçbir kadına nazar etmemiş ve onlarla bir araya gelmemiştir,Ömer bin Abdualaziz halife olduktan sonra 2 sene boyunca evinde eşiyle hiç bi münasebeti olmamıştır çünkü vakti olmamıştır,keşke bizlerde mutluluğu zevki hayatımızı islama hizmet odaklı yapabilsek islamın imanın acısını yaşayabilsek kaygısını taşıyabilsek ama biz hayatı mutluluğu hemen aşka mutluluğa endekslemişiz.

çok tecrübelerle gördüm ki aşk ve hizmet bir arada gitmiyor insan aşk uğruna hizmetten dinden imandan iffetten bir şeyler çalabiliyor, insan en büyük hizmetini bekarken yapıyor evliyken zorlaşıyor çünkü mesuliyetler artıyor,

Hizmetimizde bir çok alim var ama fetva vermekten yılandan çayandan akrepten kaçar ve korkar gibi korkuyorlar,çünkü bu işin vebali büyüktür ama size yardımcı olacak ve size hakikati söyleyecek birilerini Ankaradan bulursam özel mesaj kutunuza atarım.ama şu şarta eğer ki onların vereceği hakikati dinlersen.

Allah gençliğe özellikle Müslüman gençliğe yardım etsin filmlerin dizilerin şarkıların okulların ,kadınların toplum içtimai hayata rahatlıkla girip çıkması karma eğitim gibi etkileşim yerleri yüzünden herkes sevme moduna girmiş imamhatiplisi seviyor ilayihyatçısı seviyor,cemaatçisi seviyor seven sevene, acaba bu sevenlerin kaçta kaçı İslami ve nebevi kriterlere göredir.hiç bir asırda zina böyle meşrulaştırılmamıştır.böyle dehşetli bir hal almamıştır.imanıbillahtan marifetullahtan muhabetullahtan ve lezzeti ruhaniyeden mahrum olan ve dilde mümin kalpte ,ve amelde cahil insanlar kendilerini mecazi mahbupların kucağına atmışlar.ilahi aşktan yüzlerini mecazi mahbuplara dönmüşler,mecazi mahbuplara bağlar bostanlar feda ederken ilahi aşka bir çiçeği kıymamışlar,gönül bahçelerinin en güzel güllerine kargaları maşuk ve müştak etmişler.

Boş ve abes sözlerin maskaralığını yapmaktansa
güzel sözlerin hamallığını yapmayı tercih ederim.

CEMAATLER

Sevgili Tahkik;

Yukarıda yazmış olduğunuz cümleleri hayretle okudum.Hayretle diyorum çünki risale okuyan, ama bilerek okuyan birisinin bırakın külliyatı okuyanları eleştirmek(yada gıyabında konuşmak)dinle diyanetle alakası olmayan insanların bile arkasından konuşmaz,Hataya!! karşı mücadele vardır hata!! yapana karşı değil.Hata!! yapan ehli küfür bile olsa sıfatı iledir mücadele.
İslam'a Mekkenin fethinden sonra dahil olan mekkelileri düşünürseniz hak verirsiniz.
Kaldı ki söylemlerinizden anladığım kadarı ile açılıma karşısınız.Evet karşı olabilirsiniz haklı da olabilirsiniz ama bu insanların yada cemaatların gıyabında konuşma hakkını size vermiyor.Allah korusun müflis bir insan olma ihtimali çıkabilir karşımıza.Lütfen ama lütfen İhlas risalesini sitedeki arkadaşlarla paylaşın.
Bütün güzellikler sizlerle ve sevdiklerinizle olsun kalbiniz NUR dolsun

Bu nasıl uhuvvet?

Tahkik kardeş ben de bu yorumunuza yorumla karşılık vermeyecektim fakat birkaç unsuru hatırlatmakta fayda görüyorum.Öncelikle diğer cemaatler hakkında yaptığınız eleştirilerde çok yanlı davrandığınız düşünüyorum.O cemaat veya cemaatler hakkında farkında olarak ya da olmayarak gıybet yapıyorsunuz.(Örn1:Ne acı bu zamanın cemaat elemanlarını flörte sefahette kimse geçemiyor.Örn2:risalei nurdaki sünnete zıt hayatlar süren o kadar nurcu geçinen cemaat var ki )Risale-i nur talebesi olduğunuzu yazmışsınız o halde Uhuvvet Risalesini defalarca okumuşsunuzdur.Orada sizin de bildiğiniz gibi dediğiniz şeyler karşı tarafta varsa gıybet olur;eğer dediğiniz şeyler karşı tarafta yoksa o zaman hem gıybet hem de iftira olur.Öyle bir yazmışsınız ki sanki bu cemaatlar islamiyet aleyhinde çalışıyor.El insaf.Üstad hazretlerinin bu konudaki görüşünü size hatırlatmakta fayda görüyorum.Siz de biliyorsunuz ki üstadımız bizim mesleğimiz,yolumuz en iyisi diyebilirsiniz fakat sadece bizimki iyi diyemezsiniz diyor.Sizin yazılarınızı okuyunca sizin dahil olduğunuz nur cemaati dışındaki cemaatlerin adeta birer fasık topluluğu olduğunu düşünecek hale gelmemek elde değil.İslamiyet adına bir adım atanın Rabbim birlerini binlere çıkarsın,Rabbim hepsinden razı olsun ve hepsini kendi yolundan ayrılmayan zümreler haline getirsin.Bizleri de birbirini her daim seven ihlaslı kullarından eylesin inşaallah.
Selam ve Dua ile..

Eder isyanıma gönlümde nedamet galebe,Neyleyeyim yüz bulamam ye's ile affın talebe.
Ne dedim!..Tevbeler olsun.Nur-u rahmet niye güldürmeye ruy-u siyahım,Allah'ım mağfiretinden de büyük mü günahım!..

ümmeti muhammed gemisini batıranları seyretmek ihanettir.

kardeşim hepimiz ümmeti muhammed gemisinin neferleriyiz birisi yelkencı birisi dümenci birisi vs vs herkesin bir vazifesi var şimdi bu gemi hadimleri istikamete giderken vazifelerini hakiki manada yapmasalar kaptanı dinlemeseler ve kaptanı dinleyenlerin sözlerine de kulak asmasalar,yelkenci yelkeni başka yöne çevirse ,birisi gemiyi bilerek yada bilmeyerek delmeye çalışsa ,biri dümeni başka yöne çevirse herkesin kaptanın emileri ve doğrultusu dışında hareket etse o gemiyi batırmaya çılşsalar ve bu hareketlere karşı bir tayfa yada nefer onları uyarsa ve dese ki bu gemi batsa hepimiz gark olacağız.böyle bir ihtara o neferin hakkkı yok diyebilirmisiniz.şimdi bir ehli keşf zatın demesiyle kırk sene şeriatin gecikmesine sebeb oldu bu risalei nur cemaatlerin bölünerek çoğalması,herkesin kafasına göre bir cemaat kurması ,bidalara taraftar olunarak hattı kuranın terk edilmesi,sünneti seniyeyinin terk edilmesi,
bizim hizmetimizin mümesilini bedüzzamandan ayıramazsınız bediüzzamanda ne varsa ondada o var.bediüzzamanın başından sarığı nasıl çıkaramadılar bu zatın başındanda kimse çıkaramadı,o nasıl yaşadı ise bu zatda öyle yaşadı,bu zatı niçin övüyorum çünkü o zat ben sizler gibi talebeyim diyor,ve amerikadan patenti yok,risalei nurların aleyhine çığırlar açmıyor,
şeriatın kırk yıl gecikmesine sebeb olan grupların ihanetinin cezasını bu millet çekiyor,hadi kırkı bırakın 20sene geçiktiğini düşünün 20 senede kabre imansız gidenlerin hesabını kim verecek,küfür düzeni içinde mahv olan satılan kadınların hesabını kim verecek,risalei nurları kırka bölerek ehli delalet ve ifsat komitelerinin ekmeğine yağ sürüp kuvvetleri dağıtarak islam devletinin önüne köstek olmanın hesabinı kim verecek.korkarım bir çok insan yarın mahşerde bediüzzmanın huzurundan kovulmasın.
risalei nurdu 3 türlü derece vardır.bir risale i nura talebe olanlar,ikincisi dost olanlar,üçüncüsü arkadaş olanlar,eğer sizler risalei nurları osmanlıcasından okusaydınız bir çok yerlerin nasıl kırpıldığını görecektiniz.gizlendiğini görecektiniz.kardeşler arasında da kavga olur kardeş eğer kardeşlerden birisi yanlış yapsa öteki onu uyarır ki yanlışını düzeltsin,gıybet olacak diye kırılacaklar diye şimdi yanlışlarımızı birbirimize söylemezsek nasıl birbirimizi düzelteceğiz.

Boş ve abes sözlerin maskaralığını yapmaktansa
güzel sözlerin hamallığını yapmayı tercih ederim.

Her şeyin bir vakti ve yeri var!

Tahkik kardeş çok uzatma niyetinde değilim ben sadece olanı söyledim;diziler ya da herhangi bir konuda hakikaten rahatsız oluyorsanız uyarıyı yapacağınız yer ve kişiler bellidir o uyarılar için burayı seçerseniz yanlış bir yeri seçmiş olursunuz ve bu yaptığınız gıybet olur uyarı olmaz bir cemaatin gıybetini yapmak o cemaatteki herkesten helallik almanızı gerektirir.Samanyolunun yeni dizisi hakkını helal et'i izledikten sonra kul hakkının ne kadar ehemmiyetli olduğunu bir kere daha hatırlayabiliriz.Sonra herkesin aynı duygu ve düşüncede olması beklenemez siz kendi gittiğiniz yolun doğru olduğunu düşündüğünüzden o yolda ilerliyorsunuz,bizler ve diğer kardeşlerimizde kendi gittikleri yolun doğru olduğunu düşünüyor ki o yoldan gidiyor herkesin düşüncesine saygı duymak lazım,uygun yer ve ortamda tabiiki bir kısım rahatsızlıklar varsa çözme konumundaki kişilere mesele hakkındaki rahatsızlık bildirilebilir.Başlığınızı da bir müslüman olarak size yakıştıramadım.İnsan canlarını,cananlarını herşeylerini bırakıp bizlerin adlarını bilmediğimiz yerlere Efendimiz(s.a.v)'in adını duyurmak için gitsinler;ne zaman dönmeyi düşünüyorsunuz diyenlere biz dönmek için değil ölmek için geldik desinler siz onları ümmeti Muhammed gemisini batırmakla suçlayın olacak şey değil.Belki bilmiyorsunuzdur her yıl binlerce kişinin bu okullar sayesinde müslüman olduğunu.Şu an bir makedon kardeşimle kalıyorum ve kısa zamanda aldığı mesafeyi görünce yapılan hizmetlerin büyüklüğünü tekrar tekrar görüyorum.Dıştaki insanlar müslüman olurken içerideki insanların biraz olsun imanlarını arttırmak,Efendimiz(s.a.v)'i tanıtmak için uğraşan insanların ümmeti Muhammed gemisini batırmakla suçlanmaları çok acı hele de bunu uhuvveti sağlama konusunda zirve teşkil etmesi gereken cemaat ehli bir arkadaşımızın söylemesi daha da acı.Bir başka rahatsızlığınız da anladığım kadarıyla bayanların üniversite eğitimi alması konusunda buna çok değinmeyeceğim sadece bir örnekle geçeceğim kendi kızkardeşim şu an lisede hafta sonları sizin ümmeti Muhammed gemisini batırmakla suçladığınız cemaatin dersanesine gidiyor bu senenin başında namaza başladı,dini yaşayışındaki hassasiyetinin arttığına yakinen şahit oluyorum bu değişim kimler sayesinde oldu biliyor musunuz üniversite eğitimi alıp onlarla ilgilenen ablaları sayesinde oldu.Söyler misiniz bayanlar üniversite eğitimi alıp böyle güzel hizmetlerle uğraşmazsa dersanelere giden binlerce bayan öğrencinin terbiyesini eğitimini erkek öğretmenler mi yapacak?Bu sadece bir örnek belki diyebilirsiniz üniversite eğitimi almadan da yetiştirebilirler o zaman dar bir çevreyle sınırlı kalır,milyonlara varan ehli dünya kızlarını kim eğitecek?Önümüzde çok güzel bir fırsat var bu insanlar dersanelere nasıl olsa gidecek o zaman ahlaklarının bozulacağı maddi manevi çöküntüye uğrayacakları yerler değil de bizim eğitim kurumlarımız neden olmasın.Buralarda siz de biliyorsunuz ki eğitim verebilmek için üniversite diplaması gerekiyor.Her neyse örnekler çoğaltılabilir.
Sonuç olarak herkes inandığı davaya inandığı kadar hizmet eder.Burada yapılan tartışmalar vakit kaybından başka birşey olmuyor eğer hakikaten tartışmak istediğiniz hususlar varsa özelden yazarsanız tartışır ortak bir yolunu buluruz inşaallah.Kim en küçük bir katkıda bulunuyorsa Rabbim birlerini binlere çıkarsın,yardımcıları olsun.Uhuvvet risalesinden bir kısmı hatırlatma babında aşağı ekliyorum.Tüm kardeşlerimize faydası olacağı kanaatindeyim.Selam ve dua ile...

Dördüncü Vecih

Hayat-ı şahsiye nazarında dahi zulümdür. Şu Dördüncü Veçhin esası olarak birkaç düsturu dinle:

Birincisi: Sen mesleğini ve efkârını hak bildiğin vakit, "Mesleğim haktır veya daha güzeldir" demeye hakkın var. Fakat "Yalnız hak benim mesleğimdir" demeye hakkın yoktur.
-1- sırrınca, insafsız nazarın ve düşkün FİKRİN HAKEM OLAMAZ, BAŞKASININ MESLEĞİNİ BUTLAN İLE MAHKUM EDEMEZ.

İkinci düstur: Senin üzerine haktır ki, her söylediğin hak olsun. Fakat her hakkı söylemeye senin hakkın yoktur. Her dediğin doğru olmalı; fakat her doğruyu demek doğru değildir. Zira senin gibi niyeti hâlis olmayan bir adam, nasihati Bazen damara dokundurur, aksülâmel yapar.

Üçüncü Düstur: Adâvet etmek istersen, kalbindeki adâvete adâvet et, onun ref'ine çalış. Hem en ziyade sana zarar veren nefs-i emmârene ve hevâ-i nefsine adâvet et, ıslahına çalış. O muzır nefsin hatırı için mü'minlere adâvet etme. Eğer düşmanlık etmek istersen, kâfirler, zındıklar çoktur; onlara adâvet et. Evet, nasıl ki muhabbet sıfatı muhabbete lâyıktır. Öyle de, adâvet hasleti, her şeyden evvel kendisi adâvete lâyıktır.

Eğer hasmını mağlûp etmek istersen, fenalığına karşı iyilikle mukabele et. Çünkü, eğer fenalıkla mukabele edersen, husumet tezayüd eder. Zâhiren mağlûp bile olsa, kalben kin bağlar, adâveti idame eder. Eğer iyilikle mukabele etsen, nedâmet eder, sana dost olur.
-2- hükmünce, mü'minin şe'ni, kerîm olmaktır. Senin ikramınla sana musahhar olur. Zâhiren leîm bile olsa, İmân cihetinde kerîmdir. Evet, fena bir adama "İyisin, iyisin" desen iyileşmesi ve iyi adama "Fenasın, fenasın" desen fenalaşması çok vuku bulur. Öyleyse,
-3- gibi desâtir-i kudsiye-i Kur'âniyeye kulak ver. Saadet ve selâmet ondadır.

--------------------------------------------------------------------------------

1- "Rıza gözü, ayıplara karşı kördür. Kem göz ise kusurları araştırır." Ali Mâverdî, Edebü'd-Dünyâ ve'd-Dîn, s.10; Dîvânü'ş-Şâfiî, s.91.

2- İyi ve izzetli birine iyilik edersen, onu elde edersin. Kötü birine iyilik edersen, o daha da azar.(Bu beyit Mütenebbi'ye aittir. Bkz. el-Örfü't-Tayyib fî Şerhi Dîvâni't-Tayyib, s.387.)

3- "Boş sözlerle, çirkin davranışlarla karşılaştıkları zaman, izzet ve şereflerini muhafaza ederek oradan geçip giderler." Furkan Sûresi: 25:72. "Eğer onları affeder, kusurlarına bakmaz ve bağışlarsanız, şüphesiz ki Allah da çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir." (Teğabün Sûresi: 64:14.)

Hak,tepene inen bir kılıç da olsa,boynunu ona uzatmaktan çekinme..!

''YAZMADAN DURAMIYACAĞIM''

Ya insanları anlamak ne kadar zorlaştı artık! Yok saçını hizmet için açıyormuşta insanlara islamiyeti öğretiyormuş! Yapmayın ALLAH aşkına nezamandar beri haram yoldan helal yola ulaşılıyor.Kadın saçını açacak daha sonra baş örtüsü FARZ-I AYN'DIR diyecek güldürmeyin beni!Söylediği kişininde kafasına takılmayacak öylemi?Hiç sormuyacak peki farzsa acaba sen niye açıyorsun?Yoksa farz olması yerine göre değişirmi?Bide demezler mi biz kendi isteğimizle açmıyoruz bi zorlama var onun için açıyoruz!kardeşim kim kafanıza silah dayadı illa açacaksın diye ne mecburiyetin var!Rızklamı mesulsün?bunların hepsi nefsin oyunu,BEDİÜZZAMAN hazretleri bir sarık yüzünden mahkemelerde yargılandı da sarığını çıkarmadı BU SARIK BU BAŞLA ÇIKAR DEDİ!sorarım size sarık sünnet iken zorlamalara rağmen terkedilmezken bize ne olmuşki farz olan tesettürden taviz veriyoruz?Kadının vazife-i asliyesi salih evlatlar yetiştirmektir.Her ana bunu kendine vazife ittihaz etse şimdi ıslah edecek topluluk olmazdı.ELHASIL;NEFSİNİ ISLAH EDEMİYEN BAŞKASINI ISLAH EDEMEZ.........

Ahsen kardeşim sizi ruhumla

Ahsen kardeşim sizi ruhumla canımla,kanımla, bütün varlığımla kalben ruhen fikren ilmen destekliyorum.
Çünkürivayette vardır ki ahir zamanda allah allah diyen kalmayacak.üstat hazretleri bu hadisin tevilini yaparken diyor ki,bundan kasıt allah allah diyen medreselerin tekkelerin dini tedrisat üzerine kurulan mekteplerin kapatılacağıdır.inkilaplar en büyük darbeyi medreselere vurmuştur.bu sistemin düşmanı medreselerdir.çürük fetvalarla insanlar başlarını açmaya zorlanmasaydı bugün medreseler ağzına kadar dolu olacaktı bu durum sistemin hoşuna gitmeyecek kızları medreselerden çıkarmak ve siyası ve ekonomik oyunlarına alet etmek çabasıyla başörtüsünü serbest bırakmak zorunda kalacaklardı.üstat demiyormu kadın taifesini yoldan çıkarmak ve ahlaksızlaştırmak için altan alta ifsat komitelerinin çalıştığını hissettim.doldurulması gereken en önemli makam ve mevki allah rızasıdır.kalpler ve gönüllerdir.ülkeyi ele geçirip tepeden bir şer-i devlet kurmak değil maksat, çünkü böyle olursa irandan farkımız kalmaz.orda islami sistem kalplere değil devlete geldi.insanların küfrü fıskı kalplere indin.başlarını açmak için başka ülkelere kaçtılar.şeria kalplere ve evlere gelmeden tepeden gelmez,gelse hayrı olmaz.başörtüsüne direnmeyip zincirleri kıranlar veya kırdırtanların mesuliyetini nasıl ödeyecekler.başını açanlar din uğruna açtıysalar acaba.abaşını açmayanlar açmayarak ihanet mi ettiler.direniş zincirlerini kıranlar hizmet etti direnenler ise ihanet öylemi ne tezat.imam gazali ne güzel diyor kendi zamanında asırlara akıllara kalplere çarparak gelen sözünde.(İSLAMA İSLAMIN ONAYLAMADIĞI BİR YOLLA YARDIM ETMEK İSTEYEN KİMSENİN ZARARI,İSLAMA İSLAMIN ONAYLADIĞI BİR YOLU KULLANARAK ZARAR VERENİN ZARARINDAN DAHA BÜYÜKTÜR.

Boş ve abes sözlerin maskaralığını yapmaktansa
güzel sözlerin hamallığını yapmayı tercih ederim.

Herkes haddini bilmeli...

Kardeşim çok birşey demeyecem herkes kendine baksın.Öyle sadece kendini müslüman görüp başkaları hakkında atıp tutmak müslüman vasfı değil.Başını açan insanlar geçim derdi için mi açıyor zannediyorsunuz?Böyle atıp tutmakla ne geçiyor elinize anlamıyorum herkesin dini kendine her şey'i gören Rabbimiz var gerisi çok önemli değil zaten.Salih evlatlar yetiştirin bakalım tüm insanları iyiliğe yöneltmediğiniz sürece ne kadar salih kalacak o evlatlar?Herkes kendi çocuğuyla ilgilensin dinden bi haber büyüyen insanların canı cehenneme mi diyelim?Efendimiz(s.a.v)sahabe efendilerimizi islamiyeti yayma adına dünyanın dört bir yanına gönderirken;memleketinde bataklığa gitmek üzere olan kardeşlerini bataklıktan kurtarma azmiyle hem dünyalarını hem de ahiretlerini feda eden insanları yerden yere vurmak mı islamiyet?Bu nasıl bir zihniyet?Çok merak ediyorum o insanları eleştiriyorsunuz kaç tane insana Allah(c.c)'ı anlattınız,kaç tane insanı bataklıktan kurtardınız?O nerdeyse müslüman olarak bile görmediğiniz insanların başta kendi kızkardeşim olmak üzere onlarca insanın kapanmasına vesile olduğunu bizatihi gördüm;siz kaç tanesine vesile oldunuz?Başörtüsünü çıkarmayı çok çirkin görüyorsunuz fakat binlerce o şekildeki insanın buradan gıybetini yapmanız çok daha çirkin.Herkes kendi işine baksın Allah(c.c) herkese akıl vermiş herkes elbet neyin iyi neyin kötü olduğunu anlayabiliyor.Fakat ben müslümanım deyip müslüman kardeşlerini yerden yere vuran,onları neredeyse dinsiz imansız ilan edecek olan müslümanları anlamıyorum.Sevgiyle ve şefkatle uzatılacak yardım elini bekleyen milyonlarca kardeşim varken bir başka müslüman kardeşime cevap vermekle vaktini boşa geçiren şahsımı da anlamıyorum.

DİPNOT:Sizi güldürmeye çalışan yok;güleceğinize müslüman kardeşlerim(tabi müslüman olarak görüyorsanız) hakkında nasıl böyle kinle gayzla bileniyorum diye ağlamanız daha eftal.Yakışıyor mu bir müslüman'a?Efendimiz(s.a.v) günahkar insanlara bile sevgiyle şefkatle yaklaşırken bizler mümin kardeşlerimize neden böyle düşman gibi davranıyoruz.

İMANIN ŞARTLARI
1- Allah'ın varlığına ve birliğine inanmak.
2- Allah'ın meleklerine inanmak.
3- Allah'ın kitablarına inanmak.
4- Allah'ın peygamberlerine inanmak.
5- Ahiret gününe inanmak.
6- Kadere, hayır ve şerrin yaratıcısının Allah (Celle Celâlühû) olduğuna inanmak.

İSLAMIN ŞARTLARI
1- Kelime-i şehadet getirmek.
2- Namaz kılmak.
3- Oruç tutmak.
4- Zekat vermek.
5- Haccetmek.

Hak,tepene inen bir kılıç da olsa,boynunu ona uzatmaktan çekinme..!

^^cihan isimli kardeşe!.....^^

Beni gıybet,kin,şefkatsizlik,sevgisizlik,gibi ağır vasıflarla suçlarken,sizde su-i zan denilen mariz bir hastalıkla cevap veriyorsunz.su-i zan kalbi ÖLDÜRÜR.Ben o kardeşlerime hiç bir zaman kin duymadım sadece çok acıdım acıyorum acıyacamda kendi yakın çevremde ailemde de öyle kardeşlerim mevcut ve ben hepsine bu hakikati söyledim pervasızca söylerimde.Doğru olduğunu düşündüğüm için değil doğru olduğu için söylüyorum.Haram haramdır helal helaldir.siz benim neyle meşgul olduğumu bilemeden,siz kaç kişinin imanını kurtardınızda yok kaç kişiye hizmet götürüyorsunuzda yok kaç kişiyi bataklıktan kurtardınızda gibi basit sorulara cevap vermiycem.Heralde burada olmamız yapmış olduğumuz hizmetin reklamı veyahutta ALLAHIN inayetiyle bataklıktan kurtardığımız insanların sayısını bildirmek için değil sanırım?Bizim hizmetimiz ahiretin meyvelerini dünyada yedirmez.Ayrıca insanlara yardım veyehutta hizmet sadece ünüversitede mi oluyor.Yahut illa ki saçınımı açacaksın?neyse bi ağır ithamınız daha (müslüman olarak görüyorsanız tabi demişsinz)nedemek görüyorsanız?ben kimim ki karşıdaki kişinin imanını mihenge vurucam da hüküm vericem!hiç böyle bir iddiam olmadı!ne zamandan beri insanlar kalpleri yarıpta içine bakılıyor....DOST ACI SÖYLER kardeş: onlarda bizim kardeşimiz o yüzden üzülüyoruz.Birisi boynunda akrep var dese niye söyledin mi dersiniz yoksa ALLAH razı olsun mu dersiniz?sadece ALLAH rızası için taviz vermesinler.Taviz tavizi doğuruyor bende bunu aynelyakin müşahede ettim.Şunu da yazmadan geçemiycem EFENDİMİZ(S.A.V)kimin karısını kızını islamiyeti yaymak için memleket memleket gönderdi?Ben o kardeşlerime kin,adavet,sevgisizlik ve şafkatsizlik beslemedim bu ithamlarınız için hakkımı da helal ediyorum............

Ahsen kardeşime son cevap...

Siz bana hakkınızı helal etmişsiniz Allah(c.c)razı olsun inşaallah geçim derdi için değil de başka nedenlerle başlarını açan bacılarımız da size haklarını helal ederler.
Koyunlarında akrep olduğunu kendilerine söylüyormuşsunuz zaten,ona amenna olması gereken de bu zaten.Acıma konusunda uhuvvet risalesinde de geçtiği üzere size göre hatalı davrandıkları için acıyabilirsiniz ona da amenna;benim takıldığım olmadık yerlerde bu meselelerin konuşulması.Kendilerine izahatının yapılıp söylenmesinde bir beis yok,ama uluorta konuşulmasının insanların kalplerini kırmaktan başka bir işe yaramayacağı yerlerde konuşulması ciddi manada rahatsızlık veriyor.Allah(c.c)'ın rızasına talip insanların basit şeyler için özlerinden taviz veren insanlarla aynı kefeye konmaları da tabi. insanlar yaptıkları işin Allah(c.c)için olduğuna inanıyor ve o şekilde hareket ediyorlar;Allah rızası için hareket eden bu insanların geçim derdi,meslek sahibi olma,üniversite okuma vb.. nedenlerle başlarını açtıklarını söylemek çok büyük haksızlık.Böyle bir rahatsızlığınız varsa kendilerine rahatsızlığınızın sebeplerini anlatırsınız ve acırsınız onlara olur biter ötesine geçmeye gerek yok..Mahşer gününde kimin dünyevi zevkler için kimin de kendi rızası için açtığı ortaya çıkacak ve Rabbimiz de hükmünü ona göre verecek şüphesiz Rabbimiz(c.c) her şeyi en iyi bilendir.O hükümden önce bizlerin hüküm vermesi ne kadar doğru?Açıp baktık mı kalplerine ne için bu hareketi yapıyormuş diye?Sibirya'lara gidip te soğuktan dolayı çocuk yapma yeteneğini kaybetmeyi göze alan ablalarımız sizce dünyevi zevkler,dünyevi ihtiyaçlar için mi yapıyorlar bunları?Allah(c.c)rızasından başka hiçbir şey o insanlara böyle fedakarlıkları yaptıramaz.Siz farklı düşünüyorsanız saygı duyuyorum ona da.Bu meseleri böyle uluorta konuşmaktan da rahatsız oluyorum devam ettirme niyetinde de değilim.Hakkınızdaki düşüncelerimi ifade ederken aşırıya kaçtığımı yazmışsınız,özür dilerim.
Sorularınıza gelince bir bayanın hizmet etmesi için illa üniversite bitirip başını açmasına gerek yok fakat üniveriste eğitimi alıp hizmet etmesi gereken bayanlara çok şiddetle ihtiyaç var neden diye sorarsanız özelden ayrıntılı anlatırım size.Şüphesiz üniversite eğitimi almadan da Allah(c.c) için mücadele eden bacılarımız var Allah(c.c) onlardan razı olsun,sayılarını arttırsın.Onların hizmeti de çok değerli fakat bazı hizmetler için de şartlar bazı şeyleri gerektiriyor.Bir erkek olarak o şartların henüz ortadan kalkmamış olması açıkcası zoruma gidiyor her sabah üniversite kapılarında başlarını açmak zorunda kalan bacılarımızı gördükçe içim parçalanıyor.Ve şunu soruyorum kendime bu zulümlerin bitmesi için neler yapabilirim diye;Allah(c.c)'ın izniyle bu sıkıntıların yakın zamanda biteceği müjdesini verebilirim bir zamanlar işgal edilen bu vatan evlatlarına ait yerleri asli sahipleri yavaş yavaş geri alıyor.Şimdi tüm bunlara göre suç o mazlum bacılarımızın değil bu zulümlerin bitmesi için konuşmaktan başka birşey yapmayan bizlerin;kınanacak,acınacak birileri varsa onlar da bizleriz.İçinde bulunduğumuz devir ve şartlar itibariyle müslümanların içinde bulunduğu sıkıntıdan çıkabilmesi için inançlı insanların üniversite eğitimi alıp,kendilerini her alan da geliştirerek vatanına,işgal edilen kurumlarına sahip çıkması gerekmektedir.Fakat şunu da ekleyeyim toplumun her kesiminde her eğitim düzeyinde insana ihtiyacımız var.Kimi insanın ilkokul tahsili bile yoktur fakat yetiştirdiği hafız ve kuran aşıklarının haddi hesabı yoktur.Burada tahsilden kastımın ne olduğu anlaşılmıştır sanırım.Bizler asıl kurtuluş mücadelesini şimdi devletimizin en kritik noktalarını işgal edip;kendi dünya görüşlerine göre kurallar koyup müslümanlara kan kusturan din düşmanlarına karşı vermekteyiz.O insanların istediği üniversiteleri kendi dünya görüşlerinden insanların doldurması;dolayısıyla yarın kızkardeşlerimize inançsız insanların öğretmenlik yapması,devlet yönetiminde o inançsız insanların bulunması vs..Bizler eğitim almayarak ancak din düşmanlarını sevindiririz onların istediği de bu zaten.Bir an düşünelim inançlı insanlar üniversite eğitimi almasın hepimiz medreselere yazılalım sonuç nolur söyleyeyim 5-10 sene sonra yazılacak medrese bulamayacaz çünkü hepsi yöneticilerimizce kapatılmış olacak.Bunun örneğini görmedik mi kurtuluş savaşında inançlı atalarımız cephede şehit olduğundan devlet yönetimi,kurumlarımız adı ahmet,mehmet olan dönmelere teslim edilmedi mi?Ve bunun neticesinde Allah(c.c) diyen,kuran okuyan insanlarımız hapislere atılmadı mı?Bu ülkenin asıl sahibi olan Osmanlı hanedanı kendi topraklarından kovulmadı mı?Yine aynı şeylerin tekrarını istemiyorsak ona göre önlemimizi tedbirimizi alacağız.Neyse çok uzattım dileyen arkadaşlarla en ince ayrıntısına kadar özelden konuşuruz.Bıkmadan usanmadan anlatırım.Herkese ait olan bu genel yeri yeterince işgal ettiğimi düşünüyorum.
Son sorunuz için de şöyle diyeyim çok uzağa gitmeye gerek yok benim şu an çıplak bilgilerle söyleyebileceğim başka memleketlerde tebliğ vazifesiyle hicret eden Efendimiz(s.a.v('in süt halası Ümmü Haram(r.a)var.Ümmü Haram(r.a) kocasıyla beraber Humus'ta uzun yıllar tebliğ vazifesinde bulunmuştur.Dahası da var yine Ümmü Haram(r.a) Hz.Osman döneminde Kıbrıs'ın fethi için hazırlanan donanmada da yer almış ve o seferde şehadet mertebesine ulaşmıştır.Gördüğünüz gibi islam davası için bizatihi Efendimiz(s.a.v)'in halası Ümmü Haram(r.a)memleket memleket dolaşmıştır.Vereceğim linkten ayrıntılı olarak Ümmü Haram(r.a)'ın hayatını inceleyebilirsiniz.

http://biriz.biz/sahabiler/peyhala3.htm

Not:Son olarak isteğim insanlar hakkında hüküm verirken daha dikkatli olalım.Ahir zaman'da fetva verenlerin çoğalacağı gerçek biz onlardan olmayalım.Kuran hükümleri yeterince açık fakat bırakalım ayetleri ehil kişiler değerlendirsin.Onlar arasında bile ihtilaf varken bizlerin bu konuları tartışması bize sadece zarar verir.Zaten dini konuların ehil olmayan kişilerce tartışılması bildiğiniz üzere caiz değildir.Bizler bu konuları alenen tartışıp kalp kıracağımıza hepimiz inandığımız şekliyle din için Allah(c.c) için ne gerekiyorsa onu yapalım.Hep dediğim gibi kim hakikaten Rıza-ı İlahi eksenli olarak ne şekilde hizmet ediyorsa Rabbim ondan binlerce kez razı olsun.Metodu bana yanlış gelebilir fakat madem amacı Allah(c.c) rızası,en azından o öyle düşünüyor bu insanın başımın gözümün üstünde yeri var.

Hak,tepene inen bir kılıç da olsa,boynunu ona uzatmaktan çekinme..!

''cihan kardeşe son yorum''

Ben sadece maişet derdi için demedim, ama rızkı bahane edenlerede ordan gönderme yaptım.Evet kendilerince maişet derdi için olmaya bilir.Maksadım fabrikanın çarkları hükmünde olan kardeşlerimi,tenkit etmek KINAMAK,küçük görmek değil olmadı olmuyacakta!ayrıca konuşmalarımda bana göre,ona göre diye hiç konuşmadım.Bu tarz konuşmalardan da hiç hoşlanmam!hatırlatırım şöyle demiştim haram haramdır helal helaldir bunun üzerine yorum yapılmaz!bana göre tesettür farz size göre değil demedim demem de diyemem de, böyle bir hakkım yok ne müceddidim nede müçtehit oyüzden bana göre yazısı çok yanlış,kelimeleri seçerken dikkat etmeliyiz.tesettür fürüat değildir temel bir meseledir.Bunun üzerine tabiki burda yorum yapabiliriz çünkü insanlar tesettürü okadar basite indirgediki,bizler taaccüp eder hale geldik. o yüzden Özelden konuşacak hiç bişey yok!Ayrıca ne hükmü verdik kimi cennete kimi cehenneme koydukta hakim yaptınız bizi?Herkes kendi kalemini kendisi kırar!...Benim yurtdışında sizin söylemiş olduğunuz okullardan birinde çook yakınım öğretmenlik yapıyor ve orada dini derslerden çoooooooook ziyade ilmi dersler ve türkçe seçmeli ders olarak veriliyor her neyse CENAB-I HAK asıl maksatlarına muvaffak etsin inş.bu zulmün bitmesi için konuşmaktan başka bişey yapmayan bizler....demişsizniz gene kimin ne yaptığını bilmeden yorum yapmışsınzı bunada neyse ....elbetteki bizlerde başlarımızda imanlı salih insanlar görmeyi ve öyle yönetilmeyi isteriz. Erkeklerin yolu açık buyursunlar. Hanımlar illa makam işgal edicek diye bir kaide yok!ÜMMÜ HARAM(R.A)İBNİ SABİT (R.A)İLE YANİ EŞİYLE hicret etmiş o konumun dışında ben yalnız başına kimin karısı veyahutta kızı başka memlekete islamiyeti yaymaya gönderilmiş demiştim.Hem zaten eşiyle hicret eden sahabi sayısı çok fazla onlar konumun dışında ve savaş meselesi bambaşka bir konu hz.HABİBELERİ,NENEHATUNLARI,ÜMMÜ HARAM gibi güzide şahsiyetleri unutamayız ama buda konumuzla alkasız.....Kırıcı olduysam herkes hakkını helal etsin maksadımız kırmak değil olmadıda sürçü lisan ettiysek genede affola selametle .....

Son demiştim fakat şu iki

Son demiştim fakat şu iki noktaya da değinmek istiyorum:
Birincisi kimsenin hanımı tek başına bir yere gönderilmiyor.Nasıl ki Efendimiz(s.a.v)'in süt
halası Ümmü Haram(r.a) ve diğer kutlu hanım sahabelerimiz kocalarıyla beraber hicret etti iseler bugün de ablalarımız gittikleri yerlere kocalarıyla beraber gidiyorlar.Konumuzla alakasız demişsiniz neden alakasız olsun nasıl ki sahabelerimiz Allah(c.c)'ı anlatma adına dünyanın dört bir yanına her şeylerinden vazgeçerek binbir zorluklara göğüs gererek gittiler,şu anda da giden ahir zaman alperenleri aynı gaye için gitmekteler.Bekar olanlar da kendilerini kendi çocukları gibi kollayıp gözetecek olan abalarıyla beraber gitmekteler,kimse sahipsiz değil merak etmeyin.
İkinci olarak ta o okullarda dini eğitim veriliyor demedim;bu okullara sayesinde her yıl binlerce insanın müslüman olduğunu söyledim.Bu okullar biliyorsunuzdur belki yatılı ve ders dışında da hocaları ve bunların yanı sıra belletmenleri sürekli olarak bu insanlarla beraber.Beraber geçirdikleri vakit çocukların aileriyle beraber geçirdiği vaktin kat be kat fazlası.Öz yurdumuzda bile islami eğitim resmi olarak verilemezken komünist Rusya'da,budist Moğolistan'da,hristiyan Amerika'da islami eğitimin resmi olarak verilmesi beklenemez herhalde.Bir de hal dili,sevgi dili var tabi.Moğol bir kardeşe neden müslüman olmaya karar verdin diye sorduğumda şöyle cevap vermişti:Öğretmen ve belletmen abilerimiz bizlere karşı hep sevgi ve şefkatle yaklaştılar,hata yaptığımızda bile kızmadan onun yanlışlığını bizlere anlattılar.kimselere hakaret ettiklerini,kötü davrandıklarını görmedik.Ben içten içe bu insanların iyiliğinin kaynağının ne olduğunu düşünürken zamanla bu insanlara tüm bunları yaptıranın islamiyet olduğunu anladım ve o şekilde müslüman oldum diyor.
Ve son olarak bana göre derken elbetteki kendi şahsi düşüncelerime göre hareket etmiyorum;bana göreden kastım araştırmalarım,bu konudaki ehil kişilerin görüşlerine göre verdiğim karar.Kendi şahsi verdiğim hüküm değil yani.Muhabbetle..

Hak,tepene inen bir kılıç da olsa,boynunu ona uzatmaktan çekinme..!

cihan kardesime yürekten

cihan kardesime yürekten katiliyorum!!!
malesef ki böyle bir zihniyetle sürekli karsilasmakdayiz...
insanlari kategorilestirme gib bir caba var. o kadar üstyüzeye bakiliyor ki, icinin bos veya dolu olmasinin bir önemi yok sanki! kendimizi iyi his etmek istiyorsak nedense hep baskalarini karalariz...
onun yerine hic düsündünüz mü, bazi kardeslerimizin inanclari neden zafif diye...
bir yol gösteren oldumu diye....
neden allahin adaletine inanmiyor diye...
acaba neler yasadilar ve yasiyorlar diye hic düsündünüz mü.

yargilamak kolay tabi, ama elini uzatmak zor geliyor!!!

aslinda cihan kardesimin yorumuna etkilenecek söz yok, cok dogru düsünceler, Allah razi olsun.

hayirli aksamlar....

bende katlıyorum sizlere....

Eleştırmek,gıybet ve yargılamak gerçekten çok kötü birşey. bunlar yerine.dedğiniz gibi el uzatmak ve şefkatle yaklaşmak daha faydalı olmuyor mu ?..belki o zaman yaptıklarının farkına varır ve dönüş yapar. insanı örnek almış olur.
evet katılıyom sana selin.yorum ve paylaşımına sağol. kib. allaha emanet ol.

cihan kardeşin dikkatine

Cihan kardeş insanların kanlarını dökerken fetva istemeyen bir adamın pirenin kanını dökmek için cevaz istemesi ne kadar ahmakça olur değimli şimdi aynen bunun gibi bugün kendisine nurcu adını vermiş olan zavallı güruhlardan bazıları islamın ve kur-anın aleyhine açtığı cinayetleri ve akımları görmeyip kendilerini eleştirenleri gıybetle suçlamaları ne kadar divanece değil mi,

2-Bugün islama tv ile hizmet ederken o dizilerde birbirine haram olan insanları film adı altında bir araya getirip harama günaha atmanın ve o insanların göz dil beden zinasını işlemesine sebep olunduğunu görmeyip 90 haramın yanında 10 faidesini görüp yüzde 10 na göre hüküm vermek sizce vicdan işimi acaba! sizler o filmlerde eşinizin baçınızın ananızın hizmet diye yabancı erkeklerle karı koca rolünü oynamasına müsaade edermisiniz,etmezseniz neyi savunuyorsunuz!..... ederseniz diyecek sözümüz yok çünkü hadiste deyyuslar cennete giremez diyor,

3-Kul hakkını ödeme noktasında yüceler yücesi peygamber aşığı büyüğünüz düşünsün nasıl bu kadar kızın başını açmasına erkeklerle haram olan bir ortamda okuyup çalışmasına fetva vererek o insanların haramlara günahlara vartalara düşmesine sebep oluyor, öncelikle o düşünsün essebebül kelfail sırrınca bir işe sebep olan onu yapan gibidir, hakikatinin vebalini o yüklenmiş çünkü ,halbuki peygamber bile bir namazı kaçırdığı için Hz fatmayı ihtar ediyor diyor ki peygamber kızıyım diye bana güvenme ,merak ediyorum bu kadar kızın başını açtıran ,kılmadığınız namazları teheccütle telafi edin diyen yüce büyüğünüz kime güveniyor şimdiye kadar 300 bin tefsirin hiç birisinde tesettürün açılmasına ve erkeklerle aynı ortamlarda okunmasına müsaade edilmemiş 300 bin tefsire muhalif ederek fetva veren yüceler yücesi büyüğünüz kimden almış bu cesareti,kızına bile ultumaton vermeyen bir zat büyüğünüze mi verdi,namaz ve örtü fetvasını

4-Yolun doğruluğunu belirleyen Kur-an ve sünnet düsturlarıdır,sahabelerin hayatları müçtehidlerin mücedidlerin hayatlarıdır,esfiyaların evliyaların hayatlarıdır,risalei nur cemaati bir tanedir, hakikatleri birdir,ama kendisine nurcu diyen ama nurculukla alakası olmayan ve peygambere sünnete risaylei nur hakikatlerine ve Bediüzzaman hazretlerinin çizdiği yola taban tabana zıt gidip hala en doğru yolda benim diyenlerde vardır,bidaların istilası zamanında sünneti seniyeye sarılana yüz şehid sevabı var,ümmetin fesade zamanında sünnete sarılana yüz şehid sevabı var hakikatine gözlerini kapatıp bidalarla amel eden,sünneti seniyeyi hayatına tatbik etmeyen sarığı beğenmeyen ,çarşafa karşı çıkan ,islam devletine ütopya diyen,halifeliği demokrasiye tercih eden islami bir düzeni değil,de demokrasi için çalışan nurcularda var,bir telebenin nişanlısı şırnakta sizin güruhun bayanların toplantısına katılıyor bir zaman sonra nişanlısının isteğiyile çarşafa giriyor çarşaflı haliyle o sohbetlere gidiyor o güruh bu bayanı çarşafından dolayı yadırgıyor ve sohbetlere gelmemesinin istiyorlar,işte risalei nurdaki çarşaf bahsinden haberi olduğu halde,çarşafı red eden nurcularda var,risalei nurlarda helal haramlar ve şüphelilerden talebesini men ederken Allah namına alanlardan alın Allah diyenlerden başkasından almayın derken ,helal ile haram arasındaki şüphelilerden kaçının derken hiçbir şüpheliye dikkat etmeyen ,insanları helal haram demeden,insanların kazançlarına bakmadan her türlü adamdan para alan soyan bazen utanmadan senet imzalatan nurcularda var,risalei nurlarda hattı Kuranı muhafaza etmek ve Latince olan bida olan yazıları terk etmekten bahseder ama Latince eser basmanın verdiği tatlı paradan vazgeçmeyip bidalarla amel eden Nurcularda var,
İmana ve Kurana medreselerde harama günaha bulaşmadan hizmet etme imkanı varken ,başlarını açmadan erkeklerle karışmadan hizmet edip kendini yetiştirmek imkanı varken ,karıları kızları harama günaha atan milleti dinsizlikle itham edip mevki makamları onlar mı doldursun diyerek kadınları yuvalarından uçurup ,hayaların açıp başlarını açıp,hurafelerle yalanlarla rüyalarla aldatıp tesettür ayetlerini ve hadislerini çiğnetip harama iten adına da hizmet diyen nurcularda var,eğer medreseler olmasaydı size hak verirdim ama medreselerde okuyan çarşaflı nurcuları gördükten sonra sizin hezeyanlarınıza nasıl inanayım,
sizin kardeşiniz haramların içinde okuyor ve siz onun başını açmasına erkeklerin içine karışmasına hizmet diyorsanız aklınıza şaşarım,benim yeğenimde ne garipdir ki okulu bıraktı ve medresede okuyor dershanede ki gibi erkeklerle göz göze diz dize okumuyor,helal dairesinde okuyor ve medreseleri de tıka basa dolu,hidayeti Allah verdiği için hidayete gelecekleri gönderiyor,bizim bayanlar kendileri gibi bayanlarını yetiştiriyor sizin bayanlarda kendileri gibilerini yetiştiriyor,kendileri gibi başlarını açanları yetiştiriyorlar,bizim medreselerdeki bayanlar geceleri yatarken bile başörtüleri ile yatıyorlar ki bir deprem gelirse başı açık bulunmasın cesedimiz diye,
sizinkilerden birisini biliyorum başını açmaktan pişmanlık duyan bir tanıdık bu bayan öğretmen olmuştu ama hep içinde bir pişmanlık vardı niye başımı açtım diye ah ben ah ben deyip duruyordu bu bayan ağustos depreminden bir iki gün önce ben öleceğim diyordu hep pişmanlık gözyaşı döküyordu adına ne kadar hizmet denilsede bu baş açmaların onun vicdanı bunu kabul etmiyordu bu bayan o depremde vefat etti bir yakınım cesedini buldu başörtülü bir şekilde inşallah şehid olmuştur o pişmanlığı günahlarına kefaret olmuştur,

5-Kardeş tebliğ irsal ile olur,eğer bir yere İslamiyet gitmemişse oradaki insanlar mesul olmaz ve fetret devri muamelesi görürler, emri bil marufta önce kendi ailen çevren akraban mahallen şehrin vs gelir,sizler buraların hepsini ıslah ettiniz mi ki başka ülkelere gidiyorsunuz,bu ülkede insanların yüzde 75 namaz kılmıyor 100 tane insandan 90 ı zina yapıyor göz dil beden vb birisini bu ülkede insanların içkiye verdikleri paraların maliyeti 12 katrilyon,25 milyon insan içki kullanmış,hırsızlık cinayetler suçlar,tacizler tecavüzler almış başını gidiyor,bu ülkenin insanları günah haram bataklıklarında boğuluyor,bu insanların imanlarına hizmeti bırakıp bu insanlara kuranın sünnetin can simitlerini atmayı bırakıp bu insanların boğulmalarını görmeyip belki yarın dini duymayan mesul olmayacak milletlerin ardına düşmek akıl karımıdır,keferinin putunu götürüp o ülkelerde dalgalandırmak.bu milletin paralarını o ülkelere götürmek akıl işimidir,bu ülkenin gençliğinin kadının imanını sahil selamete mi getirildi ki başka ülkeler gidiliyor,bediüzzaman demiyor mu gençlik rehberinde bu ülkede ecel elinden teskeresini alanların 40 ından 39 u bu kabre imanla gitme davasını kaybediyor,yarın ahirette sormazlar mı akrabalar dostlar yakınlar bizim imanımızı kurtarmadan başkalarının imanını kurtarmaya gittiniz,yanı başında ki boğulurken başka yerlerle uğraşmak karı akıl değildir,hem o okullarda din eğitimi değil etik eğitimi veriliyor,hem o okullar türk okulladır,bir nevi islama değil Türkçülüğe hizmet ediliyor,Türkçe olimpiyatları yapacağınıza kuran hafızlık olimpiyatları yapsanıza ,birde kalkıp olimpiyatlarla övünüyorsunuz sanki o milletlere Türkçe öğretmek farzmiş gibi,

6-Siz galiba daha yolun başındasınız sizin geçtiğiniz yolları ben yıllar önce geçtim,eğer yazımı dikkatlice okuduysanız ümmeti Muhammet gemisini batırmaktan kastım ne olduğunu anlardınız,eğer bir gemideki yüz neferden sekseni fire veriyorsa,yüz taneden sekseni sadece yığından ibaretse ,o gemiyi o seksen kişi batırır,önemli olan kalifiye adam yetiştirmek yığınlar değil ,eğer bir cemaatin kadınlarının yüzde doksanının örtüsü örtüyle alakası yoksa,eğer o cemaatin yüzde doksanın imanı tahkiki değilse,eğer o cemaatin yüzde doksanı yediği içtiğine dikkat etmiyorsa,giydiğine bakmıyorsa,sünnete ittiba etmiyorsa,sarığa çarşafa şeraite yabanı ise,islamın düsturlarını hayatına tatbik etmeyip batıl bir hayat yaşıyorsa,helal haram demeden yardım alıyorsa çocukların boğazından haram geçmesine müsaade ediliyorsa,haremlik selamlık denen hakikat uygulanmıyorsa,fikren zihnen cismen bedenen peygamber ve sahabe ve bedüzzaman gibi yaşanmıyorsa,o gemi batar arkadaş,çokluğa bakıp aldanmamak gerekir,İsrail 5 milyon ama bütün dünyayı yönetiyor.çünkü davasında sadakatli,
hizmetinizin yüzde 20 lik kısmına diyeceğim bir şey yok helal dairesinde hizmet ettikten sonra diyecek hiçbir şey olmaz ama,harama girerek yapılan hizmeti asla kabul etmem.eğer birileri namaza başlamışsa zaten üzerine vazife olan işi yapmışsınızdır,ama yüzde seksen sadece yığınlardan ibaret olan bir davada muvaffakiyet olmaz,

7-Bizler hamd olsun ki hakikat güneşlerine karşı gözlerimizi kapamamış ama hakikat güneşine gözlerini kapatıp yalancı güneşlere gözlerini faltaşı gibi açan nice güruhlar var,aklını başkasının cepine koyan,taasubane bir şekilde her şeyi kabul eden büyüklerini hatadan müberra kusurdan münezzeh gören,islamın 1400 senelik hakikatlerini değil de büyüklerinin emir ve fetvalarını dinleyen nice görmeyen duymayan işitmeyen güruhlar var Allah onlara akıl fikir izan feraset basiret versin,10 faide yanında 90 zarar veren fikirlere kanan nice düşünmeyen akıl etmeyen yığınlar var ,kemiyete değil keyfiyete bakan yığınlar var,ipleri kimin elinde olmayanlara hizmet edenler var,

8-Üniversitede bayanlar hangi eğitimi alıyorlar ahlak eğitiminimi din eğitinimi neyi alıyorlar Allah aşkına,yani insanları eğitmek için sadece yol üniversite okumaktan mı geçiyor 1400 senedir bu insanlar nasıl yetiştirildi fatihler yavuzlar nasıl yetişti,içinde dinin ahlakın olmadığı üniversite eğitimi ilemi,bugün erkekler içinde okuyarak hayasınım iffetinin dinin büyük bir bölümünü kaybetme tehlikesi geçiren bayanların vereceği eğitim ne olur,erkeklerin hayyalerinde kirlenen fasıkın hainin dinsizin koministin yanında saatlerce kalan oturan bayanların vereceği eğitim ne olur,benim yeğenim okulu bırakmasında en büyük etken ne oldu biliyormusunuz ilk kez medreseye gittiği zaman hiç okula gitmemiş ama şu an vakıflık yapan okuma yazmayı annesinden öğretmen olan babasından öğrenmiş hatta iğne bile yapmayı bilen bir vakıf hanımla tanıştığı zaman onun ilmini görünce şaşırmış şöyle demişti okulumuzda da örtülü bayanlar vardı bir cok bayan öğretmen var ama bu abladaki ilim ve marifet onlarda yok,demişti,hayran olduğu o vakıf hanım da nurcuydu,ama bediüzzaman hazretlerinin gösterdiği gibi giyinen,yaşayan,davranan,ilim öğrenen bir nurcu,risalei nurlarda tarif edilen nurcuydu,

9-islama yaptığınız katkılara diyecek yoktur Allah razı olsun derim ama risalei nurlar bir tanedir ve gösterdiği yolda bir tanedir,bediüzzaman hazretleri bir adamdı o koca rejime meydan okudu tek başınaydı ama bugün bütün dünyada kitapları okunuyor,o vazifesini yaptı vazifeyi ilahiyeye karşmadı,dinden mukaddesattan rüşvet vermedi,o sünnet olan sarığını bile çıkarmazken ben başını açanlara nasıl nurcu derim,o sünneti seniyeden taviz vermezken taviz verenlere asıl nurcu derim,o helal dairesi dışında hizmet etmezken harama girenlere nasıl nurcu derim,o kimsenin haram faizli parasını almazken alanlara nasıl nurcu derim,o helal haram arasındaki şüphelilere dikkat ederken bir şüpheli için yüz mübahı terk ederken bunları yapmayanlara nasıl nurcu derim,o kadının siperi kalası çarşaf derken ben çeyrek tesettürlülere nasıl nurcu derim,o hizmette hiç kimseden pervası olmadan korkmadan çekinmeden çalışırken taviz diye namazı örtüyü terk edenlere nasıl nurcu derim,o üstat demiyor mu bazen bir adamın hidayeti 100 adamdan daha iyidir,bu beyan ile ihlaslı takvalı tahkiki imanlı insanlar yetiştirilmesini önermiyor mu,tebliğin yeri sadece üniversite kapıları ve dershaneler midir, diploma şartımıdır,başını açmak şartımıdır,tesettür ayetlerini çiğnemek şartmıdır.

10-yıllardır karşılaştığım sizin öğrenci ve öteki fertlerinizde şunu gördüğüm için merak edip size soruyorum amacınız nedir neye hizmet ediyorsunuz,şeriat getirme diye bir derdiniz yok,hilafeti yeniden getirme diye bir sıkıntınız yok çünkü islam devletine hilafete ütopya diyorsunuz,batıl bir hayatı islamla karıştırıp yeni bir hayat tarzı ortaya çıkarmışsınız, islam devleti kurma amacınız yok o zaman siz kime neye hizmet ediyorsunuz,çarşafa karşısınız sarığa karşısınız,hilafete karşısınız islam devletine karşısınız,şeraite karşısınız,kadınların evlerinde karar kılmasına karşısınız,hattı kuran yerine türkçeyi ,latinceyi yaymaya çalışıyorsunuz,kafirlerin cehenneme girmelerine karşısınız,o zaman siz kimin yanındasınız merak ediyorum sizde nurcusunuz güya bizde nurcuyuz,biz kuran ve sünnetten ve risalei nurların hakikatlerinden besleniyoruz siz ise yüce büyüğünüzün vahiylerinden acaba hangimiz doğru yoldayız,kuran sünnete ve risalei nurlara yüzde doksan zıt bir yolla islama hizmet ettiğini söyleyen bir cemaat mi yoksa kuran ve sünnete risalei nurlara tam tamına ittiba eden bir cemaat mi doğru yolda,bırakalım bundan sonra bizi tarih yargılasın,

11-size daha faideli olması açısından bazı hakikatleri yazacağım bu yazıları bir çok başörtüsü sitesinde yazdım hamd olsun itiraz eden olmadı,herkes vicdanı ile kabullendi,davalarının batıl kısımlarını gördüler.

12-Kuranı ve islamı iyi biliyorsanız taasubunuz yoksa keyfiyetin değil de kemiyetin ehemmiyetini biliyorsanız,sahabenin ve üstadımızın hayatını iyi biliyorsanız.
Feraset basiret iman gözlüğü ile bir bakarsanız gerçeklere islama ve kurana kimin en iyi hizmeti kimin yaptığını,kimin hakikiki nurcu olduğunu kimin en güzel ve doğru yaptığını görürsünüz.yok ama hurafelere teslim olmuşsanız,tevil kılıfını her şeye çok güzel tatbik ediyorsanız,hakikatlere karşı gözlerinizi kapatıp görmek istemiyorsanız hiç bir şeyi göremez bilemezsiniz.

13-Cihan kardeş buyrun gelin cemaatimize görün yığınlar değil nasıl iman doktorları yetiştirdiğimizi,uyduruktan değil hakiki olarak sahabeye kardeş yetiştirdiğimizi,hz Fatmalar asiyeler Haticeler yetiştirdiğimizi,

Zaten sizin talebeler bizlerde yapamazlar üç gün sonra kaçarlar çünkü onlar alışmışlar rahata keyfe onlar asla gelemezler ezbere,mütalalara,sabah namazından sonraya yatmamalara,bıyık bırakmaya,flört etmemeye,her dilediğıini yemeye içmeye,risaleleri Osmanlıca yazmaya okumaya,bayanlarınız gelemezler çarşaf giymeye,haremlik selamlık yapmaya,medreselerde gece gündüz ilim öğrenmeye ezber yapmaya,

14-Cihan kardeş size bir sevineceğin birde üzüleceğin haber vereyim bir gün gelir gerçekleştiği zaman dersin bana bir abi şöyle demişti,
Evet bir gün Allahın vaat ettiği islam devleti kurulacak bu ülkede gölgesi düşmüş şu anda üzerimize 20 senelik bir gecikmeye rağmen gölgesi üzerimizde tabi sizin cemaat için zor olacak çünkü çeyrek tesettürlerinden vazgeçmek zor olacak kadınlar çarşafa girecek,zaruret dışı bayanlar evlerine gidecek ki erkeklere iş açılsın,kadın kadın olarak kalsın amazonlaşmasın,fıtratını kaybetmesin,diye
İşte o zaman vazife çokluğunuzdan dolayı size verilecek ama yapamayacaksınız, çünkü Osmanlıca geri gelecek siz bilmiyorsunuz,islamı sadece yüzeysel yaşıyorsunuz,şeriat evinizde hakiki olarak yaşanmıyor,sizden vazife alınacak bu işleri yıllardır yapan gruplara verilecek onlar az bile olsalar bu vazifeyi hakkıyla yapacaklar,

Size tavsiyem Kuran ve sünnet çizgisinini şaşırmadan ,taşırmadan hizmet edin islama islamın haram kıldığı yollarla hızmet etmeyin,Hidayeti veren Allah’tır hidayet dağıtma yetkisi onundur,Vazifenizi yapın Allahın vazifesine karışmayın,biz olmazsak biz yapmasak gibi vehmi fikirlerle Allahı itham etmeyin vazifenizi yapın Allahın vazifesine karışmayın,yazı getiren Allah şeriatide getirir,islamı da getirir,insanların sadece dünyasına hizmet etmeyin ahiretine hizmet edecek iman doktorları yetiştirin,insanlar hergün hastalanmaz ama imanı dini her zaman şüphelere günahlara düşebilir,kalbi ruhu aklı her zaman hastadır onları tedavi edecek olanlar hemşire doktor öğretmen değil sadece iman doktoru olanlardır,bir insanı sadece namaza başlatmakla iş bitmez o insanların imanlarını kavileştirmek en mühimi,yaptığınız iyi şeyleri takdir tahdis edeceğim ama yaptığınız tahripleri ve hataları ve işlenen haramları asla tasvip etmeyeceğim bunu bilin,peygamber ve üstadın yolunun zıddına olan hiçbir yolu tasvip etmeyeceğim,unutmayın büyüklük ilimle,kitap yazmakla olmaz,ağlamakla,olmaz,yığınlara hakım olmakla olmaz,büyüklük sünnete kendi uyduğu gibi talebesini de uydurandır,kuranın hakikatlerine uydurandır,sahabeler kitap yazmadılar,milyonlarca cemaatleri yoktu ama insanların en üstünüydüler,yarın haşir meydanında huzurdan kovulanlardan olmayalım.

15-Daha fazla yazmayacağım bu kadarı verdiğiniz cevaplar içindi,eğer sizlerin risalei nurlara muhalif gittiğiniz yönleri yazsaydım bir kitap olurdu,büyüğünüzün bediüzzman hazretlerine muhalif gittiği yönlerini yazsaydım bir kitap olurdu,şimdilik bu kadarla iktifa ederim. Kırılanlar ancak taasup gözlüğü takanlardır,aklını başkasının cebine koyanlardır.kuran ve sünneti bilmeyenlerdir.kırılsalar da bunlardan özür dilemeği düşünmüyorum.

Şu yazıları sırayla yazacağım yeri geldikçe okuyun başlıkları şunlar

Birincisi:Kuran sizden başınızı açarak hizmet etmenizi istemiyor

Bugün ve Kuran ve iman hizmetine soyunmuş bazı grupların hizmetlerinde taviz verme mecburiyetini kuran ve din hesabına yaptıklarını söylemesi ve onun vekilliğini yapma davalarını kurana soralım hakikat konuşsun bizde ibret ve vazifemizi ve haddimizi bilmemiz noktasında susup dinleyelim.
Kuran bizden ne istiyor kendisine ayinedarlık etmemiz mi istiyor yoksa bizden vekillik mi istiyor. Kuranın bizlerden vekillik istemediğinin delili onu muhafaza eden ve bayraktarlığını yapan bütün devletlerin yıkılıp gitmesi ,hani bir zamanlar Emevi devleti vardı islamın ve Kuranın bayraktarlığını yapıyordu,hani Abbasi devleti Kuranın bayraktarlığını yapıyordu,hani cihanı titreten dünyanın 600 senelik bir zaman dilimine hükmeden,3 kıtada at koşturan Kuranın vekilliğini yapan Osmanlı devleti hepsi yıkılıp gitti, ama Kuran hala ayakta, dimdik, taptaze hükümleriyle insanlara yol gösteriyor.
Rivayette vardır ahir zamanda dinsizliğin dehşeti ve ehli nifakın tahripleri neticesi Kuranın etrafındaki bütün surlar yıkılacak Kuran kendi kendini muhafaza edecek onun icazi elmas bir kılınç olacak kendini koruyacak.Kuranın etrafındaki surlar olan Osmanlı, tarikatler,tekkeler,medreseler ve alimlerin hepsi inkilaplarla ortadan kaldırıldı ve Kuran tek başına kaldı ama icazi manevisi ile Allah onu korudu ve Kuranın sahibinin Allah olduğunu gösterdi.Demek ki Allah bizlerden Kurana ve hakikatlerine vekillik etmemizi istemiyor bizden istediği sadece kuranın hakikatlerine ve peygamberinin sünnetlerine ayinedarlık etmemizi istiyor.
Kuran bizi ihtar eder der ki: İslamın ve dinin sahibi Allahtır siz sadece islama ve Kurana ayinedarlık edin yaşamınızla. BEN SİZDEN VEKİLLİK İSTEMİYORUM, HAMİLİK İSTEMİYORUM BENİM NAMIMA BANA HİZMET ETMEK DAVASIYLA BAŞINIZI AÇIP OKUMANIZI İSTEMİYORUM SİZİN VEKİLLİĞİNİZE İHTİYACIM YOK 1400 SENEDİR HAKİKATLERİMDEN TAVİZ VERMEDİM Kİ BUNDAN SONRA SİZDEN DE TAVİZ İSTEYEYİM. ALLAH BENİ İSTERSE BİR FASIKIN ELİYLE DE YÜCELTİR. HAKİKATLERİMİ NEŞR EDER TAVİZ VERMEDEN BENİ YÜCELTMEYE ÇALIŞAN VEKKİLİLERİM OLAN DEVLETLER NERDELER ONLAR BENİ TAVİZSİZ YAYMAYA ÇALIŞTIKLARI HALDE YIKILDI GİTTİLER. SİZLER BENİM HAKİKATLERİMİ TAVİZ VEREREK NASIL AYAKTA KALACAKSINIZ. DİNİN VE BENİM SAHİBİM ALLAHDIR VE BENİ KIYAMETE KADAR KORUYACAĞINI VAAT ETMİŞ.ONUN VAADİNE MUHALİF BİR YOL TAKİP ETMENİZ BANA ZARAR DEĞİL KENDİNİZE ZARARDIR.VAZİFENİZİ YAPIN VE VAZİFEYİ İLAHİYEYE KARIŞMAYIN.KARIŞTIRMAYIN,ALLAHIN MANEVİ ORDULARI HER AN HAZIR VE NAZIRDIR.VAKTİ GELİNCE VAZİFE BAŞINA GEÇECEKLERDİR.NURUNU TAMAMLAMAYI VAAT ETMİŞTİR.VAADİNİ YERİNE ELBETTE GETİRECEKTİR. M.KAKÇA

İkincisi:
İKİ DAVA İKİ MÜCAHİDE BAYAN PORTRESİ

Bugün dünya hayatının cazibedarlığına kapılıp ahireti unutan yâda unutturulan ben bu dünyaya nerden geldim, nereye gidiyorum, neciyim, niye geldim ve benden ne isteniyor hayatın asıl gayesi nedir, üzerine titrenilecek en mühim mesele nedir,helal haram günah isyan nedir, gibi soruları sormaktan alıkonulan insanlardan birisi olan aslında binlercesinden birisi olan bir lise talebesi kız birgün dünyaya mühim vazifeler için gönderildiğini, kendisine verilen hayatın asıl gayesinin Allaha kul ve abd olmak olduğunu öğrenince o kulluğun gereğini yapmak için hayatında bazı doğru bildiği yanlışları düzeltmeye ve islama göre hayatının şekillenmesine çalışır. İslamın hayatının merkezinde olması gerektiğini, camilere, vicdanlara hapsedilmemesi gerektiğini, hayatın her alanında islamın hükümlerinin olması zaruretini anlar ve hayatını islama ve sünnete göre şekillendirmeye başlar gel gör ki islamı ve sünneti değil de sefih batının sefih medeniyetini hayatlarına tatbik edip kabul eden yakınları ve okul çevresi bu değişiklik karşısında şaşırmışlar ve kızın aldığı bazı kararları radikal bulmuşlardı. Hâlbuki bilmiyorlardı ki islamiyette radikallik yoktu. Radikallik bir nevi Allahın dinine ve Rasulüne hakarettir. Çünkü Allah rasulü insanların en dindarıydı. Sorun sadece insanların dinlerini bilmemekten gelen cehaletten dolayı dindar insanları böyle tavsif ediyorlardı. islamiyeti sadece inandım demek zannediyorlardı. Bundan dolayı kızı ve bu kız gibi düşünenleri anlamıyorlardı. Kızın aldığı kararlardan birisi olan okuduğu okulu bırakmak kararı en çok tartışılan meselelerin başında geliyordu. Kıza göre okuduğu okuldaki tarz hayat ve kurallar islamın inançlarına ve kurallarına uymuyordu. Zaten okulun kuralları da kendisine uymayanı da kabul etmiyordu. İslamın emir ve yasaklarına zıt bir hal sergiliyordu. ne kızın inançlarıyla okumasına imkanı vardı. Nede okuduğu okulun kızın inançlarına göre okumasına müsaadesi vardı. Helal dairesinde okuyup imana kurana hizmet etmenin yolu vardı amma aile ve yakınlarına ve öğretmenlerine göre ise ve kendi dar akıllarınca okuyup hayatını ve kendini kurtarmak islama hizmet için mevki ve makamlara gelmek, Kuran Kursunda okuyup imana, kurana ve islama hizmetten daha önemliydi.KURAN VE İMANA HİZMETİN ŞARTINI DÜNYALIK İLİM OKUMAKTA,MEVKİ MAKAM TUTMAKTA GÖREN BU YAKINLARININ İÇİNDE BİRİSİ VARDI Kİ ONUN YAKINLIĞI DAHA ÇOK AKRABALIKTAN ZİYADE EĞİTMENLİKTEN İLERİ GELİYORDU.ONA OKUDUĞU OKULU BIRAKMAMASI İÇİN TELKİN YAPAN VE ONU KURAN KURSUNA VE MEDRESEYE GİTMEKTEN ALIKOYMAYA ÇALIŞAN BU ÖĞRETMENİ KIZCAĞIZIN HELAL DAİRESİNDE OKUYUP İSLAMA HİZMET ETMEK İSTİYORUM KARARLILIĞINI ANLAMAK İSTEMİYOR VE İNATLA VE KÜFÜR DERELERİNE VE KIYILARINA YAKLAŞAN BİR ÜSLUPLA KIZA “BAK BENDE SENİN GİBİ ÖRTÜLÜYÜM İÇERİDE AÇIYORUM AMA DIŞARIDA ÖRTÜYORUM ,İSLAMA HİZMET ETMEK İÇİN BUNA MECBURUZ HEZEYANLARI İLE KIZI DA KENDİSİ GİBİ HARAM SINIRLARININ İÇİNE,ERKEKLERİN İÇİNE KARIŞMAYA ,GÜNAHLARIN ÇİRKEFLİĞİNE FARKINDA YADA FARKINDA OLMADAN ÇEKMEYE ÇALIŞIYORDU.GÜYA BÜTÜN BU GÜNAHLARA GİRMEK İSLAM İÇİNDİ, DİN İÇİNDİ,ASLINDA KENDİSİNİ GÜNAHTA İSYANDA GÖRMEYEN BU KADIN ÖĞRETMEN BEDİÜZZAMANIN DEYİMİYLE KIZLARI KURAN MEKTEBİNDEN ALIKOYUP ECNEBİ SURETİNE GİREN MEKTEPLERE SEVK ETMEK İÇİN MÜCADELE EDİYORDU.GÜNAHLARINA PSİKOLOJİK OLARAK ORTAK ARIYOR ,BU KIZCAĞIZI GİTTİĞİ ULVİ, GÜNAHTAN, İSYANDAN, KÜFÜRDEN UZAK MEDRESEDEN ALIKOYUP GÜNAH, FISK, FÜCUR, İSYAN VE HARAMLARIN DOLDUĞU KARMA OKULA DÖNDÜRMEK İÇİN KIZIN EN YAKIN ARKADAŞLARINDAN OLUŞAN İKNA TİMİ BİLE KURARAK KIZCAĞIZI SANKİ GİTTİĞİ YOL KÜFÜR İSYAN FUHUŞ ŞİRK YOLUYMUŞ GİBİ ALLAHIN YOLUNDAN ALIKOYMAYA VE LAİK DİNSİZ OKULLARINA DÖNDÜRMEYE ÇALIŞMALARI İŞİN EN ELİM VAHİM VE DEHŞETLİ YANIYDI.SANKİ ŞU AYETİN TEVİLİNİ GÖSTEREREK HANGİ SAFLARDA OLDUKLARINI BELLİ EDİYORLARDI: ALLAH TEVBELERİNİZİ KABUL ETMEK İSTER; ŞEHVETLERİNE UYANLAR İSE SİZİN BÜYÜK BİR SAPIKLIĞA DÜŞMENİZİ İSTERLER” (EN-NİSA, 4/27)

BU KÜFÜR DAVETİNİN BAŞINI ÇEKEN O MUKADDESATINDAN RÜŞVET VEREN ,BATIL TAĞUTLARA VE HEVASINA BOYUN EĞİP, NEFSİNİ KENDİNE MABUD İTTİHAZ EDEN KADIN ÖĞRETMEN BEN ZATEN GÜNAHLARIN İÇİNDE ÇALIŞIYORUM BAŞIMI AÇARAK ERKEKLERLE DİZ DİZE EL ELE GÖZ GÖZE ÇALIŞARAK GÜNAHA İSYANA BATIYORUM DİYİP VİCDANEN BUNDAN RAHATSIZLIK DUYUP KIZI DESTEKLEYİP KIZIM GİT MEDRESEDE EĞİTİM GÖR, HARAMA BULANMADAN GÜNAHA GİRMEDEN, ERKEKLERİN NAZARLARINDA KİRLENMEDEN, ONLARIN ÇİRKİN HAYALLERİNE SÜSLEMEDEN OKUMA İMKANIN OLAN TESETTÜRÜNE, İFFETİNE, HAYANA, İLİŞİLMEDİĞİ KARIŞILMADIĞI MEDRESELERDE OKU DİYİP KIZI DESTEKLEYECEĞİNE İYİCE ONU KENDİ GİBİ BATAKLIĞA ÇEKMEYE ÇALIŞMASI OKULDAKİ VAZİFESİNİ MEDRESEDEKİ İLİMDEN ÜSTÜN GÖRDÜĞÜNÜ GÖSTERMESİ AÇISINDAN NE KADAR GAFLET VE HİYANET BEDBAHTLIK İÇİNDE BULUNDUĞUNU GÖSTERİYORDU.ALLAHA HAMD OLSUN Kİ NURLARIN FEYZİNE AZDA OLSA MAHZAR OLAN O KIZIN İMANI NE ŞEYTANIN ABİDLİĞİNİ YAPAN ÖĞRETMENLERİNE,NE AİLESİNE NE YAKINLARININ NE DE O GAFİL BEDBAHT ÖĞRETMENİNİN SİNSİ VE HAİN TELKİNLERİNE ALDANMADI VE ULVİ İMAN VE KURAN YOLUNDAN DÖNMEDİ ,VE KURANIN İHLAHSLI BİR ŞAKİRDİ OLDU.

işte imtihan dünyasında iki portreve islama ve imana hizmet davasında yola çıkan iki bayan
birisi mahrem ve namahrem kavramlarından ,helal haram kavramlarından sıyrılmış,namazları aksamış kazaya kalmış, terkedilmiş, aklı, kalbi ölmüş ruhu yaralanmış imanı zevale yüz tutmuş nefis ve hevasının alimlerin fetvalarına kulak verip Kuranın Peygamberin ve Mücedditlerin Müctehitlerin sözlerine kulak tıkayıp haram bir yolla para kazanıp hizmet eden,ve kızları medreselere değilde okullara sevk eden çeyrek örtülü ,imanlı bir öğretmen, nerede Meryem misali mabedlere kendini adamış, günahlara, küfre, isyana karşı kör topal sağır olmuş helal dairesi içinde ilmini öğrenen ama farz olan ilmini öğrenen erkeklerin içine karışmadan onlara görünmeden onların karşısında soyunmadan, kırıtmadan, yaltaklanmadan ,sıkılmadan günah ve fısk ve fücura bulaşmadan çarşafına örtüsüne ilişilmeden dininden mukaddesatından rüşvet vermeden kuran ve sünnetin emirlerine göre örtünen birisi nerede.bu dava sahibi olan iki bayan vazifeleri başında ölseler eğer öğretmen olanın başı açık erkeklerle iç içe karışık bir halde,günah üzere isyan üzere ölse rüşvetçi tavizci muamelesi belki görecek.bir nevi suçüstünde ölecek.
öteki talebe ise dünyanın, şeytanın, hocalarının, sahte alimlerin, sinsi profların, ilahayitcilerin ve kınayıcıların kınamasından korkmayarak sözlerine vaadlerine fetvalarına aldanmadan Allahın dinine haram yollarla hizmet etmeyerek.ameliyle niyetlerini çatıştırmadan,niyetlerini farzların üstüne çıkarmadan,niyetlerine haramları bulaştırmadan medresede çarşafı içinde elinde kuran olduğu halde ölecek hangisinin ölümü izzetle olur hangisinin ölümü zilletle olur kalbi aklı ruhu vicdanı ölmemiş olan herkes anlarki bir metre bez ile ne Müslümanlık olur nede iman kurtulur nede Allahın rahmeti umulur.M.KAKCA

yazılacaklar
İslama hizmet gayesiyle bir bayan örtüsünü çıkararak okuyabilir mi?
OKUMAK İÇİN BAŞÖRTÜLÜ OLMAK YETERLİMİMİDİR?
KURANIN EMRİ ÇARŞAF MI MANTO MU?
DOKTOR DEĞİL İMAN DOKTORU LAZIM BİZLERE
DİN VE TESETTÜR DÜŞMANLARININ PLANLARI
Bediüzzamanın Çarşaf Müdaafası
ÇİĞNENEN TESETTÜR AYETLERİ)
BAŞÖRTÜLÜ KIZIN İBRETLİK RÜYASI

Boş ve abes sözlerin maskaralığını yapmaktansa
güzel sözlerin hamallığını yapmayı tercih ederim.

tahkik kardes

selamunaleyküm benim bi sorum olcak okudum yazdiklarinizi dogru konusuyorsunuz fakat bizim görevimiz islami yaymak degilmi?peygamber efendimizde öle yapmadimi?simdi bi kiz sadece evde durarak yada yatili camiye giderek nekadar islami yayabilir ki?tabiki gitmesi gerekde bilgili olmak icin ama hep orda kalarak yayamaz dinimizi.önemli olan müslüman olmayalarin arasina girmek ve onlara vesile olmaktir...bircok alman var ki müslüman oldu mesela nur cemati sayesinde..hata birini taniyorum kendimde konustum bi alman kadin yasi baya ilerledi hastane hemsireydi..ve nur cemati sayesinde kadin cok sükür müslüman oldu..ablarin yaptigi sohbetler sayesinde almanlar ile ic ice olduklari icin.kadin basini örtüp kac yilik isini birakip islama tutundu..ne kadar güzel dimi...burda almanyada bircok alman müslüman oldu ablalarin sayesinde abilerin sayesinde...rabbim devamini nasip etsin hakkizini helal edin rabbim insanlara faydali olan insanlardan eylesin bizi insallah...hoscakalin

TAHKİK KARDEŞİME HİTABEN

selamın aleyküm zehirli ok sakinleri

bu sitedeki yazıları flasıma atıp eve gelince laptoptan sakince anlayarak okuyorum siteyi açanlardan Allah razı olsun.chat başlılklı konuda yazı yazmıştım sonrasında artık yorum göndermeden sadece okumak olarak takip ediyordum siteyi, üniversite öğrencisiyim eh eve internet bağlatmak hem uygun deil hemde öğrenciyi aşar biraz
ödev yapmak için açmıştım laptobu ama akşam 8den gece 1e kadar yazılan yazıları ve yorumlarını okudum .

sıra CİHAN , TAHKİK ve AHSEN kardeşimin atışmalı yazılarına gelince dahada dikkatle okumaya başladım yazıları, ilerleyen saate inat .

ŞİMDİ YAZDIKLARIM İSE TAHKİK KARDEŞİMEDİR ÖZELLİKLE ONUN SABIRLA SONUNA KADAR OKUMASINI DİLERİM ASLINDA.

Öncelikle yazdığınız bazı yazılarda nev-i şahsıma münhasır uygun gelmeyen düşünceme zıt gelen yerlere yorumlar yapacağım çünkü bunları yazmasam tutamayacağım kendimi gerçekten çok üzüldüm çünkü yazılanları okurken. Neyse sonrada Yine özellikle TAHKİK kardeşime hitaben bazı şeyler söyleyip yazıyı sonlandıracağım uzun olacak ama uzun yazılarınıza ancak uzunca cevap vermeyi uygun buldum.

(NOT= tahkik yazanlar tahkik kardeşimin yazılarından alıntı olanlar tire ile başlayanlar bana ait olan yazılar)

TAHKİK- 10-yıllardır karşılaştığım sizin öğrenci ve öteki fertlerinizde şunu gördüğüm için merak edip size soruyorum amacınız nedir neye hizmet ediyorsunuz,şeriat getirme diye bir derdiniz yok,hilafeti yeniden getirme diye bir sıkıntınız yok çünkü islam devletine hilafete ütopya diyorsunuz,batıl bir hayatı islamla karıştırıp yeni bir hayat tarzı ortaya çıkarmışsınız, islam devleti kurma amacınız yok o zaman siz kime neye hizmet ediyorsunuz,çarşafa karşısınız sarığa karşısınız,hilafete karşısınız islam devletine karşısınız,şeraite karşısınız,kadınların evlerinde karar kılmasına karşısınız,hattı kuran yerine türkçeyi ,latinceyi yaymaya çalışıyorsunuz,kafirlerin cehenneme girmelerine karşısınız,o zaman siz kimin yanındasınız merak ediyorum sizde nurcusunuz güya bizde nurcuyuz,biz kuran ve sünnetten ve risalei nurların hakikatlerinden besleniyoruz siz ise yüce büyüğünüzün vahiylerinden acaba hangimiz doğru yoldayız,kuran sünnete ve risalei nurlara yüzde doksan zıt bir yolla islama hizmet ettiğini söyleyen bir cemaat mi yoksa kuran ve sünnete risalei nurlara tam tamına ittiba eden bir cemaat mi doğru yolda,bırakalım bundan sonra bizi tarih yargılasın,

--Bir kere tahkik kardeşim böyle rislei nur talebesi olupta yine risalei nuru okuyan talebesi olan kardeşlerinden böyle nefret eder gibi bahsetmeni eshefle kınıyorum sizin gibi çok yazılar döktüren her şeye ilmi cevabı olan birisine yakıştıramadım doğrusu .İlim bilip ilmini böyle din kardeşlerinin yaptığı işleri itham etmekle harcamak niyedir acaba.ilminizi böyle sarf edeceğinize başkalarını eleştirmekle gün geçireceğinize kendi işinize baksanız iyi olur okadar biliyorsunuz ama ilminizi boşa sarfetmenin de israf olduğunu bilmediğinizi değil de,unuttuğunuzunu düşünerek sizin gibi hem din, hem tebliğ açısından dava hem de risalei nur talebeliğinde kardeşim olan birisi hakkında hüsn-ü zan beslerim.

Ve kendi yaşayışınızla bizim yaşayışımızı karşılaştırmışsınız .Risalei nurla kur’an a zıt bir hayat yaşıyormuşuz. Siz bu konuda ne kadar anket yaptınız ne kadar ciddi araştırmalar yaptınız ki böyle sonuçlar çıkarıyorsunuz açıkçası sonuçlarınızın delillerini merak ediyorum . öyle bir cemaat hakkın da sadece kendi düşünceniz olan verilerle sonuçlar çıkarıp bunu bir çok kişinin okuduğu bir sitede paylaşmanız eğer doğru bir sonuç değilse sizin zararınızadır.

Çünkü eğer sonucunuz yanlışsa ki siz benim şu an benim ve cemaat arkadaşlarımın ne kadadar yaşayıp yaşamadığımı veriler olamamadan bilemezsiniz ve söyledikleriniz yanlışsa iftiraya ve dolayisiyle hakka girmektedir.şahsım ve cemaat arkadaşlarım adına yanlış olan her bir kelimeniz insanlara bizimle ilgili başörtüsüyle neden açtığımızla ilgili verdiğiniz her yanlış bilginiz için şu sitede yazılan her harf adedince hakkımı helal etmiyorum demek istiyorum.ama rabbim merhametlidir o yüzden bana helal etmek düşer ne diyeyim helal olsun demek doğruysa helal olsun .

TAHKİK- 12-Kuranı ve islamı iyi biliyorsanız taasubunuz yoksa keyfiyetin değil de kemiyetin ehemmiyetini biliyorsanız,sahabenin ve üstadımızın hayatını iyi biliyorsanız.
Feraset basiret iman gözlüğü ile bir bakarsanız gerçeklere islama ve kurana kimin en iyi hizmeti kimin yaptığını,kimin hakikiki nurcu olduğunu kimin en güzel ve doğru yaptığını görürsünüz.yok

--E madem biz risalei nur ve İslam üzere yaşamıyoruz,12 . maddenizde demek istediğinize göre üstadın hayatını bilmiyoruz bundan dolayımı bu cemaat kaç senedir ayakta bundan dolayımı siz kabuğuuza çekilmişsiniz ortalıkta gözükmezsiniz,kimin doğru ve yanlış yapmasını görmesi ve gösterilmesi gereken bizzat bizler değiliz göstermek zahmetinde de bulunmayınız rabbimiz görüyor biliyor yeter.sizin çabalarınız bizim yaptıklarımızı irdeleyip eleştirmek değil ,(madem öyle beğenmiyorsunuz türk okullarındaki eğitimi ),ozama çabanız tüm dünyada Osmanlıca eğitim veren okullar olsun . bunada razıyım çok memnun da olurum .ama yapında ondan sonra gelin eleştirin yapamadıklarınızı eleştirmeyin tıpkı seçim zamanı bir çok partinin kendi yapacağı işleri anlatmak yerine başka partinin yaptığı işleri irdeleyip ,eleştirmek gibi komik duruma düşürmayin kendinizi.(bir şakird kardeşim olarak bu gülünç duruma düşmeniz benide üzer.)

TAHKİK-Zaten sizin talebeler bizlerde yapamazlar üç gün sonra kaçarlar çünkü onlar alışmışlar rahata keyfe onlar asla gelemezler ezbere,mütalalara,sabah namazından sonraya yatmamalara,bıyık bırakmaya,flört etmemeye,her dilediğıini yemeye içmeye,risaleleri Osmanlıca yazmaya okumaya,bayanlarınız gelemezler çarşaf giymeye,haremlik selamlık yapmaya,medreselerde gece gündüz ilim öğrenmeye ezber yapmaya,

--Biz rahatımıza çok düşkünüzya o yüzden gelemeyiz dimi tüm bunlara. Sizin talebeler demişsiniz ve genellemişsiniz . bende o talebelerdenim ve bu işler için hangi rahatlıklarımdan ne kadar fedakarlık ettiğimizi bilmeden bunları konuşmnız inanın dilsiz bir insanı yargılamanızdan farksızdır .heleki bir müslümanın bırakın duymayı görmeden başkasının arkasından konuşması heleki mülüman kardeşinin arkasından konuşması hiç tahammül edilemez..

TAHKİK-Bir bayan yakınına soruyor niçin okuyorsun çalışıcam ve hizmet edicem" dedi. öenmli makamlara gelmek istiyordu hizmet için... gerçekten amacın bu mu doğruyu söyle, yoksa nefsine mi ağır geliyor ? dedim. "nefsime de ağır geliyor aslında" dedi. bu insanlar kandırılıyor mu diye düşünüyorum? hizmet etmek bahanesiyle onların nefislerini yaşamalarına yardımcı oluyorlar. bu kızlara yardım edilmese, yönlendirilmese bu kızlar bu kadar sizce adım atabilirler mi böylesine kötülük dolu bir zamanda ? Bilmiyorlar ki başkaları tarafından cinsel dinsel ve ekonomik yönden sömürülüyorlar.

--Başkaları tarafından sömürülüyoruz ha... yazık size, düşüncelerinize. İlminize, ve ilminize rağmen böyle dedikodu olan bilmeden konuşmalarınıza. YAZIK SENİN GİBİ İŞİ BAŞKALARININ YAPTIKLARINI KARALAMAK OLANLARA.
Şimdi o bir bayan aynı soruyu gelsin bana da sorsun ve bende tüm samimiyetimle cevap vereyim ve siz onu da yazın yazılarınızda. Olmaz dimi öyle herkesin kilerini yazmak olmaz çünkü ozaman eleştirilerinize zıt düşecek bir şey yazmış olursunuz ozaman maazallah öznelliğiniz niteliğini kaybeder birden nesnelleşirsiniz dimi. Aman nesnel bir şey yazmayın zaten . çünkü nesnel olmaya kalksanız şu yazdıklarınız sayfaya dökülmez çünkü nesnellik adına bir şey yok sizde.
Efendimiz asm buyurmuyorlar mı : bir günaha vesile olmak, onu işlemiş olmak gibidir !
Evet ya bak işte bunu doğru yazmışsınız . ne güzelde yazmışsınız . ama şunu bir kere anlayarak okuyup yazsaydınız tüm bu yazmış olduklarınızı hiç boşa yazmış olmayacaktınız..siz emin olmadan konuşuyor iftira ediyorsunuz ,bunları burada yazıp tüm okuyanlarla paylaşarak dedikodu ediyorsunuz. Ve yazılarınızı okuyup aynı şeyi yapanlar ve hatta sadece sizin yazılarınızla bizimle ilgili bu tür yanlış bilgilere sahip olup, üstüne bire bin katıp anlatanlar...
İşte onların bunu yapmasına vesile olduğunuz için onu işlemiş gibide oldunuz zaten ...

TAHKİK-Vakti zamanında eğer bu tavizler verilmeseydi iş bu noktaya gelmezdi . Demek ki en büyük derdimiz taviz vermek, dini zamana uydurmak isteği... oysaki zamanın kendisi dine tabidir, olması gerekende odur.

--Bak yine konuşmuşsun böyle . madem beğenmiyorsun çık ozaman sahneye haydi seni görelim.. bu iş şu an bizim omuzlarımızda bu cemaatin omzunda hoş sizde bizle aynı cemaattensiniz ama size hoca beğendiremedik . beğenmiyorsan kendin yapacaksın önce kendin yaşayacaksın. Evet hakkında konuştuğun zatın yaşadıklarından ve yaptıklarından sende yapmalısın ki hakkında konuşma yetkisine sahip ol.. taviz vermede ozaman bizde seni bilelim hoca diye ..
İnsan fıtratı işte bir işi yapamayınca ,geriye o işi yapan hakkında konuşmayı başarabilmek kalır . zavallı insanlar bunu başarı sanır ve kendilerini böyle motive ederler..
Ee boşuna dememişler meyveli ağaç taşlanır diye
ismi lazım değil(ver ver isminide ver niye çekiniyorsun ki hem üstad derki zan altında bırakmak daha günahtır.ismini versen ondan iyi. Şimdi ismini vermeyince okuyanlar ;acaba Süleyman Hilmi tuna hanın cemaatimi yoksa geylanimi vs düşünecekler e öyle düşünmelerine sebep olduğun içinde ayrı bir günah. Yaa kardeşim sen hiç hüs-ü zan bilmezmisin Allah aşkına risaleleri okumak aynı zamanda yaşamak gerek bir risalei nur talebesi olarak seni su-i zan’a karşı uayrıyor ve hüsn-ü zan ‘a davet ediyorum.),

TAHKİK-vakti zamanında bir cemaatteydim. burada ki insanlar hummalı bir çalışma ile devletin her kademesinden yerlere adam sokmaya çalışıyorlardı. kızları, erkekleri... bu şekilde güya devletimiz İslamın emirlerini yaşamak konusunda özgürleşecek, baskılar kalkacakdı.... ve çeşitli adamalrda mutlaka girmişlerdir bir yerlere, hala da çabalıyorlardır... ama bu insanların çoğunda, nerdeyse tamamına yakınında bir şeyler eksikti, neydi biliyormusunuz ? hakikatler, ilim, ihlas... kızlar ayrı bir küfrün içinde, erkekler ayrı bir küfrün içindeydi...çalışmak uğruna kapılıyken açılan kızlar vardı üniversitede, erkeklerin hali de feci, hepsinin kolunda bir kız, kızlarda kapandık zannedilerek giyilen daracık kıyafetler, pardesü bile yok... o nedenle yaşamak isteyen yaşar, ben yaşayanları gördüm,kendilerine yapılan tüm baskılara rağmen yaşayanları gördüm, hayretle ağzım açık kaldı... bildiğimi sandığım şeyler aslında hep yalanlardan ibaretmiş, hakikatler çok farklıymış... eğer düşünceniz hakikat noktasında birilerinin bir yerlere gelmesi ise olabilir belki.... ama birincil çözüm yine de değil bana göre! balık baştan kokar sözünü çok defa duydum kardeşim merak etmeyin. ama İran örneğini de vermiştim... siz yasaları değiştirebilirsiniz, kuran kurslarını açıp, cemaatleşmeyi serbest bırakabilirsiniz, kıyafete yönelik baskıları kaldırabilirsiniz, ama sizde şu sözü duymuşsunuzdur kardeşim "zor olan nefsin değişmesidir"... İmanın kuvvetleşmesidir.sosyal ve içtimai hayata girdikten sonra dava hizmet diyen insanların makam,mevki,para kariyer endişelerini hizmete tercih edip başkalaşmaları ve kaybolup gitmeleri.

--Yok pardesü mardesü giymiyorlarmış yok başlarını açıyorlarmış. Benim çok samimi arkadaşım aynı cemaatteniz.subay biriyle evlenmesi teklif edildi ayrıca polis yani bunun parası hayat boyu devlette işinin kolaylaşması hastanelerde artık öncelik ve ayrıcalık tanınması vs ayrıca adam dindar bunun birde hizmete bakan yönü var çok cazip bir fırsat deilmi ama arkadaş kabul etmedi baş örtüsünden giyiminden tesettüründen taviz vermek istemedi açık arkadaşlara öncelik verin bu tekliflerde dedi.ama sen yukarda bizlerle ilgili öyle genellemeler yammışsınki bu genellemeye pardesü giyen ben ve arkadaşlarım ayrıca şu örnekteki arkadaşlarımda giriyor . doğrusu seni bu yazdıkların bu genellemelerin doğru olmuyor.hep yanlış ve bilip bilmeden 2 kişiye bakarak bütün cemaat hakkında genelleme yapmışsın .yazık sana ve vahim durumuna. Bul
şimdi cematteki tüm senin bu yazdıklarının zıttı olanları ve helalleş onlarla . vah vah ne yazıktır o cemaatler hakkında atıp tutup konuşanlara.

TAHKİK-hayatını kurtarmak üniversite okumak diye anlıyan cahil kesimler dandik bölümlere yerleştigi ve o bölümü bitirdikten sonra iş bulamadıgı ve yine okumuyanla aynı statüye sahip oldugu görülmektedir ama okuması ona ne katmıştır bilinmez ama çogu insanın yolunu kaybettigi görülmüştür Allah hepimizin sonunu hayr eylesin .

--sen o dandik bölümleri beğenmiyorsan bu beğnmediğin ve kınadığın dandik bölümlere sen,eşin, çoluğun çocuğun torunların gitmesin. bizzat memnunda kalırız açıkçası. O bölümlere siizzin gibi dandik deyip,o bölümlere gitmeyi cahil olmak diye nitelendiren cahiller gelmese birçok insanında önü açılmış olur sayenizde cahil tıkanıklığıda sona erer.

ŞİMDİ YAZDIKLARINIZA YAPTIĞIM YORUMLAR BİTMİŞTİR. GEL GELELİM BENİM HAYATIMA İYİCE OKUMANIZI DİLERİM.

Ben müspet bir ailenin kızıyım.annem ve babam dinlerini biliyorlar fakat bunu büyüyüpte eski hallerini gözden gezdirince anladım .dinen bilgilide olsalar yaşamak konusunda cahil ve eksiklerdi bilgidede eksiklik vardı.5 yaşımdaaayken hatırlıyorum annemin namaz kıldığını sonra büyükşehirden batıda bir tatil beldesine yerleştik.annem zaten başını bilinçsizce örtmüş köy kızı işte gelenekten örtmüş.tatil beldesine gelince annem başını açmak istedi 2 gün mü ne açık gezdi babam izin vermedi. Babamında izin vermeyişi etraf ne der düşüncesiydi.günah haram deildi yani.onlarada hak veriyorum köyde yetişmişlerdi.ama Allah onlardan bin kere razı olsun bana çok güzel ahlak verdiler korudular kolladılar çok iyi yetiştirdiler.ilk okul 3e giderken babam artık tayt şort giyme büyümeye başladın etraf ne der falan dedi. Aile dostlarımızdan birtanesi dinini çok iyi yaşıyordu işte onların yanında öyle dursam kınanacak ayıplanacakmışım gibi gösteriliyordu.hiç günah falan bunlar pek söylenip anlatılmazdı dini eğitimde verirlerdi ama öncelik hep etraf nedir düşüncesiydi. Ve ben sırf bu yüzden o dinini yaşayan insanlardan nefret ediyordum.çünkü onlar bir laf edip kınayacak diye giyeceklerime kısıtlama getiriliyordu.arkadaşlarımda beni kınayıp ayıplayacaklardı alay edeceklerdi açık giyinmiyorum bu zamanda bu yaşta günah bile yazılmazken ailen ne kadar gerici seni kapalı giydirmeye çalışıyor diyeceklerdi.düşündüğüm gibide oldu alay ettiler ve güldülerde savunacak bir nedenimde yoktu. Etraf ne der ayıp demek çok saçma geliordu ve bunu ben kabullenememişken arkadaşlarıma kendimi nasıl böyle savunacaktım bu böyle böyle orta sona kadar sürdü .ailem ne kadar geri kafalıydı bana göre yani babam. Çünkü annem ben giyemedim kızım giysin derdi babamın olmadığı yerlerde gezmelerde mini mini eteklere askılılara izin veriyor giydiriyordu. Orta son’a gelince düğün için mini etek ve sıfır kollu almıştım babam izin verdi ben çok korkmuştum kızar diye ama kızmadı .

genç kız olmuştum ya artık iyice güzelleşmiştim şimdi genç kzını yanında böyle güzel görmek etraftakilerinde güzel diyeceği düşüncesi hoşuna gitti ki izin verdi . bende o sene boyunca rahat giyinebildim.öyle giyinmem güzel ve alılmlı gözükmem ailemin hoşuna bile gidiyordu. Hani bahsetmiştim ya şu dindar aile dostu diye. Amcamlarda onlara takıla takıla onlar gibi dindar yani insanları kınayan olmuşlardı bana göre.amca kızlarımla kardeşten daha yakınız amca kızlarımı çok sever ve önemserdim. Amca kızlarım açık giyinmeme kızmaya başladılar. Hem güzel bir kız olduğumu ama böyle giyinmemem gerektiğini anlatıyordu amcamın büyük kızı. Halbuki oda süslüydü. Ama o ne derse doğruydu benim için çünkü o üniversiteyi kazanmış tı cahil ve geri kafalı ailemin zıttına o benim önümde tek örnek idealist özgür insandı. O ne derse doğruydu bu yüzden.ama o da artık o dindar kınayanlar gibi olmuştu.fakat neden beni kınamıyor aksine giydiklerimin bana çok yakıştığını ama öyle giyinmememin doğru olduğunu anlatıyordu. Kendiside açıktı ama bol ve kapalı bir okadar güzel ve spor giyiniyor ve o kadar da yakışıyordu ona .zamanla bana kıyafetlerinden hediye etti ve bana aslında spor giyimin yakıştığını sölemeye başladı.amcamın kızı meğer üniversitede şu sizin beğenmediğiniz abla evlerinde kalıyormuş.onunla ilgileniyorlar oda benimle ilgileniyor. Bildiklerini ilk aşk ve heyecanıyla bana tebliğ ediyordu.ondan dinlediğim her şey çoook güzeldi sonra bir abinin mum ateşinde harama girmemek için sabaha kadar elini tutması ve bunun gibi bir çok hikayeler anlatıyordu bana.ve tüm bunlar Allah rızasıydı.

Artık Allah rızası kelimesinin dilencilerin söylediği dilime almaya utanmam gerek kalmayan çok önemli bir kelime olduğunu anlamıştım çok farklı arkadaş gruplarım vardı liseye geçince onlarla ayrıldım yine aradabir mini etek giyiyordum azda makyaj yapmaya başladım ailem yine bir şey demedi bu sefer onların bir şey demeyişi beni kızdırdı. Büyüdüm harama günaha giriyorum beni uyarmıyorlardı.Allahtan utanmaya başladım namazlarıma başlayınca hani şu okulda başını açan ablalar varya tüm o hakikat damlalarını o ablalar anlatmıştı amca kızıma da oda bana anlattı böylelikle başladım namaza o günah ortamında o tatil beldesinde o arkadaş ortamında.erkeklerle de konuşurdum orta okulda (erkek erkadaşa çocukluğumdan karşıydım hep karşıyım arkadaş olarak konuşurdum.). onlardan benle aynı liseye geçenler yine gelirlerdi yanıma onlardan uzaklaştım el şakalarına taviz vermedim bambaşka oldum artık. Öğle araları arkadaşımı eve sırf benle namaza başlasın diye yemek bahanesiyle getirirdim.lise 2de çok samimi 2 arkadaşım oldu.amcamın kızından her gelişimde dinlediğim hakikatleri onlara anlatır tebliğ ederdim.gıybetten nefret ediyordum çünkü ben arkadaşlarımla ilgili meseleleri anlatmaya kalktığımda o sizin beğenmediğiniz başını açan ablalardan gıybet sohbetini dinleyen amca kızım bana anlatır Allah korkusunu ve sevgisini öğretirdi. Amca kızımda kapanmıştı bu arada. Onun kapanması çok hoşuma gitmişti bu sayede ondan iyice öğrenip araştırdığımda kapanmanın utanılmayacak ve asıl yaşlanınca değil gençliğinde yapılması gereken bir şey olduğunu öğrendim.bu sayede giyim tarzım iyice değişmeye başladı. Hayret bana ne olmuştu yarım kollu giymei kapalılıktan sayıp bundan dolayı etraftan arkadaşlarımdan utanan ben.ben yaşlarda kapalı biri olsa onla dolaşmayı rezillik diye düşünüp öyle arkadaşlardan yolumu deiştirip turistler ,arkadaşlar görecek rezil olacağım korkusuyla onlarla yürümeyi gezmeyi atlatmaya çalışan ben şimdi gururla yaz sıcağında uzun kollu giyiyordum arkadaşlarım laf dese Allahtan korkarım hem böyle yapmam Allahın hoşuna gidiyordur diyordum. Zaten ablalarla da tanışmıştım sohbetlere gidiyordum çok merak ettiğim efendimizin hayatını ve ilmihal bilgileini derinlemesine öğrenmiştim artık samimi 2 arkadaşımda benim gibi düşünmeye başladılar. Bu tıpkı bir zincirleme sizin o başlarını açıyor dediğiniz kimseler üniversitede olmasaydılar amcamın kızı kayabilirdi oysaki ona hakikatleri anlattılar o bana ben arkadaşlarıma bense tamamen kapalılığa karşı bir kız iken kendi isteğimle öyle giyinmeye başladım hemde gururla.lise3te başka sınıfa geçtim artık tek başım açıktı etek ve uzun kollu giyiyordum ve gururla.yeni sınıfta yanına oturduğum kızla samimi olduk o ise açık giyinen ailesini kandırıp erkeklerinde olduğu arkadaş ortmıyla gece birlikte kalmayı yanlış bulmayan bir kızdı.birlikte aynı dersaneye gidiyorduk.samimi olmuştuk benim ona açık giyinmesini uyarmam onu şaşırtmıştı ablaların anlatmasıyla bildiklerimden anlattım.ben 15 tatilde kapandım o ise tamamen ablalara karşıyken kendisi okulun sonlaına doğru kapandı ve tam bir risale-i nur talebesi yani şakird olmuştu.dershane hocalarımız derste başlarını açıyorlardı ama onlar orada olmasa o kadar ilgilenmese bizi evlerine ve yemeklerine çay sohbetlerine götürmeseler arkadaş o kadar etkilenip de bu ortamı sevmezdi.sonraki sene tekrar aynı dershaneye gittik o arkadaşım ve diğer 2 arkadaşım bana sohbet verir oldular neredeyse. Neyse sizin deyiminizle o hiç beğenmediğiniz saçma ve cahilce bulduğunuz kıytırık üniversiteye geldim.4 yıllık edebiyat istiyordum ama biran önce hizmet etmek istedim artık zamanımı hergün soru çözmekle deil daha fazla tebliğ ile geçirmek istiyordum. Burada siz bilemezsiniz hergün ne sızıyla ne azapla başlarımızı açtığımızı . ozaman açmasaydın gitmeseydin o üniye diyeceksiniz ama iyikide gelmişim ben tebliğ için gelmemiş olsaydım düşüncelerini tebliğ etmek isteyen farklı insanlara meydan tanımış olacaktım 2 yıl boyunca sınıf arkadaşlarımı onlardan korumak için uğraştım. Saolsunlar ataistler ne güzel ilgileniyorlar onlar arkadaşlara yaklaştıkça biz bırakmıyoruz arkadaşlarımızı mücadele ediyoruz bu arada bir arkadaşım alevi ve ailesi ve kendisi koyu solcu olmasına rağmen bizlere çok güvendiği için bizi dinliyor ve namaz peygamber efendimizin sünnetlerini dinledikçe uyguluyor Allaha şükür. Ve iyiki varsınız diyor.ötekide bu alevi arkadaşın peşini bırakmıyor ama biz olduğumuz için fırsat vermiyoruz. Allaha şükür kurandan aldığımız güçle risaleden aldığımız bilgiler ve hocamızdan dinlediğimiz sohbetlerle nerede ne yapacağımızı biliyoruz.bir başka arkadaşım ise biz daha geçen sene onla tanışmazken eveleri sohbetleri bilmiyormuş.bir kutlu doğum programına davet ettik onu da böylelikle tanıştık arkadaş şimdi namazlarını kılıyor sünnetlere çok dikkat ediyor sağ olsun 2 senede çok mesafe kat etti

ŞİMDİ SÖYLEYİN TAHKİK KARDEŞİM BEN O KIYTIRIK ÜNİVERSİTEYE GELMESEYDİM Kİ BU ANLATTIKLARIM YAŞADIKLARIMIZDAN NUMUNELER SADECE EVET GELMESEYDİM SEN YETİŞECEKMİYDİN BU DÜŞÜNCENLE TÜM ÜNİVERSİTELERE VE BURDA OKUYAN KIZLARA. VE BİZLER DİNDARIZ BAŞLARIMIZI AÇAMAYIZ DEYİP GELMESEYDİK SENMİ ANLATACAKTIN KIZLARA İSLAMİYETİ BU ZATEN ASIL HARAM OLAN. YADA YOKSA DİNDAR OLUP BAŞI AÇIK OLAN GİTSİN ÜNİVERSİTEYE Mİ DİYECEKSİN.

DİNDAR OLAN ZATEN KAPANMAZMI HAKİKATLERİ VE ALLAH KORKUSUNU BİLİNCE VE ÖNÜNDE AİLE VS ENGEL YOKSA . NE YAPALIM ŞİMDİ SIRF SEN KAPALI KIZALAR ALLAHI ANLATMAK DEYİP BAŞLARINI AÇIYOR HARAM YOLDAN HELAL YAPIYOR DEDİN DİYE BAŞ ÖRTÜSÜZ KIZ MI OLALLIM . VİCCDZNIMIZ ACIYIOR. VE EMİN OL BEN VE BÖYLE DÜŞÜNEN ARKADAŞLARIM PARA VE İŞ KAYGISIYLA DEİL HİZMET İÇİN GELDİK BU BEĞENMEDİĞİN KIYTIRIK YERLERE.ÖYLE BİR KAYGIM OLSAYDI İNSANLARA ALLAHI ANLATMAK İÇİN BU KADAR ACELE ETMEZ 1 SENE DAHA ÇALIŞIR PARA GETİRECEK BİR ÜNİYİ KAZANIRDIM AMA NİYETİM BÖYLE DEİLDİ.

YADA BU KONUYA BİRDE ŞU AÇIDAN BAKALIM TAHKİK KARDEŞİM ŞİMDİ GERİYE GİDELİM VE TÜM KAPALI VE DİNDAR KIZLARI OKULLARDAN ÇEKELİM MESELA BUNLAR DİNİNİ YAŞAMAK VE BAŞLARINI AÇMAMAK İÇİN OKUMAMIŞ OLSUNLAR.AMCA KIZIM ÖYLE BİR ORTAMA AYAK UYDURURDU ZATEN SÜSLÜ VE İDEALİST ÖYLE HER DENİLENE İNANMAYAN HURAFELERİ HİÇ SEVMEYEN BİRİYDİ.İYİCE İDEALİST VE ZÜPPE OLUP GELİRDİ BENDE HERZAMANKİ GİBİ ONU ÖRNEK ALIRDIM VE LİSEYE GEÇTİĞİMDE ZATEN AİLEM ARTIK AÇIK GİYMEME İZİN VERMİŞ ZATEN KAPALILIĞI GERİCİLİK OLARAK GÖRÜYORDUM HELEKİ O ERKEK ARKADAŞ ORTAMIMLADA ARKADAŞLIĞI KESMEZ DEVAM EDERDİM BELKİ LİSE YA ERKEK ARKADAŞIM BİLE OLURDU ARTIK ORTAMDAN DOLAYI HATTA LİSE 2DEKİ O 2 ARKADAŞLARIMLA DAHA NELER YAPARDIK SONRA LİSE 3TE GEÇTİĞİM YENİ SINIFTAKİ ARKADAŞIM ONA BÖYLECE HİÇ ZORLANMADAN DAHA ÇABUK AYAK UYDURUR ONUNLA BİRLİKTE AİLEDEN GİZLİ O ERKEK Lİ KIZLI ORTAMLARDA BEND GECELERDİM DEYİLMİ. ÜNİVERSİTEYE GELİNCEDE KIYTIRIK YERDEN DEİL 3SENE HAZIRLANIP İSTEDİĞİM EDEBİYAT ÖĞRETMENLİĞİNİ KAZANIR ÜNİVERSİTEDE ATAİST ARKADAŞLAR BENLE GÜZELCE İLGİLENİRDİ NASIL OLSA ÖRNEK ALACAK DİNİ ANLATAN KİMSE YOK SONRA MEZUN OLUP ÖĞRETMEN OLDUĞUMDA DA BENDE FİKİRLERİMLE ÖĞRENCİLERİMİ ETKİLER VE BÖYLELİKLE YENİ NESİLLER YETİŞTİRİRDİK VE DOĞAN ÇOCUKLARIMDA DAHİL ÖTEKİ TARAFTADA SORARDIM O EVLERİNE ÇEKİLİP KENDİ BAŞLARINA DİNLERİNİ EVDE YAŞAYANLARA SORARDINM NEDEN GELİP ANLATMADINIZ DİYE SORARDI ÖĞRENCİLERİM NEDEN BİZİ O DİNSİZ ÖĞRETMENİN ELİNE VE DÜŞÜNCELERİNE BIRAKTINIZ DİYE.EVET TAHKİK KARDEŞİM BEN BÖYLE OLSAYDIM YETİŞECEKMİİYDİN İMDADIMA ANLATACAKMIYDIN BANA HAKKI HAKİKATİ TEK BANA DEİL AMA VESİLE OLDUĞUM ARKADAŞLARIMADA .

ŞİMDİDE DİYECEKSİNKİ SEN OLMASANDA ALLAH BİRİNİ KOYAR SEN BAŞINI AÇMASAN ALLAH BİRİNİ GÖNDERİR BEN BAŞIMI AÇIP BU DÜŞÜNCELERLE GELDİĞİME GÖRE BU TEBLİĞ DÜŞŞÜNCE VE AŞKINI İÇİME YERLEŞTİREN RABBİM OLDUĞUNA GÖRE DEMEKKKİ BENİ GÖREVLENDİRMİŞKİ ŞU ANDA YERİMDE BAŞKASI DEİL BEN VARIM ZATEN LUT KAVMİYDİ YANLIŞM HATIRLAMIYORSAM HELAK OLDULAR. ONLAR İÇİNDE BİLEN VE YAŞAYANLARDA HELAK OLDU.ÇÜNKÜ ONLAR BİLDİKLERİNİ PAYLAŞMIYOR BENCİLLİK EDİP KENDİLERİ YAŞIYORLARDI.

YAAA TAHKİK KARDEŞİM ŞİMDİ KİM BİLİR DAHA KAPALI KIZLARI BUNLARI BİLE BİLE NELERLE İTHAM EDECEKSİN ÖNCE BEN BURDA OLMASAM SEN GELİP ANLATACAKMISIN YETİŞECEKMİSİN ARKADAŞLARIMIN İMDADINA BANA ONUN GARANTİSİNİ VER BENDE ŞU SON AYLARIMDA DAHİ OLSA OKULU BVIRAKAYİM GÖNÜL RAHATLIĞIYLA İNSANLARA TEBLİĞ EDİLDİĞİNİ BİLME RAHATLIĞIYLA ÖRTÜMÜDE ALIP EVİME ÇEKİLEYİM..EĞER BUNU YAPAMIYORSANDA DAHADA KONUŞMA ELEŞTİRME KAPALI VE OKULDA BAŞINI AÇAN KIZLARIN FEDAKARLIKLARINI BİLMEDEN..

EĞER SONUNA kadar okuduysanız sabırla ve hiç atlamadan Allah sizlerden razı olsun ÖZELLİKLEDE TAHKİK KARDEŞİM OKUSUN VE SORULARIMA CEVAP YAZMASINI RİCA EDERİM.. BİLİYORUM BU UZUN YAZIMLA SİZLERİ ÇOK SIKTIM HAKKINIZI HELAL EDİN SELAMETLE...

SEVGİ OKULLARI

Sevgili Tahkik;

Kusura bakmayın ama çok katı ve radikal olduğunuzu düşünmete başladım.Sebebi Yargısız infazda bulunuyor,itham ediyor,ve neredeyse kafir ilan ediyorsunuz.Kimi sizin gibi müslüman olan ama sizin gibi düşünmeyenleri.Nerden çıkardım.Yazınızda neredeyse karşı cephenin bile kimi zaman kaptığı ön yargılarla itham ediyorsunuz.
M.F.Gülen hocaefendi ve cemaatı yargılıyor,yargıç oluyor,suçluyor,savcı oluyor ve cellat olup infaz ediyorsunuz.
peki bunları yaparken hiç okununuz mu yada dinlediniz mi kendisini yada WWW.TÜRK OKULLARI.NET sitesine girip yapılan hizmetlere şahit oldunuz mu.Yok hayır biliyorum ki yapmadınız yapmayacaksınız.neden hani diyorsunuz ya itham ediyorsunuz ya diğer insanları at gözlüğü takmakla,kendiniz de insafsızca eleştiriyor,insanlığın kallbini keşfetmeni kendi kalbini keşfetmekten geçtiğini,sevgiden geçtiğini,üstadın ifadesiyle mesleğin şevkat mesleği olduğunu
unutuyorsunuz.Evet Allah mutlaka vaadini tamamlayacak,ama tevil hatası yapmayın Evet ümivarız üstansın dediği gibi,ama lütfen kafanızı kaldırın ve dünyanın dört bir köşesinde açan güzel fidanlara bakın.Bakın ve nasıl bende bir tane de olsa fidan dikebilirim düşüncesiyle hemdem olun uykularınız kaçsın,sancılanın bende ne yapabilirim diye..

Bütün güzel günler ve geceler hepimiz olsun

Süleyman Kardeş sözlerimi kardeşlerinizde dinlesinler.

Sevgili Süleyman kardeş
Bir zamanlar cemaatteki bir kardeşe şöyle demiştim bak şu ismi lazım olmayan cemaatin elemanları bizi bir gün gelecek radikal olmakla suçlayacaklar,bizimle aynı kitabı okuduğunu söyleyen bir cemaat sarığımızı,çarşafımızı,davamızı,helal haram arasındaki şüphelileri terk etmemezi,helal yoldan kazanmayanların yardımını almamamızı,kızları karma okullarda değilde medreselerde okutmamamızı,evlerde haremlik selamlık uygulamamızı radikallik olarak görecekler.şimdi sizin bu sözünüz ve sizin gibi onlarcasını aynı şeyi söylemesi sözümü haklı çıkardı,acaba gerçekten bizler radikalmiyiz,onlar taviz vere vere batıyamı yaklaştılar ki artık bizim nebevi giyimimiz,yaşatımız,hal ve hareketimiz onlara aşırı gelmeye başladı.biz sadece peygamberin sarığını takıyorduk,hanımlar peygamber hanımları gibi giyinmeye çalışıyordu,üstadımız gibi helal yemeye içmeye çalışıyorduk ve halbuki islamda radikallik yoktu,eğer radikallikle suçlanıyorduysak peygamber efendimiz,sahabileri ve üstatlarımız radikal mi oluyorlardı,Haşa ve kella.Buyurun bu yazıları siz ve sizin gibi düşünenler harmanladığım yazıları vicdanınızla okuyun.

.Hadisi şerifte buyuruyorki; eğer siz kuşlar ın tevekkülü gibi tevekkül etseydiniz asla açlık çekmezdiniz çünkü onlar sabah yuvalarından aç çıkar akşam karınları doymuş olarak gelirlerdi.Tevekkülü yitirmişsiniz.

Zaten günümüz bayanlarin burnunu hayvaya kaldiran bu çalışma teşviki olmadımı....boşanmalarin %51 i bu yüzden olmuyor mu...eko su var diye en ufak bir maraza bile gelmeden soluğu adliye binasinda buluyorlar..
çünkü.Özgürleşmişsiniz.

Bir bayan yakınına soruyor niçin okuyorsun çalışıcam ve hizmet edicem" dedi. öenmli makamlara gelmek istiyordu hizmet için... gerçekten amacın bu mu doğruyu söyle, yoksa nefsine mi ağır geliyor ? dedim. "nefsime de ağır geliyor aslında" dedi. bu insanlar kandırılıyor mu diye düşünüyorum? hizmet etmek bahanesiyle onların nefislerini yaşamalarına yardımcı oluyorlar. bu kızlara yardım edilmese, yönlendirilmese bu kızlar bu kadar sizce adım atabilirler mi böylesine kötülük dolu bir zamanda ? Bilmiyorlar ki başkaları tarafından cinsel dinsel ve ekonomik yönden sömürülüyorlar.

Efendimiz asm buyurmuyorlar mı : bir günaha vesile olmak, onu işlemiş olmak gibidir !

Rızasını Allahın razı olduğu şeylerde aramayıp sonra Allahın razı olmasını beklemeye hakkımız hiç yok.inşallah konuşan hakikattir.bizim içimizi ,ruhumuzu sızlatan acaba dini mübini yüceltmek için çırpınan insanların önüne bidalar ve tevekkülsüzlük ve sadakatsizlik çukurlarını veya duvarlarını koyan gafillerin yaptıklarından dolayı onların içini sizlatmıyor mu?!bize lazım olan Hz ibrahim gibi sadakat ,iman, teslimyet ruhunu göstererek ateşe girmek için bile bir saniye düşünmeyen insan modelidir. en ekmel,yüce ,ulvi ,hakiki din olan islamdan taviz vermeyendir.

islamın hizmete ihtiyacı yoktur insanın kulluğa ihtiyacı vardır ve başörtüsüde müslüman bir bayanın kulluk görevidir. bu görevini( islama hizmet amacıyla!) nasıl aksatabilirki... hem böyle bir hizmet olayı varsa bile Allah bir görevi yerine getirirken diğer bir görevimizi aksatmamızı istermi? bir farzı arka plana atmamızı istermi bu çok mantıksız. yani siz dininizin bir emrini yerine getirmek için diğer bir emrini nasıl aksatabilirsiniz ki!biz niyetlerimizde samimi olalım Allah bize yardım edecektir... ÜZÜLMEYİN, GEVİŞEMEYİN EĞER İMAN ETMİŞSENİZ MUHAKKAK ÜSTÜNSÜNÜZDÜR..(ALİ-İMRAN 139)

Aslında okumaya mecbur edilecek erkek evlattır. Çünkü ancak okuyarak önemli mevkilere (dünyevi) gelebilirler ve gelmeleri de gereklidir. Tabi ilk önce maneviyat verilecek ve bu maneviyat var olduğu sürece ikincisi için çalışılacak.

Kız evlat için ise, okutup makam mevki sahibi yapma zorunluluğu yoktur. Ona lazım olan İslâmi ilimlerdir. Kocasına iyi bir eş olma, çocuklarına iyi bir anne olma bunlar zaten okullarda öğretilmiyor. O İlmi de Annesinden tahsil edecek.

Vakti zamanında eğer bu tavizler verilmeseydi iş bu noktaya gelmezdi . Demek ki en büyük derdimiz taviz vermek, dini zamana uydurmak isteği... oysaki zamanın kendisi dine tabidir, olması gerekende odur.

Tüm bu zulümler yüksek yerlerden yapılmakta... halkın çoğuda ne yazıkki hakikat noktasında beyhude yaşamaktalar. bi taraflara adam getirmek, koymak çare olamaz. Allah Rasulude (sav) en alttan başladı, en yakınlarından başladı... o halde bazı kesimlerin zihniyetine kapılıp falanca yerde adam olsa tüm bu zulümler biterdi demek ne kadar abes bir düşüncedir. İranda örtü zoruınluluğu var... bizimkisinin tam tersi, sizce kadınlar olması gerektiği gibi örtünüyormu? altlarda kotlar, üstlerde kısa bluzler saçın yarısı açık, adı örtündü. cahili kandırmak basittir. ilim vermek lazım, ameli ilim ama. ve bir de şu "aşağılık" kompleksinden kurtulmak ve aslında bu dinin ve bu dinde teslimiyetin asıl şeref kazandırdığını anlatmak lazım... işe çevre, akraba, hatta aileden başlamak lazım. halkın çoğu gelenek görenek diye değil, yada falan öyle diyor diye değil, tam bir bilinç ile yaşarsa o zaman üsttekiler bişey yapamaz... ama adamlar bakıyor zaten aşağı çökmüş, onlar biz ne dersek diyelim yapıyorlar diyor....
ilim yok, taviz var, aşağılık duygusu var... üst taraf değişse ne çıkar? baskı ve zulümle olmaz... ilim lazım...

ismi lazım değil, vakti zamanında bir cemaatteydim. burada ki insanlar hummalı bir çalışma ile devletin her kademesinden yerlere adam sokmaya çalışıyorlardı. kızları, erkekleri... bu şekilde güya devletimiz İslamın emirlerini yaşamak konusunda özgürleşecek, baskılar kalkacakdı.... ve çeşitli adamalrda mutlaka girmişlerdir bir yerlere, hala da çabalıyorlardır... ama bu insanların çoğunda, nerdeyse tamamına yakınında bir şeyler eksikti, neydi biliyormusunuz ? hakikatler, ilim, ihlas... kızlar ayrı bir küfrün içinde, erkekler ayrı bir küfrün içindeydi...çalışmak uğruna kapılıyken açılan kızlar vardı üniversitede, erkeklerin hali de feci, hepsinin kolunda bir kız, kızlarda kapandık zannedilerek giyilen daracık kıyafetler, pardesü bile yok... o nedenle yaşamak isteyen yaşar, ben yaşayanları gördüm,kendilerine yapılan tüm baskılara rağmen yaşayanları gördüm, hayretle ağzım açık kaldı... bildiğimi sandığım şeyler aslında hep yalanlardan ibaretmiş, hakikatler çok farklıymış... eğer düşünceniz hakikat noktasında birilerinin bir yerlere gelmesi ise olabilir belki.... ama birincil çözüm yine de değil bana göre! balık baştan kokar sözünü çok defa duydum kardeşim merak etmeyin. ama İran örneğini de vermiştim... siz yasaları değiştirebilirsiniz, kuran kurslarını açıp, cemaatleşmeyi serbest bırakabilirsiniz, kıyafete yönelik baskıları kaldırabilirsiniz, ama sizde şu sözü duymuşsunuzdur kardeşim "zor olan nefsin değişmesidir"... İmanın kuvvetleşmesidir.sosyal ve içtimai hayata girdikten sonra dava hizmet diyen insanların makam,mevki,para kariyer endişelerini hizmete tercih edip başkalaşmaları ve kaybolup gitmeleri.

İlahi yardımdan ne kadar endişe duyarsanız yardım o kadar eksilerek gelir! ilahi yardıma güvenmek, tutunmak; bu öyle sağlam bi ipki...tutunun, ve öylece kalmak lazım.!endişeler kumkuması insan azıcık yüreğini ferah tutsa; acaba okumaya müsade etmeyen ailelerin kalbini evirip çevirmeye gücü yetebilecek kim?

İşte...mesele burda; yardımın geleceğini 'tavizsiz' beklemek...hayal ürünü değil bunlar, tecrübelerden kalanlar...istikameti yükle kalbine, duayı ekle diline, ihlası azık et kendine...beka tecellisi var mıdır dünyada?ölmeyen insan mı var? ne baki kalmış?ferahlık zamanları mı, darlık zamanları mı? geçmeyen ne var, bitmeyen ne var? bir eşya bile durdukça eskirken, ona bile daimilik yüklenmemişken, ne sürura ne hüzne bakilik verilmemiştir...yani demem o ki; herşey 'geçer' en geçmez sanılan bile...insan en sevdiğinin ölümüne alışabiliyorsa, alışamayacağı, dayanamayacağı hiçbir şey yoktur!

Burdaki taviz ile alınan diploma ahirette hangi mertebeye mukabildir? ahiret diploması nerden alınır ya da...

'Dünyada da canım cennette, ahirette de canım cennette' gibi bi seçenek müslümana yok !seçenek bize kalmış...

Kabirde ayaklarımızı uzatıp huzur içre yatabilmek için koşmak lazım, derd çekmek ve derdi kabre bırakmamak lazım, müslümanın tatili kabirdedir demişti ehli hikmet...

Hayatının bir çok karesinde hüznü yaşayan bir Nebi'nin ümmeti olarak yaşadığımız hüzünlerde O'dan bize kalma bir sünnet değil midir?

'Küçük imtihanların kıyamet günü başını dik tutmayı öğrenebilesin diyedir...'

hayatını kurtarmak üniversite okumak diye anlıyan cahil kesimler dandik bölümlere yerleştigi ve o bölümü bitirdikten sonra iş bulamadıgı ve yine okumuyanla aynı statüye sahip oldugu görülmektedir ama okuması ona ne katmıştır bilinmez ama çogu insanın yolunu kaybettigi görülmüştür Allah hepimizin sonunu hayr eylesin .

BİR BAYANIN İBRETLİK SÖZLERİDİR ŞUNLAR: “okumaktan,öğrenmekten zarar gelmez bu doğru.fakat nerede ve hangi şartlarda eğitim aldığın önemlidir.ben şuan bir kuruma bağlı olmasa da öğretmenlik yapıyorum.başta kayınvalidem olmak üzere yaşadığım yerde okuma-yazma bilmeyenlere okuma-yazma öğretiyorum.isteyenlere osmanlıca öğretiyorum.oturduğum mahallede çok sayıda kur'an dersi alan var.tüm günüm dolu yani.peki ben bu durumda çalışmış oluyor muyum?evet.peki benden okuma yazma öğrenenler okumuş oluyor mu?evet.
öyleyse şunu anlamak lazım önce: arkadaşların karşı olduğu şey okumak değil;okurken kendini ve dinini kaybetmek.üstelik hadisle sabit olan bir durum da var: harama bakmak unutkanlık yapar! her öğrendiğini unutan insan boşuna okumasın .
aklına,yaşayışına hayran olduğum zat diyorki: helal dairesi geniştir,keyfe kafi gelir.harama girmeye lüzum yoktur !

Geleceğe dair endişeleri sıklık ile hangi mahluklar dile getirir (mahluk =yaratılmış olan) (..)Kimlerin diline pelesenk olmuştur yarına ve rızka dair endişe kimler çiğner bu iğrenç sakızı ....kimler helal haram gözetmeksizin ezer iffetsizce koruması gereken sınırları..

Şunuda belirteyim ki başlarını açanlar; başörtüsü mücadelesine ihanet etmişlerdir ve bu ihanetleri neticesinde zalimler daha da azmışlardır...Ama onların mantığına bakacak olursak başını hizmet için bile açmayanlar ihanet etmişlerdir.acaba bu sözü yüzlerce sahabiye sorsaydık kime hak verirdi.hizmet için başını açanlara mı,yoksa hizmet için bile olsa harama girememek için başını açmayanlaramı.başını açanlar hizmet için açtıysalar,başını açmayanlar hizmete ihanet mi ettiler.

Mücadele edin ama Allahın takdir ettiği tarzda,peygamberin gösterdiği metodla,mücedidlerin getirdiği silahlarla.
Hani İbrahim Aleyhhisselm vardı nemruta ve babasına karşı tevhid davasında asla geri adım atmadı,,nemrutun yaktığı büyük ateşe karşı pervasızca durup ateşe severek girdi,sizin kör mantığınıza bakılırsa o zat hatamı etti.dininin gizlice yaymak,tedbirli davranmak varken,kendini ateşe attı,ama onun sadakati ve imanı o ateşi ona güllük gülüstanlık etti.yakmadı,demek imanı hakiki elde edeni hiçbir küfür ateşi yakmaz.insan iman ve ihlas zırhını giymeyip taviz verse en küçük ateşler bile onu yakar.

Hani Ashabı kehf gençleri vardı hakikati haykırmak yolunda ne ailelerini ne çocuklarını feda etmekten çekinmediler.kıvırmadılar,taviz vermediler.taviz oyunları yapmadılar.emronulduğu gibi dosdoğru oldular.allahı razı ettiler ve mağarada 300 küsür sene uyudular,ama uyandıklarında hak dinin allah tarafından yayıldığını ve her tarafa hakim olduğunu gördüler.onlar vazifelerini yapıp vazifei ilahiye karışmadılar.acaba onların gittiği yol yanlışmıydı,devmleti ele geçirmek makamları ele geçirmek mevkileri ele geçirmek için hakikatleri gizleyip,taviz vermemekle hatamı ettiler.ihanetmi ettiler dinlerine,soruyorum garip güruha,hatamı ettiler.Haşa ve kella,

Hani Ahmet Bedevi Hazretleri vardı akşama kadar evin damında direk gibi otururdu.ama her müslümanında imdadına koşardı.o allahı razı ederdi allahta onu halka razı ettirirdi.o şimdi hatamı ediyordu damlarda durarak,hatamı etti.Haşa ve kella

Hani imam azam diye büyük müçtehidimiz vardı,zamanın yönetimi onu kadı yapmak istemişti o zat bu zalim yönetimin kadısı olmayı red etmişti,ret etmenin sonucu hapishanede dövülerek şehit edilmişti,o zat sizin mantığınızla bakınca hata etmiş olmuyormu,halbuki dine hizmet için böyle bir makamı kabul edip,kendi adamlarıyla doldurabilirdi,yönetimi yavaş yavaş ele geçirebilirdi,millete hizmet için bazı şeyleri kabul edebilirdi,ama o zat bilirdi ki, vazifemi yaparım Allahın vazifesine karışmam,böyle yapmakla hatamı etti.Haşa ve kella

Hani büyük Müçtehid Ahmet bin Hanbel Hazretleri vardı, zamanın Abbası halifesi o zatı yakalatıp hapse atmış ve Kuran mahluktur demesi için zorlamıştı,ya böyle bir fetva verecekti yada hapiste kalacaktı,o zat fetvayı vermektense hapsi tercih etmişti.sizin kör sakat topal mantığına bakılsa hata etmiş olmuyor mu.dine hizmet için,milletin imanını hizmet için devleti bu zalimlerden kurtarmak için,Kuran mahluktur deseydi ona hiçbir vebal yoktu,dememekle şehitliği kabil etmekle hatamı etti,taviz vererek hizmet etmek varken,Ama o zat bilirdi ki dinin sahibi Allahtır,istese dininini bir facirin eliyle de yüceltir.vazifesini yaptı Allahın vazifesine karşımadı.böyle yapmakla hatamı etti.Haşa ve kella,

Hani Bediüzzman hazretleri vardı,küfür devletine karşı deccal sistemine karşı tek bir adam olarak geri adım atmadan,şaşırmadan,susmadan.korkmadan davasını haykırdı,sizin kör sakat topal mantığınıza göre böyle davranmakla hatamı etti.hapisleri ,sürgünleri,zindanları,işkenceleri tercih ederek hatamı etti,halbuki daha dikkatli davranabilirdi,sarığını çıkarabilirdi,namazını kazaya bırakabilirdi,dinin hatırı için şapkayı başına koyabilirdi,ama yapmadı,geri adım atmadı,dinin izzetini,şerefini ayaklar altına atmadı,hapishanelerde,zindanlarda,sürgünlerde bile olsa dini mübini küfür düzenine bırakmadı,mason köpeklerin tahhakümüne boyun eğmedi,kimsenin maşası olmadı,oyuncağı olmadı,zalim kafir papalarla,hahamlarla el ele gezmedi,tek başına öyle bir külli hizmet etikti bugün eserleri fikirleri davası bütün dünyayı fet etti,milyonlarca insanın İslam ve hizmet dairesine vesile oldu,çünkü o zat bilirdi ki galip etmek etmemek,hidayet vermek vermemek,islamı getirip getirmemek,Allahın vazifesi benim vazifem sadece tavizsiz çalışmaktır.gerisine karışmamaktır.Allah istedimi bir adamın eliyle de islamı yayar,Allahın dini izzetlidir,izzetli bir din izzetli mücahidler ister,böyle yapmakla hatamı etti.Haşa ve Kella

Bizler hizmet diye bidalara taraftar olarak,delalet vadilerine düşerek,istinat ve istimdat kalelerini şaşırarak mı hizmet edeceğiz.bu tarz hizmetlerle yapılan tek şey var maddi ve manevi fütuhatların,manevi feyizlerin,duaların önün kesmekten başka bir çaba yok elimizde.Asrın imamına harfi harfiyen uymayan cehalet ölümü üzerine ölür.diyor hadis.dikkat edin hakiki imama diyor.sahtelerine değil.

Bir hadisi şerifte vardır ki Ahir zamanda Bir camide bin kişi namaz kılacak ama içlerinde bir tane makbul olacak.insanlar gömleğini çıkarır gibi imanlarını çıkaracaklar.ne kadar dehşetli bir hadisler değimli,acaba bu 1000 tane müslümanın imanını böyle sallantıda olmasına sebeb olan nedir.demekki iş sadece namaz ile bitmiyor,kimse beni şu bu namaza başlattı deyip te övünmesin,o namaza başlattığın adamın itikadını.imanını sağlamlaştırmadığın için o adamın imanı sallantıda,çünkü o namazdan üstün tutuldu hizmet,adam olsunda yığınlar olsunda mantığı ile hareket edildi.şimdi soruyorum mevkileri mi tutmak makamlara mı gelmek önemli yoksa imanları sağlamlaştırmak mı önemli,küfrün ateşi göklere kamet etmiş siz o ateşe karşı iman suyunu tutacağınıza her dem ihanet üflüyorsunuz bilerek yada bilmeyerek.demek ki çokluk önemli değil yığınlar yetiştirmek önemli değil,o insanlara hakiki iman kazandırmak önemli,o camideki namazı makbul olmayan insanlar kimlerdir.senin onu bunun cemaatindeki insanlardır.baş açarak,namazları kazaya bırakarak,helal harama dikkat etmeyerek,tahkiki iman kazanılmaz.emredildiği gibi dosdoğru olmakla kazanılınır.

Yıllardır eğitim camiasının içindeyim,hizmet adına öğretmenliğe başlayan bir çok bayanın bu yolda iffetini,hayasını,edebini yitirip sosyal ve içtimai hayatta kaybolup gittiklerini gördüm.şahsi kaygıların,mevki makam para vb gibi kaygıların hizmetin yerini aldığını gördüm,ne kadar basitleşip bayağılaştıklarını gördüm,erkek öğretmenlerle göz göze diz dize muhabbetlerini gördüm,bu halleri beni kahrettikçe bunları hizmet diye evlerinden çıkarıp hayasızlaştıranlara lanet okudum.namazlarını feda ettiklerini gördüm,para hırsının onları bencilleştirdiğini gördüm,şefkat hislerini öldürdüğünü gördüm.çalışmayan örtülülere bakınca çalışan bayanların neleri kaybettiğini gördüm.doğum sonrası aylık izinlerini bitirmeden çocuğunu sütten keserek Annesine en muhtaç olduğu bir zamanda annesi tarafından terk edildiklerini gördüm.çünkü Anne alışmıştı para kazanmaya,çalışmaya,çocuğunun yanında bile 3 ay duramamıştı.atmıştı bakıcının sahte kucaklarına,koşmuştu fasık hain adamlarla çalıştığı ortama,

İnsanları mevkileri makamları solcular masonlar dinsizler mi tutsunlar diyerek aldatıp tavize sevk etmeyin aldatmayın yıllarca içinde bulunduğum eğitim camiasında hiçbir solcu öğretmenin çocukların aklına kendi fikirlerini enjekte ettiklerini görmedim.bırak çocuklara kendi çocuklarına bir böyle bir şey yapmadılar,zaten yüz öğretmenin içinden belki bir kaçı solcu yada koministi.ama solcu bile olsalar iyi eğitimciydiler.şimdinin idealsiz gayesiz öğretmen yığınlarından daha iyidiler.hakiki eğitimciydiler,sizin masallarınızda dediğiniz gibi kimseye zulm eden insanlar değillerdi.Allahtan korkun insaflı olun bu milleti dinsiz kominist yerine koymayın,70 milyon içinde sayıları 500 bini geçmeyen sabetayist denilen Yahudi vardır.bunların çoğusu ya sanat sinema edebiyat medyada yada ülkenin dış işlerinde üniversitelerini tutmuşlardır.bunlarında sonu gelmiş durumdadır.birde soyları tükenmek üzere olan koministler solcular kalmışlardır. Ülke nüfusuna vurunca bunların sayısı tükenmek üzeredir.sanki bütün daireleri makamları bunlar işgal etmişler gibi bir masalla insanları uyutmayın,bugün bir sürü açık bayanlar ,öğretmenler,hemşireler,doktorlar,vb gibi meslek sahibi olanları kalkıp dinsizlikle soyalist olmakla mason olmakla nasıl böyle itham ediyorsunuz,sanki bütün makamları masonla dinsizler işgal ediyormuş gibi insanları aldatıyorsunuz.vallahi billahi öyle fasık solcu insanlar gördüm ki onlarca din adına ortaya çıkıp mevki makam işgal edenlerden daha adil şerefli ve dürüst idiler.işgal ettikleri mevkilerde vallahi billahi müslümanın işinden çok fasıkın solcunun işlerini severek yaptıklarını gördüm.bir cemaat ehli müslümanın işini yapmayıp,bir fasık insan için geceleri daireyi açtırıp işini göreni gördüm.eğer bu camia dışında olsaydım ve bunları görmeseydim,yada başka dairelerde çalışan arkadaşları dinlemeseydim sizin masallarınıza aldanırdım.ama şimdi ne deseniz nafile.kimseyi kafir yapmak gibi bir davam asla olamaz.ben sadece tavizli hizmet ile,her şeyi körü körüne kabul ederek hain sıfatıtın kazanmamak gerekir.

Boş ve abes sözlerin maskaralığını yapmaktansa
güzel sözlerin hamallığını yapmayı tercih ederim.

Tahkik kardeş...

Ben size gittiğiniz yolda başarılar dilerim Rabbim yolunuzu açık etsin,hedeflerinizde muvaffak olmanızı da nasip etsin.Fakat herkes inandığı şekilde ve inandığı kadar hizmet eder.Herkesin aynı düşünmesi beklenemez.Fakat bana göre biz bir hizmetin ucundan tutmuşsak;bizim düşündüğümüz şekilde hareket etmeyen kişi veya grupları yerden yere vurmak bize birşey kazandırmaz onu demek istiyorum.Uyarılarınız için teşekkürler ben sizin yazdıklarınızın bazılarına katılmadığım için farklı düşünüyorum bu da normal zaten fakat sizin davranışlarınız ya da görüşleriniz yanlış demiyorum.Ama bu yazdıklarınızla samimane hizmet edenlerin hiç değilse bir kısmının hakkına girdiğinizi düşünüyorum.Cemaatin yüzde 80'i boş demişsiniz beni onlar değil kendim ilgilendiriyor;kendi adıma din için Allah(c.c) için neler yapabilirim onunla ilgilenirim.Hocaefendi'yi ve görüşlerini de yanlış yorumladığınızı düşünüyorum tabi siz benim gibi düşünmeyebilirsiniz.Uyarılarınız için tekrar teşekkür ederim.Allah(c.c)'a emanet olun.Selam ve dua ile..
Hak,tepene inen bir kılıç da olsa,boynunu ona uzatmaktan çekinme..!

Allah bizi dinine kurban olanlardan eylesin.

yarın mubarek kurban bayramı
nasıl ki her asırda yüzlerce binlerce onbinlerce yüzbinlerce peygamberi evliyası esfiyası müçtehidi müceddidi şehidi allah yolunda islam için kuran için dini mübin için kurban olmuşlar

bizlerde kurbana en çok ihtiyaç olduğu şu ahir zamanda islama kurana imana kendini kurban edecek neslilleri Allahtan murat edelim.

Hz ismail,HZ hamza,Hz Osman,Hz ömer Hz hüseyin,Hz vb gibi islamın hakikatleri için kurbanlık olarak seçilenlerden eylesin rabbimiz bizleri,

kafirle küfürle olan mücadelemizde müminleri izzetiyle cihad edenlerden eylesin rabbimiz.

kafirin zalimin hainin karşısında islamın izzetini şerefeni kiymetini düşürmeden cihad edenlerden eylesin rabbimiz,

hainlerin münafıkların zalimlerin
karşısında eğilmeden bükülmeden kıvırmadan alnı dik başı dik onuru dik şerefi dik olarak duranlardan eylesin rabbimiz.

zalimin karşısında tavizsiz geri adım atmadan davasında sebat gösterenlerden eylesin rabbimiz,

imansızın karşısında açmadan saçmadan,korkmadan,şaşırmadan alçalmadan savaşanlardan eylesin rabbimiz,

şerefsiz dinsizlerin karşısında erkekleri hz hamza cesareti,bayanları hz asiye cesareti,gösterenlerden eylesin rabbimiz,

müşriklerin karşısında bedir arslanları gibi geri adım atmadan,korkmadan,savaşıp galip olanlardan eylesin rabbimiz,

imansızların karşısında peygamberi bir eda,peygamberi bir secaat,peygamberi bir cesaret,peygamberi bir giyim,peygamberi bir mücadele edenlerden eylesin rabbimiz,

laiklerin karşısında ,dinsiz profların karşısında islamın şerefini mukaddesatını ayaklar altına atmayıp başta taşıyanlardan eylesin rabbimiz,

solcusunun masonun koministin karşısında dinini şerefini mukaddesatını alaya aldıranlardan eylemesin rabbimiz,

dinsizler karşısında imanını inancını gizleyerek değil kafir zalim yüzlerine haykıranlardan eylesin rabbimiz,

dinsizin karşısında köprüyü geçinceye kadar dinsiz ayılara dayı diyenlerden eylemesin rabbimiz,

ümeti muhammedin içine yeni fitneler bidalar yeni çığırlar açanlardan eylemesin rabbimiz

islamın şerefini izzetini kurtarmak için kendini feda edebilen,kurbanıklardan olmayı bizlere nasip ve müyesser eylesin rabbimiz,

erkeklerin sokaklarda sarıkla,bayanların çarşafla gezeceği,kadın ve erkeklerin karma olmayan okullarda okuyacağı,karma işyerlerinde çalışmayacağı,kadınların sadece fıtratlarına uygun işlerde istihdam edileceği,pavyonlarda umumhanelerde kadınların satılmayacağı,flörtün zina cezası olarak tatbik edileceği,içki fabrikalarının kapatılacağı,barların kapatılacağı günleri rabbumuz bizlere nasip etsin,işte asıl bayramlar o zaman kutlanacak,bazı hain gruplar istemesede Allah nurunu tamamlayacak ve şeriati bu ülkeye hakim kılacak,o zaman yetişecek olanlar ellerindeki parmakların sayısından fazla bekleyemecekler,o zaman yetişenler eğer evlerinde şeriati yaşıyorlarsa zaten sorun yok yaşamayanlar ise zorlanacaklar,onun için aklı olan şimdiden şeriati evinde hakikik olarak yaşar ve o umumi bayramlara yetişir o coşkuyu yaşar.
herkesin kurban bayramını tebrik eder ümmeti muhammedin sahil selamete çıkmasını yüce rabbimizden niyaz ve temenni ediyorum.
Hakkınızı helal edin.

Boş ve abes sözlerin maskaralığını yapmaktansa
güzel sözlerin hamallığını yapmayı tercih ederim.

Nerdee..

Abi, sen cidden birgün T.C. nin bir seriata dönüsecegini mi zan ediyorsun, bunu neye dayandiriyorsun?
Biz kendimize, ailemize, yakinlarimiza söz geçirebiliyormuyuz? Kaç kisinin evinden televizyonunu kaldirabildin, kaç kisiyi içkiden , sigaradan, vaz geçtirebildin?

Bil ki zorla seriat ancak ters tepki yapar. T.C. nin bir kismi tamamiyle Batilasmisdir, mesela sahil kentlerinde daha çok görülüyor.. Ve bunlara "flört'ü cezalandirma taraftariyim" desen onlar "Bu adam deli herhalde, flört güzeldir, insanlar birbirlerini tanisinlar" karma okullara karsiysan " Sen hangi çagda yasiiyorsun, kadin erkek esitliginden duymadinmi yobaz herif" derler..

önemli olan burda, insanlara Islami güzel bir sekilde anlatmaktir.. 5 vakit namaz kilanlar dahi "ne yani, sehevi arzular için degilde Islami yasiyan bir es bulmak için karsi cinsle muhabbet mübah" derlerken isimiz gerçekten zordur..

Yorum izleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçerek değişiklikleri etkinleştirmek için "Ayarları kaydet"i tıklayınız.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Son yorumlar

. . . . . . . . . . . . . . Iste Zehirli Ok'lar . . . . . . . . . . . . .
Alkol · Flört · Porno · Seks · Zina · Göz Zinası · Şehvet · Aşk · Chat · Dans · İftira · Nefis · Medya · Televizyon · Şeytan · Büyü ve Sihir · Cincilik · Fal · Kehanet · AIDS

. . . . . . . . . . . . . . Panzehirler . . . . . . . . . . . . .
Amel · Dua · Namaz · Oruç · Zekat · Evlilik · Eğitim · Hayat · Aile · Gençlik · Kadin · Tesettür · Sevgi · Maneviyat · Ahlak · Bela ve Musibet · Edep · Haya · iffet · Sabır · Tevbe · Şefeaat· Nasihat · RIZIK · Sağlık

Perde arkası · Güvenlik · Haber · Hikaye · Kitap Tavsiyesi · Soru-Cevap · Şiir · Asrı Saadet · Osmanlı

Anket

Chat, forum ya da messenger den tanıştıkların ile sohbetin boyutu ne kadar?: