Archive - Eki 2006

October 17th

Neler Haram dir ?

Haram ile ilgili sorum olacak; bilgisi olan cevaplarsa sevinirim. Lutfen yorumlarinizi bekliyorum.
1- Bir insan calistigi isyerinde gelen musteriler icin ikram edilmek uzere olan cikolata-seker vs. tabagindan yanina alip, evine goturup cocuklarina yedirirse ( isyerinde o yiyeceklerden yeme hakki var ve isteyken istedigi kadar yiyebiliyor ) harammidir? Cocuklarinin yemesi haram midir ?
2- Toplu tasima araclarina binerken bilet kullanmazsa (kacak olarak binerse ) bilet miktari kadar haram yemis sayilirmi ?
Kucuk-onemsiz-basit gibi gormeyiniz lutfen dusuncelerinizi belirtiniz.

October 17th

SANATLARIN DOĞUŞUNDA VE GELİŞMESİNDE VAHYİN TESİRİ

Yeryüzünün halifesi olarak yaratılan insana, arzın iman ve hayatının devamı için zaruri veya faydalı olan, sanat ve bilgiler, peygamberler aracılığı ile öğretilmiştir.

Peygamber çocuğu olarak dünyaya göz açan âdemoğlu, yaratılışında kendine ihsan edilen kemâl nüvesini geliştirmeye hevesli bulunuyordu. İçinde gizlenen heveslerin meyvesini derebilmek ve yeryüzünü yaşamaya müsait hale getirebilmek için bir çok hüner ve sanata sahip olması gerekiyordu.

Hz. Adem ve hanedanı için ilk hissedilen zaruret, hayatlarını devam ettirme fikri oldu. Cenab- Hak, Âdem aleyhisselâma eşya ve eşhasın isimlerini öğretmiş ve bir çok sırlardan haberdar etmişti, İnsan hayatı için gerekli olan madde isimlerinin bunlar arasında bulunacağı, bu hususla ilgili âyet-i kerimenin içinde yer alan "Küllehâ" te'kidinden anlaşılmaktadır.

EHL-İ KİTAP KİMDİR VE KESTİĞİ YENİR Mİ?

Ehl-i kitap; Allah tarafından gönderilmiş bir Peygambere, indirilmiş semavî kitaplardan birine iman etmiş kimseye denilmektedir.

Bu tariften ehi-i kitabın iman ehlinden olduğunu değil, Allah'a şirk koşanlardan ayrıldığı noktayı anlamaktayız.

Hıristiyan veya Yahudilerden bulunan bir kimsenin kestiği hayvanın yenilebilmesi, bazı şartlara bağlanmıştır. Şöyle ki:

a)Kesimi yapan gayri müslimin Allah'a şirk koşan bir kimse olmaması,

b)Keseceği hayvanın İslâmî usûl üzerine boğazlanması,

c)Keserken Allah'ın adını anmış olması.

Fıkıh kitaplarımız; enine, boyuna ve derinliğine incelendiği zaman, ehl-i kitabın kestiğinin yenilebileceğine dâir fetvanın mutlak bir ifâde ile verilmediğini ve yukarıdaki şartlara bağlandığını görmekteyiz.

TAKDİR VE TEDBİR

Vukû bulacak şeylerin zaman ve mekânını, evsaf ve hususiyetlerini Allah Teâlâ'nın ezelde hükme bağlamasına "takdir" adı verilmektedir. "Tedbir", yapacağımız işlerin hayırlı olup olmadığını tesbit için, o fiillerin sonuçları üzerinde düşünerek, hareket etmemizi iyiye ve güzele doğru tanzim etmektir.

Yaratılmışların şerefçe en üstünü bulunan, akıl ve fikirle teçhiz edilen insanın irade ve isteğine dayalı işlerde, ölçülü hareket etmesi ve tedbirli olması gerekmektedir. Zira insan, su üzerindeki saman çöpü gibi, hadiselerin seyrine tâbî olacak bir acz içinde yaratılmış değildir.

Buzdolabı suratın dondurduğu umutlar

Merhabalar
Ben 31 yaşında 13 yıllık evli iki çocuk annesi bi ev hanımıyım.lise bittiği yıl yaz tatilinde nişanlandım 18 yaşındada evlendim. daha önce hiç flörtüm olmadı,kimseyle çıkmadım. hiç kimsenin gözüne gözüm değmedi. ilk eşimle gözgöze geldim. ben her şeyi eşimle yaşamak istemiştim.

Ben evliliğe beyin olarak hazırdım aslında. islama göre evlilikte kadının vazifelerini biliyordum,kitaplar okumuştum.ama maalesef henüz doğru seçim yapma olgunluğuna erişmemişim ki yanlış kişiyi eş olarak seçtim.Allah insanaların karşısına yollar çıkarıyo ama maalesef biz kullar irademizle yanlış seçimler yaparak bütün bi ömür acı çekiyoruz.

Kadın Casus dansöz Mata Hari

Hollandalı olan Mata Hari'nin asıl adı Margaretha Geetruide Zelle'dir. (d. 7 Ağustos 1876, Leeuwarden - ö. 15 Ekim 1917 Vincennes) Dansçı ve sözde casus. 1. Dünya Savaşı yıllarında Almanlar hesabına çalıştığı için idam edilen Mata Hari'nin ismi Malay dilinde şafağın gözü anlamına geliyor.

Hollandalı bir işadamının kızı olup, okul çağında bir manastırda eğitim gördü. 18 yaşındayken Hollanda ordusunda görevli İskoç asıllı bir subay ile evlendi. Kocasının vazifesi sebebiyle bir müddet Amsterdam'da, bir süre de Java adasında bulundu. Hollanda'ya döndükten sonra kocasından ayrılarak Paris'e yerleşti. Burada dansetmeye başladı ve kısa sürede meşhur oldu. Şöhreti Paris, Londra, Viyana, Berlin ve Roma gibi Avrupa şehirlerine yayıldı. Bu ülkelerin hükümetlerinde görev yapan önemli kişilerle yakınlık kurdu.

Savaş Yıllarından Kadın Manzaraları

Bir kadın, kaçıyordu… Köylerini , yaşamlarını silahlarla basan Yunan askerlerinden kaçıyordu. Orhangazi’nin Çakırlı köyü kadınlarından Yusuf kızı Şerife’ydi o. Yıl 1920, günlerden 16 Ekim’di. Köylüler kasatura, süngü ve tüfeklerle meydanlarda ve evlerde öldürülürken nasıl olduysa kaçmayı başarmıştı işte. Yanında evine sığınan 5-6 kadın ve birkaç erkek akrabası da vardı. Ancak kısa sürebilmişti diğerlerinin kaçışları... Oğlunu arıyordu Şerife. Yanındakiler Yunanlılarca yaralanır ya da öldürülürken o, oğlunu bulabilmek için sağ kalmıştı belki. Buldu da oğlunu o keşmekeşte. Bir dere kenarında buldu 9 yaşındaki Durmuş’u, sağ kolu dirseğinden kesilmiş ve omzundan kurşunla yaralanmış olarak. Kanlar içinde ve baygındı çocuk. Şerife yavrusunu en azından sağ bulmuş olmanın mutluluğuyla kaçmaya devam etti. Günlerce aç kaldı, korkuyla ilerledi ama her şeye rağmen Dersaadet’e ulaştı. Yunanlıların köyünde gerçekleştirdikleri kıyımdan sağ kurtulmayı başaran birkaç kişiden biri olarak geçti tarihe ve bu anlattıkları Bab-ı Ali’nin 5 Mayıs 1921 tarih 203 nolu dilekçesinde resmi olarak yer aldı.

Diplomatların Mata Hari korkusu

1940'larda Rus gizli polisi, Moskova'daki diplomatları oltaya düşürmek için çok iyi eğitilmiş kadın casuslar kullanmış. Yunan Büyükelçi Athanas Politis'in evlendiği kadın NKVD ajanıymış.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanlara casusluk yaptığı sanılan Macar asıllı İngiliz Lady Effingham yahut Malwina Gertler'in, dönemin Londra büyükelçisi Tevfik Rüştü Aras'ın da aralarında yer aldığı pekçok diplomatla ilişki içinde olduğu ortaya çıktı. MI5'e göre İngiliz bir aristokratla evlenen ve Lady Effingham adını alan Malwina Gertler, Aras'la da yakın arkadaş imiş. Delil yetersizliğinden serbest bırakılan Lady Effingham, eşinden ayrılarak Avustralya'ya yerleşmiş. Hürriyet'ten Faruk Zabçı'nın haberine göre 'Manci' lakaplı Effingham'ın yargılanması sırasında avukatı Tevfik Rüştü Aras'a bir mektup yazarak ilişkisinin mahiyeti hakkında bilgi istemiş. Aras ise, “Onla ilişkilerim tamamen sosyal bir çerçevededir. Benden hiçbir zaman gizli istihbarat almaya kalkışmadı. Sohbetimiz mutfak ve çocuk bakımıyla ilgiliydi ve benle bu konularda sık sık konuştu” demiş.

October 15th

ÇOCUKLARA SEVGİ VE VERGİDE ÖLÇÜ

Her insanın, evlâdına beslediği sevgi fıtrî ve medenî bir haslettir. Bu asil sevginin çocuklar arasında eşit olarak dağıtılması İslâmî bir vazifedir. Bu hususa dikkat göstermek, çocuğun babaya ve anneye olan güvenini perçinlemiş ve sevgisini artırmış olur. Aksi bir yol tutmak, ebeveynine kırılmaya ve kardeş arasında dargınlığa sebep teşkil eder.

Evladın ne cinsiyeti ne de büyük veya küçük olması, sevgide üstünlük ve vergide tercih sebebi olamaz, olmamalıdır. Onlara muhabbette hislerimizin tesiri altında kalmamalı, kalmışsak açığa koymamalı; hele ikram hususunda, dimağımızla hareket edip, dinî ölçülere tam olarak uymalıdır.

ZARARI ÖNLEMEDE ÖLÇÜ

İslâm dini, zarar görmeyi de zarar vermeyi de yasaklamış; vukua gelen bir zararın ortadan kaldırılması için hukukî müeyyideler koymuştur. Bir işin başlangıcında, kasdî olarak zararlı hareket etmeyi men eden dinimiz, zarara zararla mukabele etmeye de müsade etmemiştir. Zira bâtıl bir hareket, kıyas noktası olarak alınamaz. Takip edilecek en makul yol, hakime müracaat ederek zararın telâfisini istemektir.

Bu mevzuu müşahhas bir misalle açıklığa kavuşturmak isteriz: Bir kimse, koyunlarını bir şahsın tarlasına sokarak ekinini yedirse, mağdur olan kişi, mukabil bir harekete teşebbüs edip mütecavizin ekinine veya başka bir malına zarar yapamaz. Çünkü o mal, zarar yapan şahsın mülkü ise de, millî servet sayılmakta ve birçok kimsenin ondan faydalanma ihtimali bulunmaktadır.

İLİMSİZ AMEL EDENİN SONU

İlimsiz amel insanı nerelere götürebiliyor.Eğer Bersisa şeriatı bilseydi içki içmekle Allah'a yakın olamayacağını kavrardı.Her türlü kötülüğün anası olan içkiyi içen insanın da yapmayacağı günah da elbette yoktu.

Bersisa isminde bir zat,ıssız bir yere kapanmış,gece-gündüz Allah'a(c.c) ibadet ediyor ve hiçbir kötülükte bulunmuyordu.Bu adama Şeytan musallat olmaya başladı.Şeytan ne yapıp ne edip bu adamı ibadetten ve duadan uzaklaştırmak istiyordu.Çünkü bu adamın yapmış olduğu dualarla binlerce günah sahibinin günahını Allah siliyordu.Şeytan aleyhilla'ne adamı kandırmak için türlü hilelere başvurdu.Fakat bir türlü kandıramadı.En sonunda şeytan işin kolayını bulmuştu.Çünkü Bersisa,çok ibadet ediiyor,mütteki,züht ve takva sahibi bir zattı ama,alim değildi.Yani dini ilimleri pek bilmezdi.Ondan dolayı onu kandırmak kolay olacaktı.

Şeytan planını şöyle tatbik etti:

ÖNSÖZ

Cenâb-ı Hakk'a sonsuz hamd-ü senalar, Resûl-i Ekrem (s.a.v.) ve âline selâm ve ihtiramlar olsun.
"Müslümanca Yaşama Sanatı" ismiyle neşredilen kitabımızın ilk baskısı, ilâhî bir lütufla ve efkâr-ı umûmiyede gördüğü rağbet sebebiy-le, kısa zamanda tükenmiş ve ikinci defa basılma mazhariyetine eriş-miş bulunmaktadır.

Bâzı dostlarımızın ikinci bir kitapla bu serinin devamını istemeleri üzerine, çalışmaya başlamış; muhtelif tarihlerde makale tarzında çık-mış yazıları, yenileri ile takviye ve tasnif ederek, "Müslümanca Yaşa-ma Sanatı" cilt 2 adı ile kitap hâline getirmiş bulunuyoruz.

BİBLİYOĞRAFYA

KİTABIN HAZIRLANMASINDA
FAYDALANDIĞIMIZ ESERLER
(BİBLİYOĞRAFYA)

1. Kur'ân-ı Kerim.
2-Tefsir-i Kurtubî: Dârui-Kitâbi'l-Arabiyye Kahire 1967.
3-Tefsir-i İbni Kesir:, Matbaa-i İsâ el-Bâbî el-Halebi Mısır.
4- Hak Dini Kur'an Dili, Matbaa-i Ebuzzıyâ, İstanbul 1935.
5- Kur'an-ı Hakim ve Meâl-i Kerim, Ahmet Sait Matbaası, İstanbul 1957.
6- Buharî, Matbaa-i Âmire, İstanbul 1315.
7- Müslim, Muhammed Ali Sabih Matbaası, Kahire 1334.
8- Ebu Davud, Dâru-İhyâ-i Sünen-i Nebeviyye.
9- İbni Mâce, Matbaatü'l-İlmiyye, Mısır 1313.
10- Müsned-i Ahmed bin Hanbel, Mektebetü'l-İslâmiye, Beyrut.

SON SÖZ

Müslümanca Yaşama Sanatı'nın 2. cildinin tasnif ve tertibi, Allah Teâlâ'nın tevfik ve inayeti ile, neticelenmiş bulunmaktadır. Yorgun bir vücudun ve durgun bir dimağın kırık dökük ifadeleri ile okuyucularımı-za takdim ettiğimiz bu kitap, oniki bölümden ibarettir. Mevzuların sıra-landırılmasında 1. cildin tanzim ve tertibi dikkate alınmıştır. Bu usul ile hem aranılan bahsin bulunma kolaylığı ve hem de iki kitabın birbirini tamamlaması düşünülmüştür.
Kitapta görülecek noksanlıklar, aczimin neticesi olup, tamamen şahsıma racidir. Muvaffak olunabilmiş yönleri varsa, müstekıllen Cenâb-ı Hakk'ın lütfudur. Bu gerçeği dikkate alarak Rabbime hamd-ü senâlar ediyorum. Bu yolda hareket etmek ile "Onların dualarının sonu da Elhamdü lillâhi Rabbi'l-âlemin (demek)tir" meâlindeki âyet-i celi-lenin işaret ve beşâretine nail olmayı niyaz etmekteyim.

MÜTEFERRİK MEVZULAR

ONİKİNCİ BÖLÜM
MÜTEFERRİK MEVZULAR

Son yorumlar

. . . . . . . . . . . . . . Iste Zehirli Ok'lar . . . . . . . . . . . . .
Alkol · Flört · Porno · Seks · Zina · Göz Zinası · Şehvet · Aşk · Chat · Dans · İftira · Nefis · Medya · Televizyon · Şeytan · Büyü ve Sihir · Cincilik · Fal · Kehanet · AIDS

. . . . . . . . . . . . . . Panzehirler . . . . . . . . . . . . .
Amel · Dua · Namaz · Oruç · Zekat · Evlilik · Eğitim · Hayat · Aile · Gençlik · Kadin · Tesettür · Sevgi · Maneviyat · Ahlak · Bela ve Musibet · Edep · Haya · iffet · Sabır · Tevbe · Şefeaat· Nasihat · RIZIK · Sağlık

Perde arkası · Güvenlik · Haber · Hikaye · Kitap Tavsiyesi · Soru-Cevap · Şiir · Asrı Saadet · Osmanlı

Anket

Chat, forum ya da messenger den tanıştıkların ile sohbetin boyutu ne kadar?: